• 440 syf.
    ·2 günde·7/10
    NOT:SPOİLER OLABİLİR.
    Kitabımız Uçurtma Avcısı. Başlangıçta çok güzel ilerliyor kitap. Afganistanı, halkın örf adetlerini, taliban şavaşını işleyişi çok güzel. Yazar cidden çok yetenekli ve kalemi çok güçlü. Kitaptaki karakterlerin özellikleri ayrıştırıcı ve akılda kalıcı buldum. Bu yüzden de açıkcası 270,300 sayfasına gelene kadar kitaba kendi biçeceğim puan 9 civarı idi... lakin şu an kitaba biçtiğim puan 6 ila 7 arasında. Şimdi gelelim sebeplerine;
    Kitabımız aile çöküşü falan çok güzel anlatırken ve aslında bazı karakter ölümlerinde ağlatma potansiyeline sahip olacakken çok basitçe geçti. Yani 270 sayfa boyunca bir karakter için sürekli hicv ve betimlemeler bulunurken, sürekli adı geçerken ve kitapta önemli bir yere sahipken bir sayfanın 15 kelimesinde öldürüldüğünde insanda pek bir duygu karşaması yaşatmıyor. Bu 1.durumdu benim için. Kitap ölümlerdeki duyguları iyi lanse etmemişti. 2.durumda taliban savaşını çok güzel işlemesine rağmen asker ve askeri,siyasi politikanın öyküleştirilme biçimiydi. Askerler çok saçma derecede "ağağağa hadi öldürelim, ağağa müslümanız başkanımız pedofili olabilir ve kendi yasaklarını çiğner ağağağa biz bunu umursamayız çünkü biz askeriz bizim beynimiz yok ağağa" diye tavırlar sergiliyoru. Yav tamam tabi emir demiri keser de yani kardeşim seni uzaydan indirmediler ya. Senin başkanın kendi kurallarını çiğniyor, Allah Kuran diyerek size komutanlık yaparke haramların en nicelerini yapıyor sizde şebek gibi gülüyorsanız bu işte bir iş var derim. Yani sende insansın şunu demen gerekmez mi ? "Yav hocam iyi hoş Allah, Kuran ne güzel o kadar insanı katlettik zinadan, müzik dinlemeden, bağırmadan. E sen gelmiş hepsini yapıyorsun hadi onu geçtin Pedofili ! Yahu sen askersin de beyinsiz değilsin ya pedofili bir adama bu kadar ağağağa gülerek biat edilmez ki" bu durum benim çok sinirimi bozdu okurken. Bir diğer durum öykülemede son 100 sayfada işlerin Türk dizi sektörüne dönmesiydi. "Eski dost şu çıktı, Dur!! O senin kardeşin yapma ! Ne!! Kardeşim mi Allahımmm öldürün beniii!!!" Tiplemeler. 2,3 kişi tarafından tecavüze uğramış bir çocuğun üstelik eğitim almamış olmasına rağmen filozof gibi davranması, intaharı kusursuz bilmesi biraz saçma geldi. Her şey tamam bu kadarı gayet güzel de bazı yerler "wtf abi, bitir artık şu kitabı iyice saçmaladın" derecesine getirtip kitabı açma hevesimi kırdı. Arkadaşlar şu soruyu size soralım bir askersin ve ırkçılık yaptığınız katlettiğiniz kökenleri barındıran bir insanla vatan haini başkanın odasında. Başkan bunları öldüreceğini söylüyor diyor ki burdan birisi sağ çıkacak ya onlar ya ben asla karışmaın diyor. Tabi komutanım çekiyorsunuz. İşin sonunda başkanınız kaybediyor o vatan haini ile köklerini kuruttuğunuz ırkın insanı ordan çıkıp gidebilir mi ? SARAYDAN!!! Yürüyerek başkanı haşat edip çıkmak ? Yok artık ya. Daha sonrasında her şey tamam "abi git de bitsin her şey" dediğimiz vakitte boş yere kitabı uzatmak için eklenen saçma gereksiz problemler iyice sinirimi bozdu. Bu yüzden de kitabı bitirmek dahi istemedim. Tabi bu benim nacizane görüşüm. Doğru değildir görecelidir. Kitabın yazarı şahane bir yazar, kalemi çok kuvvetli sadece sonlara doğru artık oda geçiştirmiş ve hemen bitirmek için saçmalamış gibi hissetim.
  • 138 syf.
    ·7 günde·Beğendi·7/10
    Seelaaamm beyler ve de beybiler !

    *Ağır spoiler içerebilir. İçerse de etki etmeyebilir.

    Çekirdek alıp çitmelik, bitene kadar sinir krizi geçirmelik bir kitap fatih-harbiye.

    Genel olarak modern bir hayat ile, eski geleneksel  değerlere bağlı hayat arasında çelişkide kalıp bocalayan, bu süre zarfında da tüm gücü ile  etrafını darlayan ve bezdiren Neriman'ın psikolojik ve kültürel çatışmalarını anlatıyor kitap.

    Konservatuar okuyan ve yaklaşık 7 yıldır nişanlı olan Neriman ve Şinasi'nin ilişkisi Neriman'ın batı özentiliği yüzünden çıkmaza girer.
    Neriman'ın bir arkadaş grubunda tanıştığı Macit ile sık görüşmeleri sonucu o hayata olan özlemi ve sevgisi iyice ortaya çıkar.
    Eskisinden çok daha farklı giyinmeye, davranmaya başlar. Ve tüm bu süre zarfında babası gönlü kırılmasın diye her isteğini yerine getirmeye çalışır.
    Öyleki yeri gelir, oturduğu semtten, giydiği kıyafetlerden, etrafındaki insanlardan bile rahatsızlık duymaya başlar. 

    Şinasi ise tüm bu değişimleri fark etmesine rağmen (yalanını bile yakalamasına rağmen) sessiz kalmayı tercih eder. Hatta karşısındakini bu sessizlik ile çıldırtacak duruma getirecek kadar güçlü bir karaktere sahiptir.

    Öyleki benim bile sinir olup "konuşsana, sorsana hesabını!" diye kendimi yediğim bölümlerde bile o ağırlığını, sakinliğini korudu. Ve tahmin edilen üzere Neriman'da bu sessizlik karşısında çıldırdı zaten (:

    Kitabın olay örgüsü genel olarak bu şekilde. Diziyi izleyenler çok daha vakıftır zaten, fakat ben izlemediğim için bende hissettirdiklerini bir kaç cümle ile paylaşmak istedim.

    Bu arada kitap her ne kadar 1930'lu yıllarda yazılıp basılmış olsa da, şimdi daha da başkalaşmış, hatta daha kötü halini yaşayıp görmekteyiz. Etrafınızdaki insanlara biraz dikkatli baktığınız da (özellikle yeni gelen nesile, genç tayfaya) tamamen memnuniyetsiz, sürekli tüketen, hep daha iyisini ve fazlasını isteyen ama asla tatmin olmayan bir toplum olmaya başladığımızı göreceksiniz. İçler acısı bir durum, böyle nasıl devam eder, önüne nasıl geçilebilir bilmiyorum ama, gitgide kıymet bilmeyen, bireyselliğe ve bencilliğe önem veren kişiler olmaya başladık. İşin kötüsü bu durumu iyice benimsedik...

    Sonuç olarak, tüm kitap böyle mi geçiyor, bitmiyor mu bu batılı sevdası, vay efendim ayrıldılar mı, yoksa aşk-ı memnu tadında devam mı etti diyorsanız da;
    Neriman'ın balo için, kuzenlerinden elbise konusunda fikir almak üzere gittiği evde kendisine anlatılan hikayenin onu derinden etkilemesiyle olayların tüm seyri değişiyor, diyerek son bir spoiler dokundurması yaparak kapatalim incelemeyi.

    Bir dağınık ama düzensiz, birazda spoilerlı incelemenin daha sonuna geldik. 127 sayfalık çıtı pıtı sinir krizi temalı kitabı okumanızı tavsiye ederim.

    Bir başka karışık, dağınık, incelememsi bişiler de  görüşmek üzere. Esen kalın, takip de kalın.

    (Ya da kalmayın siz bilirsiniz)

    =)