Ama insanın kendine söylediği yalanların da bir miadi var. Katı olan her şey buharlaşıyor, hayata tutunmak için inanmak zorunda kaldığımız bütün yalanlar günü gelince açığa çıkıyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir şey oluyor. Öğrendiklerimizle yaşamaya devam ediyoruz.
Bacaklarını fark etmeli insan. İnsan önce bacaklarını fark etmeli. En umutsuz anında bile, "İşte benim bacaklarım var, ayağa kalkmaya yeter, gitmeye yeter" diyebilmeli.
Kalan genişler, giden uzar. Genişletmek de bir çeşit büyümektir elbet ama bünyeye etrafındakileri yani benzerlerini katarak, sana benzemeyenin de üstünü örtüp kendine benzeterek genişlersin. Oysa başka bir renk, başka bir söz, başka bir tat lazımdır insana. Uzamak öyle değildir oysa. Her katmanda başka iklimler, başka düzenler, başka habitatlar görürsün.