En güzel gezi askeriye gezileri bu aradaa
Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’teki kuruluş paradigması, etnik çeşitliliği tek bir potada eritmeyi hedefleyen Fransız tipi, merkeziyetçi bir ulus-devlet modeline dayanıyordu. Dolayısıyla "bürokratik ve askeri filtre", sistemin en temel savunma mekanizması olarak kurgulandı. Burada analiz edilmesi gereken çok kritik bir ayrım var. Etnik köken ile siyasi/demokratik temsil arasındaki o aşılmaz duvar. Türkiye’de Kürt kökenli olmak, devletin en üst kademelerine (Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı) tırmanmaya tek başına bir engel teşkil etmedi. Ancak bunun tek ve sarsılmaz bir şartı vardı: Sistemin resmi ideolojisini (Türk ulus kimliğini) tamamen benimsemek, taşımak ve alt kimliğini kamusal alanda bir hak arayışına dönüştürmemek. İsmet İnönü: Köken olarak Malatya/Bitlis hattına, yani Kürt coğrafyasına dayanıyordu. Ancak Cumhuriyet'in erken dönemindeki o sert merkeziyetçi ve homojenleştirici politikaların (Şark Islahat Planı gibi) altındaki en büyük imzalardan biri ona aitti. Sistem içinde "Kürt İsmet" olarak anıldığı dönemler olsa da devlet aklının en sadık yürütücüsüydü. Turgut Özal: "Anam Kürt" diyerek etnik kökenini kamusal alanda rahatça telaffuz eden ilk Cumhurbaşkanı oldu. Özal, 1990'ların başında federasyon dahil her tabuyu tartışmaya açmaya, Kürtçe yayın ve dil yasağını esnetmeye çalıştı. Ancak tam da o "Müesses Nizam" duvarına, askeri ve bürokratik vesayete çarptı. Bu hamleleri kalıcı bir demokratik reforma dönüştüremeden, fırtınalı bir dönemde aniden hayatını kaybetti. Ordu, cumhuriyetin ideolojik genetiğini koruyan en sert kabuktu. TSK bünyesinde yükselmenin şartı sadece askeri başarı değil, anayasal bir dogma haline getirilen "Türk milletinin çıkarlarına" ve "Türklük" sözleşmesine sarsılmaz bir sadakat göstermekti. Kendi etnik kimliğini
Tarih
Reklam
pin.it/4bCrmrPZS A gurur çok ayıp hiç askeriye odasında sevişilirmi daha sabah ihtilal okumaya başladım akşamı karşıma çıkan video Bu arada pusat bey afiyet olsun
Türk Yazarların Yozlaşmış Yazım Stilleri
Türk’lük benim nezdimde en yüce iki şeyden biridir, burada Türk diye genellememin sebebi bizim ülkemizden bizim milletimizden çıkmış yoz ve duyarsız kalemlere dikkat çekmek. Öncelikle belirtmek istedim. Bu başlıkta muhtemelen Türk’lüğü de kendi ceplerine para sokacak şekilde milli ve manevi duyguları sömürerek kullanmalarında da bir etki vardır. Hepimiz Türk olmayı çok seviyoruz ama nasıl oluyorsa onlar bu işin kitabını yazıyorlar😸 Peki ya kim bu onlar? Öncelikle ilk paragrafta tiye aldığım konu özellikle askeri kurgular ama uzun uzadıya içimi dökeceğim asıl mesele askeri kurgular değil. Ne kadar askeri kurgulara kaba tabirle dümdüz girmek istesem de.(kaba dediğime bakmayın olabildiğince kibarlaştırdım. ben öyle her şeye saygı duyan ağzı aşırı derli toplu birisi değilim, yine de saygı çerçevesinde durmayı deneyeceğim.) İnsanların milli ve dini duygularının sömürülerek kitaplar yazılmasından bıktım arkadaşlar. Bunda kastım kesinlikle bizi bilgilendirmek için yazılmış tarihi ve dini kurgular değil. Veya mitolojik… Benim kastettiğim ceplerine para girsin diye bizi geri zekalı yerine koyan yazarlar ve geri zekalı yerine konulmayı kollarını, kucaklarını açarak koşan okurlar. Burada uygulamada elbette askeri kurguyu manevi mastürbasyon (kaba olduğumu biliyorum özür dilerim ama bazı şeyleri böyle kaba ifade etmediğimiz sürece fark etmeleri gereken insanların dikkatini çekemiyoruz) yapmak için yazmayan yazarlar ve o kitapları gerçekten de askeri kurgu sevdiği için okuyan okurlar vardır. Benim sözüm zaten gerçekten askeriye işi işleyip de buna askeri kurgu diyen yazarlara falan değil. Benim sözüm asker ana karakteri olup onun maneviyatından faydalanarak aşk kitabı yazan yazarlara. Nefret ediyorum sizden. Peki neden nefret ediyorum? Zaten biraz
1000Kitap
Tek başına yabancı bir şehirde ayakta kalmaya çalışan bir kadın için kendisine en güvende hissetmesi gereken yerde askeriye.
1000Kitap
Lolo pismamo çíma dey naki Serê xwe carek bilind ranaki Leşkerê dijmin li çiyayê jorin Wekê xweşmeran ji hev bela naki...
Kurdî
Reklam
Reklam