Aynısı insan için de geçerlidir. İnsanın, kim olduğuna dair bir bilgisinin, fikrinin olması ayrıdır, kendini hakikatiyle tatması ayrıdır. İnsan kendi hakikatini tatmayana ve buna şahid olmayana kadar sadece kendisi hakkında bir düşünceye, bilgiye sahip olmuş olur ki bu bilgisini tatmadığı sürece de kendini tanımış olmaz. İman için de aynısı söz konusudur. Bir iman tadılmıyorsa iman değildir, imanın bilgisidir; çünkü inanmak, “inanıyorum” demek iman değildir, imanın bilgisidir. İman ise bu bilgiyi tatmaktır. “Ben Allah’ı seviyorum” dediğimizde Allah’a olan sevgimizi ne kadar tadıyorsak sevgimiz o kadardır. Yoksa lafla “ben Allah’ı çok seviyorum” demek sevgi olmaz. Nasıl ki birine “seni seviyorum” dediğimizde o kişiye karşı gönlümüzde bir aşkın, tabir-i caizse ateşin; yani bizi etkileyen, yakan bir şeyin olması gerekiyorsa rabbimizi sevdiğimizi söylediğimizde de gönlümüzde rabbimize karşı bizi yakan bir aşkın olması ve bu aşkı tadıyor olmamız gerekir. Sf 380 Kendine Hiç Sordun mu Ben Kimim? Muhammed Hüseyin (R.A.)
Leylâ’nın aşkı sırdı. Aşk belkide Sır olmaktı…
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mika raun bile buldu aşkı.
Gördüğüm, duyduğum, dokunduğum her şey; içimde bir yerde iz bırakıyor. Sonra o izler, zaman geçince konuşmaya başlıyor. Ben de onları dinleyip yazıya çeviriyorum. Bugün aşkı yazabilirim, yarın nefretin soğuk yüzünü… Bir başka gün toplumun içinden sızan bir yarayı ya da insanın kendisiyle yaptığı görünmez savaşı. Ben anı değil, yankıyı yazıyorum.
Hala yalnızmısın? Sadece özgür Peki ya umutsuzluk? Sadece alışmış Aşk? Aşkı sorma paramparça oluyorum
Duygu ve Düşünce
İman güzelleştirir hayatı, Allah’a iman derinleştirir aşkı. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat