Ahmet Aslan

Ahmet Aslan
@aslan_ahmet
'şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim.' dedi. 'gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim, kendi çapımda...'"
Lisans
İstanbul
İstanbul, 1980
177 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
... "Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim,”
Sayfa 113 - İletişim Yayınları, 85.Baskı 2017,İstanbul·Kitabı okudu
Ahmet Aslan
. 'gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim, kendi çapımda...'"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hikayede Niyet (Umut)
‎ ‎ ‎Tek kullanımlık bir şişeye su doldurdu, sırt çantasına okumaya devam ettiği kitabı ve suyu koydu. Camların hepsini kontrol etti, kafesin kenarındaki kuş yemine baktı; çok az kalmıştı. Apartman girişindeki yeni kesilmiş su faturalarını, patlatılmış konfeti gibi yerlerde uçuşurken gördü. Belli, hava rüzgârlıydı; “nasıl olsa ödemeyeceğim” diyerek almaya yeltenmedi. Montunu fermuarladı, durağa doğru yürümeye başladı; bir yandan da sokağı dinliyordu. ‎ ‎Durak kalabalıktı. İlk gelen otobüse bindi, şoför kapıyı kapattı. Kapı ağzı oldukça doluydu, arkaya doğru yürümek istedi. Önündeki kadına “Bayan, biraz ilerler misiniz?” dedi sessizce. “Bayan değil, hanımefendi,” dedi kadın. “Hanımefendi, geçebilir miyim?” dedi. “Buyur, geç,” dedi kadın. Teşekkür edip arkadaki boşluğa geçti. İkisinin de uzayda kapladığı yer aynıydı hâlbuki, ona göre. Bir durak sonra arka kapıdan inenler oldu; cam kenarına oturup “oh be,” dedi, “tekkeyi bekleyen çorbayı içer.” İnene kadar da kitabını okumaya devam etti. ‎ ‎Mısır Çarşısı’ndan geçip Çiçek Pazarı’na girdi. Dışarıdaki kafeslerde duran muhabbet kuşlarına bakarak gezindi. Bir dükkânın önünde durdu; kafasını kanadının altına sokmuş uyuyan bir kuşu, işaret parmağını kafesin tellerinden içeri sokarak uyandırmak istedi. “Maviş, sen beni bıraktın ama ben seni unutmadım,” dedi. Kuş hâlâ tepkisizdi. “Uyu sen, uyu,” dedi, “zaten o sen değilsin.” Kapıya gelen genç satıcı, dalga geçer gibi “Abi, içeride ele gelen ve konuşanlar var, bak istersen,” deyince, “Ele geleni seviyorum da konuşanları çok sevmiyorum,” dedi. Satıcı bardağındaki son yudum çayı içip dibini de kaldırıma doğru döktü, içeri girdi. ‎ ‎Etraf her zamanki gibi çok kalabalıktı; inci kefali gibi kalabalığın içine daldı. Çantasından suyunu çıkarıp bir yudum içti. Karşısındaki tabeladaki büyük
dağlar isimli okura yanıt verildi
Ahmet Aslan
Eyvallah caney 🙏✌🍀🦜🥰
Hikaye ( Kuşlar benide alın...)
‎Adetim olduğu üzere günlük rutin durum mesajlarına bakarken aniden onun mesajını fark ettim. Sosyal medyayı kullanmadığı gibi durum paylaşılmasına çok kızardı. Ayrılalı bir ay bile olmamıştı birbirimizden hiç haber alamamıştık. Kesin benimle ilgili birşey paylaşmıştır diyerek merak ve kibir arasında kalakaldım. Beş dakika kadar dayandıktan sonra merakıma yenik düştüm. Mesajı okumamla kapatmam bir oldu. Resmen kaynar suyun içinde kaynamaya başladım. Böyle bir olayın olması imkansızdı, hele onun gibi plansız yaşayan biri için okuduklarım mümkün değildi. Ömrüm boyunca yaşamadığım bir duygu içindeydim. Mesajı tekrar okumamla kapatmam bir oldu. Aklımda kalan tek cümle bugün öğle namazını mütakip iki sokak ötemizde olan Hz Yusuf camisiydi. Bu nasıl bir şaka diyerek öğlen ezanının saat kaçta okunduğuna baktım. Pazar günü olduğu için dün gece kızlarla bahçede geç saate kadar oturup epey bir dağıtmıştık. Saat 12.30 olmuştu ve ezanın okunmasına yarım saat vardı. Üstüme dün akşam da giydiğim siyah eşofman takımını geçirdim. Böyle şaka mı olur diyerek merdivenleri yavaş yavaş indim. Yolda yürürken köşedeki çiçekçi gözüme ilişti, ben sana şaka nasıl olur diyerek çiçekçiye girdim; kapının önünde duran belediyenin yol kenarlarına diktiği çiçeklerden 8–10 tane karışık renkli olsun diyerek istedim. “Abla uzak mı gidecen?” diyen çiçekçiye “Yok yok yakın,” dedim. “İki dakika bekle,” dedi, “bakkaldan boş bi bisküvi kutusu alayım, ağır oldu poşet yırtılmasın.” Tam koliyi kapatırken “Bir de içine kürek atıver,” dedim. O esnada ezan da yeni bitmişti. Yolda yürürken koliyi kafasında nasıl parçalarım diye düşünüyordum. Namaz bitmiş, insanlar gerçekten cenaze namazı kılmak için saf tutmuştu. Bir an caminin avlusuna ayaklarım gitmedi, bi cesaret içeri girip ağaçların arasından tanıdık bir
dağlar isimli okura yanıt verildi
Ahmet Aslan
Eyw caney 🙏 Ucuz sıradan şeyler cano, yargılamak yok ✌