"Savaş kıblesi mi, Rumi?"
"Öyle ya. Rabbim, bu dünyayı yarattığından beri, saban yerine bu kadar savaşla sürülmüş, altı üstüne getirilmiş başka toprak yok. Gelenin geçtiği, geçenin döndüğü köprü oldun mu akıbet boyun bükmektir, baş eğmektir. Düşünsenize, muzaffer olmaya koşan da geçti buralardan, mağlubiyet zehrini tadıp dönen de. Yurt bilip imar eden de, intikam diye yakıp yıkan da. Simdi atınızın ayaklarına kapananların atalarının ataları vakti zamanında Darius'a, Krezüz'e, Hamurabi'ye, Hattuşil'e, Muvataliş'e, firavuna, İskender'e, Sultan Alparslan'a, Timur'a yapıyordu aynı şeyi. Yarın buradan Beyazıt geçse, 'Padişahım', diye ona eğilmeye mecburlar. Nice han, emir, sultan, bey bilirim, buna kanar. Demem o ki yanılıp da bunların gönlünün sultanı benmişim diye övünmeyin. Yok, başkasını sultan bilirler diye de yerinmeyin. Bu insanların gerçek sultanının kim olduğunu kendilerinden başka kimse bilmez.