HAYATIN ANLAMI
Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek
için onu bir köye götürdü. Çok fakir bir ailenin evinde bir gün-bir gece geçirdiler. Şehre dönerken
baba oğluna sordu: “Yolculuğumuzu nasıl buldun?” “Çok güzeldi babacığım” diye cevap verdi oğlu.
“İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?” “Evet.” “Peki ne öğrendin?” “Şunu
gördüm” dedi oğlu: “Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin
yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede
ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim taraçamız ön bahçeye kadar, onlarınki ise ufka kadar
uzanıyor.” Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve çocuk ekledi: “Ne
kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım!”
Arka kapak yazısı:
TOLSTOY AİLE MUTLULUĞU
Hepimizin hayatında çok önemli bir yer tutar aile ve ail mutluluğu. Sevgiyi yaşadığımız,sevincimizi çoğalttığımız mutsuzluklarımızı azalttığımız yerdir aile. On üç çocuk baba. olan Tolstoy, bu romanında toplumsal yapımızın temeli ola aileyi sürükleyici ve yalın bir üslup ile kaleme alarak bizler aileyi oluşturanların hem bir birey hem de eş olarak aileyi karşı sorumlu olduklarını hatırlatıyor. Manevi dejenerasyonun, sorumluluklarının farkında olmadan yaşayan bireylerin hayatı ve mutluluğu ıskaladığı düşünülürse kesinlikle ders çıkarılacak bir roman.
Aile MutluluğuLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 20156,7bin okunma
Tanrı adaletlidir. O, çekmemi istiyor, ama suçsuz olduğumu biliyor. İşte güvenim buradan gelmekte; yüreğim ve aklım, aldanmadığımı ilân ediyorlar. Bırakalım talih ve insanlar istediklerini yapsınlar; ses çıkarmaksızın çekmeyi öğrenelim; her şey sonunda dünyanın düzeni içinde eriyip gidecek: benim sıram da er geç gelecektir.
İçimi çekerek kendi kendime, "Bu dünyada ne suç işledim?"
diyordum. Yaşamak için doğmuştum, yaşamadan ölüyorum. Sanırım kusur bende değil ve beni yaradana,
yapmama fırsat verilmeyen iyilikleri sunamazsam da, hiç değilse engellenen iyi niyetlerimi, katışıksız
ama etkili olmaktan alıkonmuş duygularımı ve insanların aşağılamasına karşı sarsılmaz bir sabrı
sunabilirim? Bu düşünceler beni duygulandırıyordu; ruhumun, gençliğimden beri; olgunluk dönemimde
insan toplumundan beni çıkardıklarından beri ve yaşamımın sonuna kadar çekileceğim yalnızlık
köşemdeki saldırılarını gözden geçiriyordum.