8/10
·392 syf.··
2026 30. kitabı
İnsanoğlu , yaratılandır ama içinde hep birşeyler yaratma isteği ile yaşar.Bir eser ortaya çıkarma, bir şey keşfetme , bilimsel bir buluş ortaya koyma, hastalıkları iyileştirme vb. gibi şeyler hep bu arzu ile mümkün olmuştur. Bu kitaptaki bilimsel araştırmanın temelinde ise mantarlar var. Zehirli mantarlar olduğunu hepimiz biliriz.Peki mantarların; dehb ,alzheimer gibi hastalıklar için ilaç üretmede bilimsel deneylere tabi tutulabileceğini hatta ölüme karşı bir silah olarak kullanabileceğini hiç düşündünüz mü?Yazarımız çok güzel düşünmüş.Ve bunu en karanlık haliyle biz okuyuculara aktarmış. Psikolojik gerilim türünde olan kitapta; yüksek lisans öğrencisi Sdyney Denik sevdiklerini kaybetmesi üzerine biraz uzaklaşmak ve babannesini ondan alan Alzheimer hastalığı hakkında araştırma yapmak amacıyla burs kazandığı Ünlü Madrona Vakfına gider.Vancouver Adasında yer alan bu araştırma merkezi hiç de masum değildir.Bunu zamanla anlayan Sdyney ; hem insanlığa hem hayvanlara zarar veren bilimsel deneylerin içinde bulur kendini.Yaşananlar tüyler ürperticidir. Sdyney ; eğitimin ilk günü ortadan kaybolan öğrenciyi tek gören kişidir.Duvarların ardında gölgeler gezinir, yazın ortasında kar yağar , ölü hayvanlar canlanır, ağaçta asılı olan boynu kırık genç kızı ondan başkası görmez.Herkes ona özel özel biri olduğunu söyler.Tüm bunlar Sdyney 'in beyninde oluşan halisinasyonlardan mı kaynaklanır yoksa Madrona Vakfı'ndan mı başlarda bilinmez. Gördükleri gerçek ise kötü olan kimdir ?Vakıf mı yoksa tüm kötülüklere zekası yeten insanoğlu mu ? Bu korku ve gerilimin ortasında hikayeye renk katan bir aşk da yer alır.Başlarda maddi boyutta olan bu aşkın kitabın sonuna yaklaştıkça ne kadar derin ve duygusal olduğu ortaya çıkacak.İşte o zaman Wes ve Syd aşkı sizi daha çok ssracak. Bir korku-
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202565 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:01
Farklı ülkelerde ve şehirlerde geçen on iki öyküden oluşan bir kitap. Ortak noktalarıysa aidiyetsizlik. Öykülerde Avrupa'nın çeşitli kentlerine savrulmuş Latin Amerikalı karakterler, yalnızlık, özlem, yabancılaşma ve kader duygusuyla mücadele ederler. Merkezde çoğunlukla sürgün hissi yaşayan, geçmişleriyle bağlarını koparamayan ve hayatın beklenmedik kırılmalarıyla karşılaşan insanlar vardı. Márquez’in öykülerinde gördüğümüz büyülü gerçekçilikten uzak sadelik bu öykülerde de var. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, her öykünün farklı bir dünyaya açılmasıdır. Bir öyküde ölümün gölgesi hissedilirken, başka bir öyküde aşkın ve yalnızlığın izlerini okuyorsunuz. Kısacası bu kitap için farklı coğrafyalarda dolaşıp kendine b,r yer arayanlarım öyküleri de diyebilirim. Bunlardan Uyuyan Güzelin Uçağı , Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim , Zehirlenmiş on yedi İngiliz başlıca beğendiklerim arasında.
On İki Gezici ÖyküGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20151,051 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Toz pembe hayaller vardı. Pembesi gitti, tozu kaldı. "
8/10
·144 syf.··
2026 20. kitabı
SPOILER İÇERİR. Irène Némirovsky’nin henüz 23 yaşında yazdığı ilk romanı Yanılgı, adının hakkını sonuna kadar veren, aşkı ve insan ilişkilerini romantik bir pırıltıdan arındırarak "iletişimsizliğin" ve "yanlış beklentilerin" trajedisine dönüştüren muazzam bir psikolojik tahlil eseri. Demet Akalın'ın şarkısında dediği gibi toz pembe hayallerin, pembesinin gidişini ve tozunun ortada savrulmasını okuyoruz. Yanılgı, Birinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından güney Fransa'da bir sahil kasabasında yolları kesişen aristokrat Denise ile savaşın gölgesinde her şeyini kaybetmiş gururlu Yves'in trajik aşkını (Denise evlidir,aslında bu bir aldatma) konu alır. Birbirlerini çok farklı ideallerle kafalarında büyüten bu iki insan, Paris’in gri ve boğucu atmosferine döndüklerinde aralarındaki sınıfsal uçurumla ve aşılmaz karakter zıtlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Aslinda bambaşka hayatlar yaşayan iki insanın arasında yaşanan, belirli kısa zamanlarda buluşarak tamamen cinselliğe dönen ve gerçek hayatlarına ve kimliklerine dair hicbir sey paylaşamadıkları bir iletişim biçimi haline gelir. Hatta öyleki ilerledikçe Yves bu ilişkiyi bir zorunluluk olarak görmeye ve bunalmaya başlar. Denise, Yves’e karşı yıkıcı ve körü körüne bir tutku besleyerek ailesini bile ihmal ederken; Yves içine düştüğü depresyonun, kibrin ve maddi yetersizliklerin faturasını sessiz duvarlar örerek Denise'e keser. Némirovsky, her iki karakterin de aslında birbirini hiç anlamadığını ve tamamen kendi zihinlerindeki illüzyonlara aşık olduğunu göstererek, bu iletişimsizliği kaçınılmaz ve sarsıcı bir duygusal kopuşla noktalar. Karakterlerin birbirini asla gerçekten "görememez" . Bir yanda savaşın getirdiği yıkımla sadece maddi refahını değil, ruhsal dengesini de kaybetmiş, gururu ve kibri yaralı Yves var; diğer
YanılgıIrene Némirovsky · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024704 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 24. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:18
Romanın başkahramanı Jane Champion, zengin ve asil bir kadın olmasına rağmen kendisini çirkin ve değersiz gören biri olarak anlatılır. Buna karşılık Garth, genç, yakışıklı ve sanatçı ruhlu bir ressamdır. Jane’in bir partide piyano çalması sırasında Garth onun iç dünyasını ve ruhundaki güzelliği fark eder ve ona âşık olur. Fakat Jane, kendine olan güvensizliği yüzünden Garth’ın aşkına inanamaz. Onu reddeder ve yıllar sürecek büyük bir pişmanlığın içine düşer. Sonrasında yaşanan olaylar, aşkın sadece güzelliğe değil anlayışa, fedakârlığa ve zamana bağlı olduğunu gösterir. Kendini Değersiz Görme Romanın en güçlü yönü Jane’in psikolojisi. Sürekli kendini başkalarıyla kıyaslıyor ve sevgiyi hak etmediğini düşünüyor. Bu yüzden kitap, özgüven eksikliğinin insan hayatını nasıl etkileyebileceğini çok güçlü anlatıyor. Garth’ın Jane’e âşık olması fiziksel görünüşten çok ruhsal güzelliğin önemli olduğunu gösteriyor. Yazar burada toplumun “güzel kadın” algısını eleştiriyor. Kitabın büyük kısmı “Keşke…” duygusuyla ilerliyor. Jane’in yanlış kararının hayatında açtığı yara, romanın asıl “kalp sızısı” oluyor.
Kalp SızısıF. Louisa Barclay · Liya Yayınları · 2014378 okunma
7/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:08
Serinin final kitabına başlarken beklentim oldukça yüksekti ve neyse ki beni hayal kırıklığına uğratmadı. Evangeline ve Jacks’in hikâyesi bu kez çok daha büyük kararların, tehlikelerin ve duygusal kırılma noktalarının etrafında şekilleniyor. Geçmişten gelen sırlar birer birer ortaya çıkarken karakterlerin kaderleri de geri dönülmez şekilde değişmeye başlıyor. Kitabı yine bir günde bitirdim ve son sayfayı kapattığımda biraz boşluğa düştüm. Dex’in uzun zamandır özlediğim o masalsı fantastik atmosferine yeniden dönmek çok güzeldi. Evangeline ve Jacks’in hikâyesine veda etmek kolay olmadı; kitabı bitirmiş olsam da aklım hâlâ bu evrende kaldı. :)
Gerçek Aşkın LanetiStephanie Garber · Dex Kitap · 2023788 okunma
8/10
·136 syf.·
Beğendi
·
2026 59. kitabı
#neokudum Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri olan Murathan Mungan, kelimeleriyle beni masallar diyarına götürdü, yine büyüledi. Lal Masallar, adından da anlaşılacağı gibi suskunlukların, dile gelmekte zorlanan duyguların ve içimizde sakladığımız hikâyelerin peşine düşen üç masaldan oluşuyor: Âzer ile Yadigâr, Muradhan ile Selvihan ve Ulak ile Sadrazam. Buradaki “lal” yalnızca konuşamamak değil; bazen bir aşkı, bir özlemi, bir yarayı ya da insanın içinde taşıdığı sesi farklı yollarla anlatmak demek. Mungan, masal geleneğinin büyüsünü korurken her hikâyenin içine insanın kendi yüreğine açılan bir kapı bırakıyor. Karakterler bazen söyledikleriyle değil; hissettikleri, sakladıkları ve kendilerini var ettikleri yollarla iz bırakıyor. İçlerinden beni en çok etkileyen Âzer ile Yadigâr oldu. Âzer’in sazında, Yadigâr’ın dokuduğu kilimlerde aynı duygu yankılanıyor: Yüreğin kendine ait dili. Muradhan ile Selvihan, sevdanın dile geldiği hâlde kader karşısında nasıl sınandığını anlatırken; Ulak ile Sadrazam, sadakatin, iktidarın ve insanın kendi içinde verdiği sessiz mücadelenin başka bir yüzünü gösteriyor. İlk iki masalda beni en çok etkileyen şey; aşkın yalnızca kavuşmakla değil, hissetmekle, hatırlamakla ve insanın kendini ifade etme biçimiyle de var olabileceğini görmekti. Belki de Lal Masalların en güzel yanı; bazen suskun kaldığımız yerlerde bile içimizde anlatılmayı bekleyen hikâyeler olduğunu hatırlatması.
1000Kitap
Lal MasallarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20231,759 okunma