Yaşamın doruğunu belirleyen ve ötesinde başka yücelik bulunmayan bir büyük kendinden geçme hali vardır.Ve yine yaşamın öyle bir çelişkisi vardır ki,bu kendinden geçme ,bireyin en yaşam dolu olduğu bir anda,yaşadığını tamamen unutmasıyla gerçekleşir.Bu kendini kaybediş,bu yaşamı unutuş,benliğinden sıyrılıp bir alev tabakasına dalan sanatçıda;bombalanmış bir alanda savaş çılgınlığına kapılan ve düşmana aman tanımayan askerde görülür
Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi, 19. koğuşta kalan arkadaşı Oktay Zortu ile açık görüş yapmak isteyen, ancak izin verilmeyen 29 yaşındaki Ali Iğdır kendini yakmak istedi. Bir bidonun içine doldurduğu bir litre benzinin üzerine su ekleyen, ... etrafa küfürler savuran Iğdır, tutukevinin girişinde bidondaki benzinli suyu üzerine döktü. ... Jandarmanın durumu bildirmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, Ali Iğdır'la konuşarak iknaya çalıştılar.... Siirt'te askerlik yaptığını ve sol bacağının protez olduğunu söyleyerek "Ben de savaş gazisiyim, askerde bacağımın birini kaybettim. Bana arkadaşımı göstermiyorsunuz" diye bağırdı... (30.10.1998, Hürriyet)
Askerde politik tartışmalara giremiyorsun, çekinik kalıyorduk. Dindar arkadaşlar da var, milliyetçi muhafazakârlar da... Askeriyede din konusunda esnek olmadıkları için dindarlar koğuşlarında namazlarını kılıyorlardı. Kafamı dinlemek, kendimle yalnız kalmak için askere gittim. Daha da zor şartlar çıktı karşıma..
Savaş insanı hayvanlaştıran bir şey, yani medenilik aramayın askerde, rütbelisinde... Askeri temize çıkarmak için söylemiyorum. Savaşın kirli boyutunun çift taraflı olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Çünkü, öbürü de yapıyor..