Sophie-Benedict karakter incelemesi
Puan vermedi·372 syf.··
2026 13. kitabı
Benedict ve sophienin hikayesi modern külkedisi gibiydi fazla masalsı geldi. Okuması buna rağmen çok güzeldi. Sophie ve benedict arasındaki dengeler güzeldi. Sophie’nin tamamen saf ve temiz yazılmaması gerektiğinde üvey annesinin ayakkabı tokasını çalabilmesi güzeldi. Benedictin sophienin aradığı kadın olduğunu öğrendiği tepkileri biraz saçma olsa da. Sophie için hayatı için toplumdan dışlanmayı göz alması güzeldi.Genel olarak hikayeyi okuması zevkli olsa da hikayenin masal tadında sürekli fedakarlık üzerine kurulması hoşuma gitmedi.
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,904 okunma
Durunnn. Siz evlenemezsiniz çünkü kardeşsiniz.
5/10
·326 syf.··
2026 95. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 01:08
Xander hayatımda senin kadar avelini görmedim. Yani duyduklarını Kim’e anlatmak yerine yıllarca kızı ağlatıp durdun mu? Kim o kadar yalnız bir karakterdi ki yalan yok Xander’ın sürünüşürünü okumak isterdim. Ah Ah nerede Astrid? ~Spoiler~ Olay özetle şu; ikisinin anne ve babaları zamanında birbirlerini aldatmışlar. Kızın annesi ve çocuğun babasının konuşmasını Xander duyuyor, aşık olduğu çocukluk aşkının aslında kardeşi olduğunu sanıyor ve yıllarca uzak durmak için nefret ettiğini haykırıyor.  Sonra biz öğreniyoruz ki kızın gerçek sandığı babası aslında çocuğun gerçek babası, çocuğun gerçek sandığı babası da aslında kızın gerçek babası. Ve bunlar diyorlar ki babalar olarak ikimizde aldatıldık birbirimizin çocukları büyütelim sbjsjsjsjsj Bunlar karşı komşular hahahaha Fıkra bu kadar Bunlardaki genişlik konya ovasında yok sjsjjsjss Neyse Xander ve Kimberly kardeş olmayınca sevgili olalım diyorlar hsjsjsjsks Rina sen tam bir delisin Levi > Xander > Aiden
Black KnightRina Kent · Blackthorn Books, LLC · 2025166 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Spoilerli DY yorumm️️
Puan vermedi·536 syf.··
2026 4. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:28
İyi de değildi kötü de değildi. Adoranın yazısı gelişmiş okurken keyif aldım. Doğrusu savaş kısmının daha önce geleceğini sanmıştım, yanılmışım. Kitap 530 sayfa savaş 450. sayfada gümbür gümbür geliyo. Güney cephesinin dümdüz olduğunu söylüyorlar fakat Zaiden hâla yaşıyor ve onunla ilgili bir tek bişi bile söylenmiyor. Irithelin güç kazanmasını az çok tahmin etmiştim linin saigenin eurianın, reikanın var onun niye olmasın. Çok ani geldi onun gücüde ve neden geliyo nasıl olabiliyor. Gelelim Reika hazretlerine o kadar iyilik yap sonra arkadan bıçakla paşaya bak ya bide ukala ukala konuşuyo. Reikaya Tarrentten daha fazla paragraf ayırmış Tarrenti daha fazla okumak isterdim. Andros ve Lin yarım kaldı yanarsam bir ona yanarım ama linin saige ve irithel gibi aşkın peşinden koşmaması iyi oldu. Nxy ve Valroda niye mal gibi güç gösterisi yapıyolarsa boş yere öldüler. Yan karakterlerin çoğu ölmüş ya. Delhin ve Rakana üzüldüm daha çok ama onların ölümünü daha savaş içlerinde anlatsaydı büyük ihtimal ağlardım sonda verdiği ve karakterlerin hiçbiri birşey hissetmediği için duygusal olmamış. Nefeliyede daha çok sahne verilebilirdi bence. Irithelin güç kazandığı sahnede sanki ben kazanıyormuşum gibi hissetirdi o sahne en sevdiklerimdendi. Güzel bir maceraydı…
1000Kitap
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202691 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:48
Antik Yunan mitolojisine ilgisi olan biri olarak bu kitabı büyük bir keyifle okudum. Mitolojik hikâyeleri sadece anlatıp geçmek yerine, onları insanın sevme ve sevilme ihtiyacıyla ilişkilendirmesi kitabı benim için çok daha anlamlı ve ilgi çekici bir okuma deneyimi sundu. Eros, Afrodit ve Psykhe’nin hikâyeleri üzerinden yalnızca aşkı değil; insanın aidiyet arayışını, eksiklik hissini, kendini keşfetme yolculuğunu ve ruhsal dönüşümünü de ele alıyor. Mitoloji kitaplarında bazen olay örgüsünün ön plana çıkıp düşünsel tarafın geri planda kaldığını hissedebiliyorum; ancak bu kitapta tam tersine, anlatılan her efsanenin altında günümüz insanına dair bir sorgulama bulunuyor. Bu yönüyle okurken sadece mitolojik karakterleri değil, zaman zaman kendimi ve kendi düşüncelerimi de sorguladım. Özellikle aşkın insanı tamamlayan bir unsur mu yoksa kişinin önce kendi bütünlüğünü bulması gereken bir süreç mi olduğu üzerine yaptığı vurgular dikkatimi çekti. Tuğba Sarı Ünal’dan ilk kez bir kitap okudum ve kalemini gerçekten sevdim. Anlatımı sade, akıcı ve samimi. Felsefi ve psikolojik yönü ağır basan konuları bile okuyucuyu yormadan aktarabilmiş. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri de bilgi verirken didaktik bir dile düşmemesi oldu. Hem mitolojik hikâyeleri öğreniyor hem de onların altında yatan anlamlar üzerine düşünme fırsatı buluyorsunuz. Mitolojiye olan ilgim nedeniyle kitabı ekstra sevmiş olabilirim ancak sadece mitoloji meraklılarının değil, insan ilişkileri ve duygular üzerine düşünmeyi seven okurların da keyifle okuyabileceğini düşünüyorum. Kısa olmasına rağmen birçok düşünceyi içinde barındıran, okudukça yeni kapılar açan ve bende güzel bir iz bırakan bir kitap oldu. Yazarın diğer eserlerini de merak etmeme sebep olan, benim için oldukça keyifli ve verimli bir okumaydı.
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20267 okunma
Üç Yıl — Anton Çehov
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:55
Üç Yıl — Anton Çehov Üç Yıl, ilk kez 1895 yılında yayımlanmış bir novelladır. Konusu: Bir tüccarın oğlu olan Laptev, yerel bir doktorun kızına aşık olur. Yulia, Laptev’i sevmek bir yana başta adeta ondan iğrenir. Ama gariptir ki yine de evlenirler. Kitabın genel hikayesi evliliğe bakış, kadın - erkek ilişkileri üzerine ilerliyor. Sevgisiz evlilikler, aşkın ömrü, zamanla değişen duygular, hayat, ölüm, ihanet, mutsuzluk gibi temaları var. Laptev karakterini başta sevmesem de sonradan kendini sevdirdi. Çünkü hikaye ilerledikçe Laptev’in daha bir olgun, idraki daha yüksek birine dönüştüğünü gördüm. Çehov’un bu novellası bana çok ince bir ruhla işlenmiş gibi geldi. İnsan duygularını, fikirlerini abartısız, ham şekilde ve büyütmeden gösteriyor. Düşündürüyor, bazen öfkelendirip bazen güldürüyor. Ayrıca eser Çehov’un en iyi novellarından biri olarak adlandırılıyor. Okurken tek şikayetim isimler nedeniyle kişileri bir ara karıştırmış olmamdır ama o da benim kendi kabahatim. :slight_smile: Kitabı okumak dönemin Rusyasına kısa bir yolculuk yapmak gibi hissettirdi. Klasikleri seviyorsanız, özellikle de Rus Klasiklerini seviyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.
Üç YılAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186bin okunma
Bu kitabı açtığımda; karşıma doksan yaşında bir ihtiyar değil, adeta bu topraklardan gelip geçmiş nevi şahsına münhasır bir kalemin aksi çıktı. Kitabın başkahramanı; o huysuz, kimseleri beğenmeyen ama kabuğunun altında yufka bir yürek taşıyan, nostaljinin o koyu, puslu dehlizlerinde kaybolmuş gazeteci adam, bana her satırda unuttuğumuz bir dostu hatırlattı: Engin Ardıç. ​Okurken sanki Márquez’in kurgusunu değil de, Ardıç’ın fani dünyaya veda etmeden evvel bir kenara iliştirdiği, o kendine has müstehzi ve aristokrat anılarından birini okuyormuş hissine kapıldım. Düşünce tarzındaki o keskin, tavizsiz ama bir o kadar da melankolik tını, tam anlamıyla onun ruhunun bir yansıması gibiydi. Ne hazindir ki, kaderin mukadderatı buradaki en büyük tezatı önümüze koyuyor. Kitabın kahramanı doksanıncı yaşının eşiğinde hayatın ve aşkın o en rafine sırrına ererken, Engin Ardıç değil doksanın seksenin bile ne menem bir şey olduğunu göremedi. Bu hüzünlü kıyasın ötesinde, kitap beni başka bir iklimin sultanı ile tanıştırdı. Bu eser, bugüne dek yazılmış, aşkın o en saf, en el değmemiş ve en büyüleyici betimlemelerini barındıran bir şahaser. Márquez, şehvetin kirli sularından, aşkın o her şeyi temizleyen, ruhu arındıran göksel nehrine öyle bir köprü kurmuş ki, hayran kalmamak elde değil. Kitap, aşkın fiziksel bir doyumdan ziyade, iki ruhun zamanın ötesinde, sessizce birbirine dokunuşu olduğunu fısıldıyor kulaklarımıza. ​Hülasa; Benim Hüzünlü Orospularım, bana hem edebiyatın o evrensel ve sınır tanımaz gücünü bir kez daha gösterdi hem de bu topraklardan geçen keskin bir kalemin, Engin Ardıç’ın hatırasını hüzünlü bir tebessümle yad ettirdi. Aşkı, nostaljiyi ve bir ömrün muhasebesini böylesine muazzam anlatan bu eser, kütüphanemin en mahrem köşesinde yerini aldı.
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma