FENER AİLE
8/10
·181 syf.··
2026 1. kitabı
Ne çok isterdim anneannemin o göğü örten asmalar ile süslü, rengarenk güllerle, aslan ağızlarıyla, begonvillerle bezeli taraçasında, gün ölüyorken, benim ise henüz hiçbir sevdiğim dünyadan göçüp gitmemişken denizi izliyor olmayı. Yaz meltemi eserken yüzüme, denizin üzerinde yükselen dağların ardına batan güneşe döktüğüm göz yaşlarımı silseydi yine dedem, “Üzülme yarın yeniden doğacak” deseydi. Kitap sizi geçmişinize, o çaresiz ama yaşarken hiç farkında olmadığınız en mutlu çocukluk günlerinize götürüyor. Okudukça siz de büyüyorsunuz günden güne. Ölümün ve sorumlulukların yükü altında ezilmeye başlayıp kamburlaşıyorsunuz. Ta ki kitap sona erip sizi kendiniz ile baş başa bırakana dek. İzmir Karaburun’un adı gibi sarp bir uçurumunun kenarındaki Sarpıncık Fenerinde yaşayan bir ailenin dramını ele alan bu yapıt, okumaya başladığımız andan itibaren bizi Ege’nin tuzlu kıyılarına atıyor. Kitabı okuduktan sonra eğer henüz gitmediyseniz bir gün o fenere yolunuzu düşürmek, Feriha’nın “Fener Aile” anılarına ortak olabilmek için bahaneler arayacaksınız ️ Fırat Sunel
Duygu ve Düşünce
Sarpıncık FeneriFırat Sunel · Profil Kitap · 202094 okunma
Adam asmaca ve ev ödevi .d
6/10
·328 syf.··
2025 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2025 22:13
Her şeye tamamım asmalar, kesmeler, vurmalar, kırmalar, işkenceler gibi gibi ama sürekli bunların arasında bu çoluk çocuk neden ev ödevi yapıyorlar :D Yani tırnak keser gibi adam kesiyorlar sonra bir alev ateş heyecana geliyorlar bam bam bam, sonra oturup ev ödevi yapıyorlar :) Neyse akademik kariyer der susarım, bu da böyle bir anımızdı.
Seize the CastleElizabeth Dear · Independently Published · 20224 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·400 syf.·
2025 6. kitabı
Fakir Baykurt, köy enstitüsü çıkışlı bir yazar. Kaplumbağalar ise köyü bilen, köyü anlatan bir kalemin eseri. Eser tarlada çalışan işçileri anlatarak başlıyor ve sonuna kadar da köyün içinde köylünün toprakla ve bürokrasiye uğraşını anlatıyor. Romanın baş karakteri Kır Abbas, köyün en yaşlısı ve başına buyruk bir insan. Romanın başında tarlada çalışırken sıcaktan bunalıyor ve sıcağın verdiği hararetle birlikte yükselen sinirinden dolayı ailesiyle sebepsiz kavga ederek köyün yolunu tutuyor. Bir de giderken yolda gördüğü bir kaplumbağayı ters çevirip güneşin altında bırakıyor. Romanın başında geçen bu bölüm bize yazarın köyü bildiğini köy işiyle uğraştığını gösteriyor. Romanın bir diğer önemli kişisi köyün öğretmeni Rıza. Birgün bu öğretmen köylüleri asma dikmeleri gerektiğini ve köydeki Purluk denen araziyi ıslah edebilirlerse burada asmanın yetişeceğini söylüyor. Bir Alevi köyü olan Tozak köyü köylüleri de arazinin zorlu olmasına rağmen şarabı ve pekmezi sevdikleri için bu fikri kabul ediyorlar. Toprak çapalanıp sıra asma fidanı aramaya geldiğinde köylüler, Ziraat odasından fidan istemeye gidiyor fakat Ziraat odası başkanı benden broşür isteyin vereyim ama fidanı ben nereden bulayım karşılığını veriyor. Bürokrasi ve köylü burada ilk kırılmayı yaşıyor. Neyse köylü bir şekilde fidanları buluyor ve dikiyor. Kır Abbas sonrasında bu yeri benimsiyor ve orada yaşamaya başlıyor sürekli asmalarla ilgileniyor. -Romanda bu bölümlerde dikkatimi çeken şey köylünün karar ya da uygulama aşamasında ara sıra ayrılıklar yaşaması oldu. Bu ayrılıkları aşıp birlik olduklarında her şeyin daha güzel ilerlediğine vurgular yapılmış.- Gel zaman git zaman asmalar büyüdüğünde üzümler olduğunda Kır Abbas "saçı" geleneğini hatırlatıyor. Bu geleneğe göre bağ bozumunda toplanan üzümlerin bir kısmının
Edebiyat & Roman
KaplumbağalarFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19734,700 okunma
9/10
·228 syf.··
2024 10. kitabı
Arkadaş ben böyle minnoş böyle tatlı hikayelerin gerçekten delisiyim. Kitaba başladığım zaman konu bana çok fazla tanıdık gelmişti. Sayfaları ilerledikçe kafamdaki taşlarda yerine oturmaya başladı. Çok uzun zaman önce izlediğim ve çok keyif aldığım bir filmi bana andırıyordu. Biraz araştırınca 'Just like Heaven' filminin bu kitaptan uyarlandığını öğrendim. Tabi ki ben kitabı çok sevip üstüne de filmi yeniden de izledim. Aralarında ki fark çok belliydi. Kesinlikle kitap çok ama çok daha iyiydi. İşte #uyarlama filmlerin en büyük sorunu bu sanırım. Aynı etkiyi yaratmıyor.Nasıl desem? Sanki eksikti. Hemde çok eksik.. Karakterlere bayıldım. Hele Paul ya adamsın. Bir an Paul ve Arthur arasındaki arkadaşlığı ben ve @gulizcil arasındaki arkadaşlığa benzettim. Bizde de öyle sorgu, sual çok yapılmaz. Yapılsa da üstünde çok durulmaz. Hadi deyince akan sular durur. Paul gerçekten de hadi denilince aklıma yatmasa bile Arthur için her şeyi yaptı. Arthur'da Lauren için her şeyi yaptı diyebilirim aslında. Aralarında ki aşk bir yana yapılan fedakarlıklar, aşılmaz denilen duvarları aşmalar.. Yani nasıl anlatayım size o kadar nahif bir hikaye vardı ki altında ben çok sevdim. Son sayfasına kadar bitirmeden elimden bırakamayacağımı kitabın başından biliyordum ki öylede oldu. Geçmiş, gelecek ve şimdi arasında ki geçişler çok güzel işlenmişti. Kitabın sonu da bence yerli yerindeydi. Uzamaması, gereksiz yüksekten dram olmaması beni çok mutlu etti. Bazı sayfalarda gözlerimin dolduğunuda itiraf etmeliyim. Bence bu nahif hikaye her eve konuk olmalı..
Aşk
Keşke Gerçek OlsaMarc Levy · Artemis Yayınları · 20241,186 okunma
10/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2023 255. kitabı
Paris'teki Dışişleri göreviyle birlikte şarapla tanışan Mahir, dünyanın en iyi şaraplarını tatmakla yetinmemiş, kendini ufak çapta da olsa bir degüstatör olarak yetiştirmiştir. Bir süre sonra, kendisi ve yaşadığı ada için devrim olacak bir karar verir. Artık büyüdüğü adada kendi şarabını üretecektir. Fransa'dan asmalar getirtir. Uluslararası sahadaki uzmanlarla çalışmaya başlar. Mahir Bey, adanın yerli üzümlerini de kullanarak en iyi ürünlerini alır ve tadımını, kızı Gülhan'ın en yakın arkadaşı ve manevi evladı olan, İsyanʼla yapar. Diplomatlık deneyimi Mahir Beyi dışa dönük bir insan yapmıştır. İlk ürünü gönderdiği yarışmalarda dereceye girince, bütün ürünleri, yıl bitmeden satar. Artık ada; tüm ülkede doğasını ve kültürünü koruduğu için tanınan ve yılın on ayı turist çeken bir cazibe merkezi haline gelir. Bir adada gençlerin çocukluk arkadaşı olma hikayesinden başlayarak kurgulanmış, aşk ve arkadaşlık üzerine güzel bir roman. 90’lı yıllarda çocukluk ve gençlik yıllarını yaşamış biri olarak, 1994 senesinde ‘Yaz Aşkım’ adlı şarkısıyla hit olan Ege'nin yazarlık yönünündeki gücünü de görüyoruz bu ilk romanı "İsyan"da. Müzisyenlikteki naifliği satırlara yansımış yazarın. Pek çok yazardan daha etkili bir dille yazmış olduğu eseri, aynı şarkıları gibi, alıp götürüyor okuyucuyu.. Çok sürükleyici, bitirmeden bırakamayacağınız bir roman. Dostluk, arkadaşlık, sevgi, aşk ve aile bağları, Rum ve Türk ilişkileri üzerine, çok güçlü bir metinle yazılmış, şahane bir eser. #İsyan ^ ^ #alıntı Doğduğun yer değil, doyduğun yer hiç değil, sevdiklerinin kalbidir vatan. ^ Senin tesis etmeye çalıştığın adalet, başkaları için adaletsizlik yaratıyorsa en büyük günah senindir. ^ ^ @egeofficialpage Alfa Kitap #bloghemsire #roman #ege #roman #yenikitap
İsyanEge · A7 Yayınları · 201750 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2023 64. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 18:13
Dikkat! Bu Yazı Kitabın Sonu Hakkında Bilgi Verir! Devletin unuttuğu uzak, kurak köylerden biridir Tozak. Yolu yoktur, suyu desen yok denecek kadar az. Sefalet desen misliyle... Ancak o köylüler bununla barışık yaşamayı öğrenmişler. Şükredip kardeşçe yaşarlar. Dışarıya çalışmaya gidenlerden haber alıp hallerine şükrederler. Bulurlarsa üzüm alıp şarap yaparlar cem ederken içerken. Kısacası kendi yağıyla kavrulmaya çalışan küçük bir köy. Bir gün eğitmen Rıza’nın aklına düşüverir. Purluk denilen, içi pur taşları ile dolu bir arazileri vardır. Eğer yeterince çalışır, taşları temizlerlerse bağ yapabilir, bundan sonra üzüm almak için köy kasaba gezmelerine gerek kalmaz. Bunu köylülerle paylaşır. Bu fikir herkesin aklına yatar. Başlarlar çalışmaya. Günlerce gecelerce sıcağın altında pişerek devam ederler. Sonuç tam da istedikleri gibi olur. Taşları temizlemeyi ve ekilecek bir yer haline getirmeyi başarırlar. Sonrasında binbir güçlükle asma fidanları bulur, onları dikecek çubuklar edinirler. Çok güçlük çekerler ama başarırlar. Asmaların olmadığı yerlere de bostan yaparlar. Bostanlara kavun ve karpuz ekerler. İlk sene bostandan mahsullerini alırlar, üzümler olmadıysa da asma yapraklarından kullanırlar. Köyleri berekete kavuşmak üzeredir. Bağların bekçiliğini yapmaya köyün en yaşlısı Kır Abbas gönüllü olur. Bir tek torunlarını sevmek için evine gider. Onun dışında varsa yoksa bağlar bostanlar. 4 yılın sonunda asmalar üzüm verir. Sevinçten yollara dökülür gelip geçenlere üzüm hediye ederler. Kendileri de ellerine geçen üzümlerle pekmez kaynatır, diledikleri kadar şarap üretirler. Artık köyleri bolluğa kavuşmuştur. Ancak birlik beraberlikleri bozulmaz. Bir gün köye kadastro memurları gelir. Onlar da hem köylünün evinde sefa sürer hem de onları aşağılar, hor görür. Medeniyet
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,700 okunma