9/10
·400 syf.··
2024 31. kitabı
Fredrik Gustavsson, yıllardır Birlik için çalışmış ve sorguya çektiği kişileri konuşturmaktan sorumlu olmuş bir adamdır. Türlü işkenceler ve karanlıkla dolu hayatında hiçbir zaman aşka inanmamış ve hayatına kimseyi almayı düşünmemiştir. Ta ki Seraphina'ya kadar... Seraphina'nın da hayatı, Fredrik'inki kadar karanlık ve tekinsizdir. Fredrik aşkın en karanlık, tekinsiz ve çeşitli fantaziler ile dolu halini iki yıl boyunca doya doya yaşamıştır. Ancak Seraphina başkası için çalışıp düşmana bilgi akışı sağladığında Fredrik onun hayatta kalmasına izin vermiş, Seraphina ise, Fredrik'i arkasında bırakıp kayıplara karışmıştır. Fredrik'in karısını bulmasının tek yolu ise bir yıldır evinin bodrumunda tuttuğu Cassia adındaki masum bir kızdan geçmektedir. Lakin Cassia geçmişine dair hiçbir şey hatırlamıyordur. Tek hatırladığı şey ismidir. Ve Fredrik, Cassia'nın geçmişi hatırlaması için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Ama ortaya çıkan gerçekler ile nasıl başa çıkacağı hakkında bir fikri yoktur. Izabel'den sonra seri hakkında umutsuzluğa kapılmıştım ama bu kitapla beraber düşüncelerim tamamen değişti. Muhtemelen serinin en iyi kitabı bu olacak. Fredrik'i önceki kitaplardan tanıyor, karanlık ve travmalar ile dolu bir geçmişe sahip olduğunu biliyordum. O yüzden de önceki hayatını merak ettiğim bir karakterdi. Özellikle de Seraphina ile ne yaşadıkları benim için merak konusuydu. Bir tahminim vardı ama asla tutmasını beklemiyordum. Tahmin etmeme rağmen okuyunca ağzım açık kaldı. En üzüldüğüm olay ise Cassia'ya olanlardı sanırım.Ayrıca Victor ve Izabel'i kitapta görmek beni mutlu etti.Ekibe eklenen yeni kişiler de seriyi değiştirecek gibi görünüyor. Seriye kesmeden devam edeceğim bu yüzden.
Kuğu ve ÇakalJ. A. Redmerski · Ephesus Yayınları · 20171,778 okunma
İnsan sever de, hayatında kaç kez gerçekten sevilir?
10/10
·168 syf.··
2026 40. kitabı
Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna adlı romanını okurken bunun yalnızca bir aşk hikâyesi olmadığını düşündüm. Bana göre bu kitap, anlaşılmadan yaşamanın, duygularını içinde saklamanın ve insanın hayatına dokunan bazı kişilerin etkisinin yıllar geçse de silinmemesinin hikâyesidir. Raif Efendi, çevresindeki insanların sıradan ve silik gördüğü bir karakterdir. Ancak onun iç dünyasına girdikçe, sessizliğinin güçsüzlükten değil, yaşadığı derin hayal kırıklıklarından kaynaklandığını anlarız. İnsanların çoğu birbirini dış görünüşüyle değerlendirirken, yazar bize görünmeyen hayatların da ne kadar büyük acılar ve duygular taşıyabileceğini gösterir. Maria Puder ile Raif Efendi arasındaki ilişki beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu. Çünkü bu ilişki, alışılmış aşk hikâyelerinden farklıdır. Birbirlerini değiştirmeye çalışmadan, oldukları gibi kabul etmeleri sevginin en saf hâlini düşündürüyor. Ancak hayat bazen insanın en değerli gördüğü şeyleri elinden alabiliyor. Kitap da tam olarak bu gerçekle yüzleştiriyor bizi. Roman boyunca aklımdan şu düşünce geçip durdu: İnsan bazen bir kişiyi değil, o kişinin yanında hissettiği hâlini özler. Belki de bazı insanlar hayatımıza uzun süre kalmak için değil, bize kendimizi göstermek için girerler. Kitabı bitirdiğimde geriye büyük bir aşkın romantikliğinden çok, geç kalmışlık hissi kaldı. Söylenemeyen sözler, paylaşılamayan duygular ve yanlış zamanda yaşanan karşılaşmalar… Sabahattin Ali, insanın kalbinde yıllarca sessizce taşınabilecek duygular olduğunu çok sade ama etkileyici bir şekilde anlatıyor. Kısacası Kürk Mantolu Madonna, aşkı anlatırken aslında insanın anlaşılma ihtiyacını, yalnızlığını ve hayat boyunca peşinden taşıdığı özlemleri anlatan unutulmaz bir roman. Okuyana şu soruyu bırakarak bitiyor gibi geliyor bana: İnsan
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·50 syf.··
2026 14. kitabı
Kitap üç farklı hikâyeden oluşmaktadır. İlk hikâye olan "Lyon'da Düğün", birbirini seven iki insanın idam edilmeden önce yaşadıkları son anları anlatmaktadır. Hikâye, ölümün kaçınılmazlığı karşısında aşkın ve insan duygularının gücünü etkileyici bir şekilde ortaya koyar. Kitabın ikinci hikâyesi olan "Yalnız İki İnsan", yalnızlıklarının sebebini kendilerindeki eksikliklerde gören iki insanın karşılaşmasını ve zamanla birbirlerini tamamlamalarını konu alır. Hikâye, insanların kusurlarıyla birlikte değerli olduğunu ve bazen bir başkasının desteğiyle kendilerini daha iyi tanıyabildiklerini anlatmaktadır. Kitabın üçüncü hikâyesi olan “Wondrak”, hayatındaki tek varlığı olan bir annenin çocuğunu savaşa göndermemek için verdiği mücadeleyi anlatır. Anne, çocuğunu korumak için elinden gelen her şeyi yapar ve savaşın acımasız gerçekliği karşısında annelik duygusunun gücü ön plana çıkar.
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
Puan vermedi·382 syf.··
2026 114. kitabı
Bugün sizlere oldukça anlamlı bir kitapla geldim. @yazarseraperol ’un yazdığı “Güven”, İstanbul’un kaotik gürültüsü ve aniden patlayan silah seslerinin tam ortasında, geçmişin derin yaralarıyla şekillenmiş hayatların kesiştiğine şahitlik ettiriyor. Romanın kalbinde, çocukluğu “Baban öldü” cümlesiyle erkenden elinden alınmış, pembe bisikletine veda etmek zorunda kalmış ama büyüye büyüye gözü kara bir adalet savaşçısına dönüşmüş Avukat Eda var. Eda, bu coğrafyada kadın olmanın, hele ki o incinmiş kadın ruhunu koruyabilmenin ne kadar meşakkatli bir yolculuk olduğunu çok iyi biliyor. Arkadaşları Elif, Betül ve Yasemin ile paylaştığı evde sadece bir çatıyı değil; şiddetin her türlüsüne tanıklık eden, savunmasız kalmış kadınların acılarını ve umutlarını da omuzluyorlar. Kurdukları bu yuva, adeta törelerin kıskacında solan fidanlara, babasız büyüyen eksik çocukluklara güvenli bir liman oluyor. Hayat, Eda için planlarını hiç beklemediği bir anda, bir kurşun sesiyle tamamen değiştirdiğinde yol her şeyi baştan yazıyor. Kendini narkotik polisi Akın’ın gözlerinde bulduğunda, sadece trajik bir olayın tanığı değil; geçmişin izlerini saracak sarsıcı bir aşkın da başrolü haline geliyor. Biri babasız büyümüş bir kız çocuğu, diğeri ise yetiştirme yurdunda kimsesiz kalmış yaralı bir adam... Bu iki eksik ruh birbirine şifa olmaya çalışırken hikayeye ismini veren Güven abi dahil oluyor sürece. Güven, sadece bir isim değil; başarılı bir doktor olmasının ötesinde çevresine huzur veren bir dağ, o zor anlarda en ağır kararları omuzlayabilen bir irade olarak karşımıza çıkıyor. Doktorluğu ve tamirciliğiyle hayatları onaran Güven abinin aşk ve adalet arasında kalan Eda için vereceği o çok zor karar, okurken insanı akıl ve mantık sınırlarında derin bir yol ayrımına sürüklüyor. Yazar, toplumsal
GüvenSerap Erol · İkinci Adam Yayınları · 20258 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Yaşanamayan ve yarım kalmışlığın kendisini gizlemek için büründüğü bir kılıf vardır. O anlar, hatırlanmak istemez çünkü hatırlandığı an beraberinde getireceği enkaz ruhsal bir yıkım ve pişmanlığın sesi olacaktır. Bu yüzden sıradan veya bilinen hayata devam etme güvenli bir limandır. Tıpkı Masal'ın yaşadığı hayat gibi.. "Yarım kalan her şey tamamlanmak üzere bir gün tekrar karşına çıkar." Herkesin imrendiği bir hayata sahip Masal. Zengin, ona değer veren bir eş ve ne isterse yapabileceği bir dünyanın içerisinde. Tabi bu herkesin gördüğü ve onlara sunulan şekli, fakat Masal için durum daha farklı. Ruhunun içinde kıvranan duyguların bastırıldığı, annesi Songül ve eşi İlhan'ın belirlediği hayatta sıkışıp kalmış bir beden. Bu beden istenilen kılıfa yıllar önce girmiş ancak bu kılıf Masal'a dar gelmeye başladığında ruhundan çıkmayı bekleyen yarım kalmışlıkların sesini duymak ona en arka çekmecede saklayıp tozlar içerisinde kalan geçmişini çağrıştıracaktır. Bu tozların içerisinde aşkın heyecanlı ritmi çoktan yerini almıştır. "Yarım kalanları tamamlamak için geriye doğru gider insan, sonunda hep kendine varır." Ruhun sessiz çığlığının duyulabilmesi ve görülebilmesi için bir kantı gerekliydi ve bu kanıt bir dergide yayımlanan röportajda çoktan şekil almıştı. Geriye Masal'ın kendi seramik eserine yaptığı gibi ona şekil vermesi gerekmekteydi. Ancak bu şekil geçmişin izlerini taşısa da artık eskisi gibi olmayan bir düzen de onunla birlikte yol alacaktır. "İnsan hayatı sürekli bir devinim içindeydi sanki. Geçmişleri, çocuklukları, kökleri, hepsi onları bugünkü hallerine yoğuran görünmez eller gibiydi. Kötü günler, yaralı ruhlarını koruyan bir kabuğa; umut, içlerine çekilmiş pırıl pırıl bir sırra dönüşmüştü. Ve bütün bu katmanlar, insanın saklandığı bir kılıf gibiydi." Bu
KılıfEmel Şimşir · Mümkün Kitap · 202610 okunma
İki kadın bir adam, aşk çekilir aradan
10/10
·212 syf.·
2026 98. kitabı
Yazar,kitabin girişinde bir kitap, bir insanin hayatini degiştirebilir diyor.Biz her kitapta kendimizden birşeyler bulur ,o hayatlar hakkinda ahkam keseriz. Bazi karakterlerin bencilliği , ürkekliği bizi kızdırır.Uzaktan o hayatın yükünü üstümüzden atmak istercesine karakteri bir dart tahtasinda yargilariz. Yazarin da kitabinda anlattığı gibi bazi gerçekler insanin bildiği herşeyi elinden alır. Ben bu kitapta ,kendisiyle ilgili gerçeklerden kaçarken ,bir tarafta masumiyet ,bir tarafta şehvet ikileminde kalarak ,yaptığı seçimin ağırlığında kalmış bir adamı okudum.Yazar karakterden bahsederken ilahi bakış açısında'Ercan bazen kendini bir satranç tahtasinda hayal ederdi,rakibinin oyununu tahmin eden usta bir oyuncuydu' derken de 'Kader ona bilmediği oyunlar oynuyordu 'diye de ekliyor. Oysaki o hamleleri doğru yönetmek bizim elimizdedir ama bahanelerle kendimizi avuturuz. İşte Ercan bende bu hissiyatı oluşturdu. Yaşadığı pişmanlık beni çokta etkilemedi. Hikayenin ana karakteri daha güçlü olmalı istiyoruz bence, o güç kitaba doğru yansıyor ve bizi de daha çok çekiyor. Ama zaaflar her zaman var kaçamayız ki? Bir okuyucu olarak Ercan kendini anlatırken ,ona anlam vermediğim çok yer oldu.Hayatındakı masumiyetin değerini bilemeyip kolayi seçti.İlahi bakis acisinda da satır aralarinda merak ettigim herşeyin cevaplarini bulsam bile, bu cevaplar bana ilaç olmadı, hüznümü kanattı. Hikaye iki aşk arasinda arafta kalan bir adamı anlatıp ,bana iki kadın bir adam ,aşk cekilir aradan şarkisini hatirlatsa bile ,satir aralarinda doğru şarkilar ve şiirler ile süslenen harika bir sentez vardi.Hatta yazar bir aşk hikayesinin aralarina toplumsal hicivlerlerini,insanlarin menfi duygularının yorgunlugunu cok güzel aktarmistı.Bu hikayeyi bir aşk yorgunluğundan çok insanı değer yorgunluğuna da
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202632 okunma