7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Kahraman Tazeoğlu & Vazgeçtim "Ayrılık nedir biliyor musun sevgilim: Yaşadığını sanan bir kalbin omuzlarından, Bitmiş bir aşkın naaşının kaldırılması..." "Vazgeçtim..." Ne kadar basit bir cümle gibi görünüyor, değil mi? Peki ama neyden, nasıl ve niçin vazgeçtin? Vazgeçmek; bazen bir terk ediş, bazen bir fedakârlık, bazen kabulleniş, bazen de zorunlu bir ayrılıktır. Söylemesi kolay gibi görünse de içinde sayısız anlam barındırır. Yazar da bu kitabında "Vazgeçtim." derken aslında aşkı uğruna, sevdiği insan için büyük bir fedakârlık yaptığını; en azından öyle düşündüğünü anlatıyor. Ya geride kalan kişi gerçekten ne istiyor? İnsan, susup giderken ve vazgeçerken bunu "iyilik" ya da "fedakârlık" adına yaptığını sansa da, acaba bu davranış sevdiği insana karşı işlenmiş en büyük ihanete dönüşmez mi? Çünkü aşk; omuz omuza mücadele etmek, acısıyla tatlısıyla, hastalıkta ve sağlıkta hayatın her anını birlikte göğüslemek değil midir? Mehmet, Feza ve Koray... Mehmet, karşılıksız aşkını kalbine gömerek Feza'nın mutluluğu için kendinden vazgeçer. Feza ile evlilik hayalleri kuran Koray ise büyük bir yanlış anlaşılma yüzünden, yine onun mutluluğu uğruna aşkını feda eder. Peki, hangisinin vazgeçişi gerçekten doğru? Bu fedakârlıkların ve sessiz gidişlerin tam ortasında kalan Feza şimdi ne yapacak? Bir yanlış kaç doğruyu silecek? Ya da yanlış sanılan o asıl gerçek ne zaman gün yüzüne çıkacak? Uzun zamandır bir aşk romanı okumamıştım. Bu eser ise bana oldukça keyifli bir okuma deneyimi yaşattı. Özellikle kitabın sonunda yer alan şiirler tek kelimeyle harikaydı. Kitapla ve sevgiyle kalın...
VazgeçtimKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20159bin okunma
Operatöre Bağlanıyorsunuz-3
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:48
Sevgili okurlar, Bugün sizinle Operatöre Bağlanıyorsunuz-3 kitabını inceleyeceğim. Baştan söyleyeyim bu incelemeden çok bir veda olacak. Beni bu tarz kitaplara alıştıran, klasik dışında kitap yoktur anlayışından kurtulmamı sağlayan bu kitap serisi oldu. Bu seri sayesinde bu tarzdaki diğer kitaplara da şans verdim. Bu nedenle öncelikli olarak bana o sığ görüşten kurtulmamı sağladığı için kitabın yazarı sevgili Kübra Kiraz Berk'e çok teşekkür ederim. Aşağıda yazdığım şeyler kitap serisini okumayanlar için spoiler içerir️️️, uyarısını geçmiş olayım. Serce'ye bayılıyorum. Gerçekten inanılmaz bir karakter. Her şeyi çat çat söyleyebiliyor olması, kimseden korkmaması, korksa bile kendini ezdirmemesi, arkadaşlarına ve ailesine canından bile çok sahip çıkması ve daha sayamayacağım bir çok özelleğiyle mükemmel bir karakter. Keşke Serce gerçek olsa ve arkadaşım olsam. Ona ve onun çenesine ihtiyacım var. Ceyhun Çapkın... gerçekten böyle bir erkek dünyada var mıdır? Açıkçası bilemiyorum, varsa da beni bulur mu? Onu hiç bilmiyorum. İlk kitapta defalarca deneyip Serce'ye ulaşması, onu hep koruyup kollamaya çalışması, ona bu dünyadaki en nadide şeymiş gibi davranması... Gerçekten fevkalade bir erkek. Ufuk ve Avni o kadar matrak insanlar ki, gerçek hayyatta onlar gibi birine hiç rastlamadım. Her durumda oldukları durumu daha da zorlaştırmanı bir yolunu buluyorlar. Özünde iyi insanlar ama biraz salaklar. Ve son olarak sırma... Son kitapta tanışmış olsakta onuda çok sevdim. Kendisini biraz daha tanımayı çok isterdim. Bu seriye veda etmek beni çok üzüyor ama içimde bir umut belki 4. bir kitap daha gelir diye düşünüyorum. Sonuçta 3. Kitapta yıllar sonra gelmişti. Hoşça kal Operatör ailesine, seni özleyeceğim...
Operatöre Bağlanıyorsunuz - 3K. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 0571 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:43
“İnsan,kendisini anlamak için göğe bakar;varlığını anlamak için içe bakar.Teleskopla evrenin uçurumuna eğilir,mikroskopla kendi derinliğine” Petrikor..Bilmeyenler için;yağmur damlalarının kuru toprakla buluşmasıyla ortaya çıkan o meşhur ve ferahlatıcı toprak kokusunun bilimsel adı..Hadi o kokuyu burnumuza getiren sayfalara bir göz atalım.. Yokluk ülkesindeyiz,haritalarda aramayın;bulamazsınız!Hepimizin en az bir kere uğradığı ülke burası.Geç kalmaların,ifade edilememiş söz ve duyguların,birbirlerine ulaşamamış insanların,ihtimallerin ülkesi.Ve burada ismi olmayanlarla beraberiz;adam ve kadın ile.Kendini ve anlamını bulma hikayesi bu,hoş geldiniz! Kadın ve adam..Lapis ve Oasis gezegenleri..Gezegenler üzerinden insan ruhunu aralıyoruz.Her gezegenin de kendine ait bir karakterinin bir ruhunun olduğunu görüyoruz.Ve tabi ki adam ve kadın..Bir ofis ortamında iletişimden uzak bir çekimle başlayan bir ilişki.Adam gayet sıradan,insan ilişkilerinde samimi,başarılı,yalnızlığın huzurunu değerli bulan,kendi yolunda ilerleyen biri.Kadın ise mesafeli,yer yer değişken. ‘Adam artıydı, kadın eksi;aralarındaki denge tam da bu’demiş kitap,katılmamak ne mümkün.Birbirlerine yaklaşmaması gereken Lapis ve Oasis gezegenleri gibi onlar..Birbirlerinin çekim güçlerine dayanamayan iki ruh ve onların sessiz savaşı okuduğumuz. Aşk nedir?Fedakarlık adı altında,kişinin kendisinden vazgeçmesine aşk denilebilir mi? Beklentisiz başladığım bu kitabı bitirdiğimde hala karakterlere kızmaya devam ediyordum. Aşk’ın o sıcak yumuşatıcı etkisine kapılmak,akışta süzülmek varken neden kaya gibi olmayı seçer insan?Ya da neden azıcık kendini de düşünmez,gözünü açmaz kişi?Kendi kendime kızdım tamam da yok mu sanki çevremde/çevremizde böyle toksik sayılabilecek ilişkiler?Sağlıklı ilişki kuramayıp da gel
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202677 okunma
İlk Durak: Hafızanın Çizgilerinde Bir Yolculuk ve Unutma Dersleri
10/10
·368 syf.··
2026 3. kitabı
Unutma Dersleri Merhaba, dünyamıza, yani ilk gönderimize hoş geldiniz! Biz, kelimelerin büyüsüne kapılmış, aynı satırlarda kaybolup aynı sayfalarda buluşan iki yakın arkadaşız. Kimliğimiz şimdilik sayfaların arkasında gizli birer sır olarak kalsın ama kalbimiz ve düşüncelerimiz bu blog'da tamamen apaçık olacak. Bir kitap kulübü kurma hayalimizi sonunda gerçeğe dönüştürdük ve ilk ortak durağımız, edebiyatımızın en samimi kalemlerinden Nermin Yıldırım’ın "Unutma Dersleri" romanı oldu. İtiraf edelim; iki admin olarak bu kitapta öyle bir noktada buluştuk ki, sayfalar bittiğinde ikimiz de aynı hissin kıyısına vurmuştuk. Kitap, daha ilk sayfalarından itibaren bizi ana karakterimiz Feribe ile tanıştırıyor. Feribe o kadar içten, o kadar "bizden" yazılmış ki... Okurken onunla dertleştik, ona bazen kızdık, bazen de sarılmak istedik. Kitabın konusunu bilenler hak verecektir; Feribe’nin içine düştüğü durum ve onu MİM’e (Mazi İmha Merkezi) gitmeye zorlayan sebepler, ilk bakışta toplumsal ya da ahlaki çerçevede kabul edilemez veya "hatalı" görünebilir. Fakat yazar o kadar muazzam bir neden-sonuç ilişkisi kurmuş, Feribe’nin alt katmanlarındaki ailevi ve psikolojik çatışmaları öyle naif işlemiş ki, insan yargılamayı bırakıp sadece "anlamaya" başlıyor. Çünkü insanoğlu çiğ süt emmiştir ve bazen sırf güzel olduğu için yanlış bir yolu seçebilir. Romandaki yan karakterlerin her biri ayrı birer renk, ayrı birer gariplik abidesi. Ama içlerinde biri var ki ikimizin de kalbini çaldı: Süheyla. Feribe’nin belki de en çok suçlandığı, en yalnız kaldığı o anda ona uzanan yardım eli o kadar saf ve iyi niyetliydi ki... Okurken birbirimize dönüp "Gerçekten dünyada hâlâ böyle temiz insanlar var mıdır, yoksa sadece kitaplarda mı kaldılar?" diye sorgulamaktan kendimizi alamadık (biraz gülerek,
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,5bin okunma
Bir Ömürlük Sessizliğin İtirafı
Puan vermedi·68 syf.··
2026 4. kitabı
​Kitabı elime aldığımda, bir kadının ömrünün son demlerinde, hiçbir karşılık beklemeden, sadece "anlaşılmak" adına yazdığı o satırlarla karşılaştım. Stefan Zweig, bu kısa eserinde aşkın en saf, en takıntılı ve en trajik halini; bir insanın, diğerinin hayatına ne kadar yakın ama aslında ne kadar uzak kalabileceğini tokat gibi yüzümüze çarpıyor. ​Okurken kendimi o kadının yerinde düşündüm. Birine tutkuyla bağlanmak, onun hayatının her ayrıntısını ezberlemek ama o kişinin sizin varlığınızı sadece bir "anlık heves" olarak görmesi... Bu, bir insanın başına gelebilecek en ağır hüzünlerden biri. O kadının, yazar R.'ye olan aşkı, bir gurur meselesi değil, aksine gururunu tamamen terk ettiği, kendini onun gölgesinde var ettiği bir ibadetti sanki. ​Zweig’ın kaleminden dökülen o cümlelerdeki sızı, insanın iliklerine kadar işliyor. Kadın, mektubunda aşkını anlatırken aslında kendi yalnızlığını inşa ediyor. Okurken, "Bazen birini sevmek, onu hiç tanıyamamak mıdır?" sorusu zihnimi sürekli meşgul etti. Karşımızdaki insanı gerçekte ne kadar tanıyoruz? Yoksa sadece biz ona kendi zihnimizde bir kişilik mi biçiyoruz? ​Kitabın sonunda, o mektup okunduğunda hissedilen o "geç kalmışlık" duygusu, boğazımda bir düğüm bıraktı. Her şey bitmiş, hayat sona ermiş ve geriye sadece kağıda dökülmüş sessiz bir feryat kalmış. Bu, sadece bir aşk hikâyesi değil; görülmemenin, duyulmamanın ve varlığının bir başkasının hayatında hiçbir iz bırakmadan yok olmasının yarattığı o derin boşluğun hikâyesi. ​Bitirdiğimde şunu anladım: Bazı aşklar kavuşmak için değil, sadece bir insanın ruhunda ömür boyu taşınacak bir "mühür" olmak için yaşanır. Zweig, bu kısa metinle aşkın büyüklüğünü değil, aşkın bir insanı nasıl hiç edebileceğini ve o hiçlikten nasıl bir sanat doğurabileceğini gösterdi bana.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
8/10
·400 syf.··
2026 65. kitabı
Tanıdık, keyifli, tatlı, komik ve akıcı bir romantik komedi kitabıydı kendileri. Kitabın başlarında ana kadın karakter olan Josie ye baya gıcık oldum hatta hiç sevmedim bile diyebilirim. Kendinden bolca fedakarlık ettiği bir gençlik yaşadığı için sert, keskin ve koruma kalkanları yüksek olan bir tipti. Kendince haklı olsada ne yazık ki bana kaba ve soğuk geldi. Ryan ise aşırı tatlı, fazla naif, çok kibar, hassas, tam bir romantik ve kitapta elli kere tekrar ettiği gibi uzun boylu biriydi. (2,04 tü galiba) Kitabın yarısından sonra Josie yumuşamaya ve sevilebilir bir tip olmaya başlayınca benimde kitaptan aldığım keyif baya arttı. Dünyada Ryan kadar ince ve romantik düşünebilen bir erkek var mıdır, bilemedim ama neyse.:)) Keşke yan karakterleri de daha detaylı tanısaydık, hepsi de çok tatlı ve özel karakterlerdi aslında. Böyle tatlı ve nahif bir kitaba göre gereksiz fazla ve detaylı smut sahneler vardı bence, o da biraz canımı sıktı. Canımı sıkan kısımlar dışında kitabın alıntılarını, atıflarını ve verdiği mesajları gerçekten sevdim. Okumaya değer bir kitaptı sadece biraz sabırlı olmak lazım. Şuna da değinmeden geçemeyeceğim; kitabın yorumlarında “You've Got Mail" filminin kitap uyarlaması şekilde ifadeler kullanılmış, orda bir duralım please. Kimse bir Meg Ryan ve Tom Hanks olamaz, hatta benzeyemez bile sorry canlarım, hepimiz yerimizi bilelim. Eğer izlemediyseniz You've Got Mail filmini izlemenizi de kesinlikle öneririm. Eskiden internete nasıl bağlanılıyormuş, internet hızı neymiş bir görün de şok olun.:)) Hatta bende hemen tekrardan izleyeyim, çünkü neden olmasın.:))
1000Kitap
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202635 okunma