️️️️️☆ ☆ ☆ ☆ ☆
Kapağı gibi çok şeker, çıtır çerezlik bir lise romantik komedisiydi. Benim çok sevdiğim bir kitap oldu, herkes benim kadar bayılmayabilir ama kısa ve akıcı bir şeyler okumak isterseniz tavsiye ederim. Kitap boyunca oyun, film, kitap ve müziklerden bahsedilmesi de okumayı benim için daha keyifli bir hale getirdi.
Hikâye, Broadway’de yönetmen olmayı hayal eden müzikal tutkunu Riley ile D&D (Zindanlar ve Ejderhalar) bağımlısı Nathan ve arkadaşlarının etrafında dönüyor. Riley’nin yaşadığı bir olayın ardından ceza olarak babasının oyun dükkânında çalışmaya başlamasıyla da bu şirin hikâye başlıyor.
İnsan mantıklı değildir; ve böyle olması daha da iyi bir şeydir çünkü güzel olan her şey mantıksızlık sayesinde var olmaktadır.
Mantık, matematiği doğurur; mantıksızlık ise şiiri. Mantık, bilimi getirir; mantıksızlık ise dini. Mantık ile piyasa, para, pul gelir; mantıksızlık ile de aşk, şarkı, dans.
"Bahsettiğimiz Latince şiir şöyle başlar: "Çiçek, çiçeğimi kopar. Çünkü çiçek aşkı temsil eder". Şiirin özne sesi, aşkına armağanını kabul etmesi, duyularıyla fiziksel olarak etkileşim kurması için yalvaran adamın sesidir: "Çiçeği kokla, en tatlı Flora, her zaman güzel kokulu! Çiçeğe bak Flora! Onu görünce gülümse bana! Çiçeğe iyi konuş! Sesin bülbülün şarkısı. Çiçeği öp! Senin o kırmızı gül ağzına çiçekler yakışır". Bu Latin aşığı, çiçeğin biçimini veya dış güzelliğini daha endişeli bir kelime olan figura ile karşılaştırır. Son beyitteki bu güzel kokulu şarkıya acı ve melankolik bir nota getiren ve tesadüfen bunun neden Carmina Burana, el yazmasında illüstrasyon almış birkaç şiirden biri olduğunu açıklayan da aslında görsellerde kullanılan terimdir. Zevk, her zaman tehlike olasılığıyla yüklüdür ve amacı nihai olarak ulaşılamazdır. Bu şekilde, Şarkıların Şarkısı / Ezgiler Ezgisi'nde anlatılan kır çiçeği ve damadın öpücüğü, ilahi şeylerle iç içe geçmenin daha yüksek bir âlemine taşıyabilecek görünür ve deneyimsel işaretlerdir. Orta Çağ aşk sanatının hem sözlü hem de görsel kayıtlardaki en önemli ironisi işte bu şekildedir. Aşık için görüntü bir yandan sadece boş bir illüzyon gibi görünüyor. Her zaman yakalanması zor bir arzu nesnesi ama öte yandan bu boşluk, o arzunun inşasında vazgeçilmez bir dayanak işlevi görüyordu. İmge olmadan da aşk var olamazdı..."
Tarık Tufan ‘ın kaleminden çok düşünülerek seçilmiş ,naif,zarif kelimeler beni romanın büyüsüne kaptırdı.Bu kitapta aşk nehrine kapılmış fakat mutluluğu bulamamış kahramanların hikayeleri