Dikkat! Bu Yazı Kitabın Sonu Hakkında Bilgi Verir!
Devletin unuttuğu uzak, kurak köylerden biridir Tozak. Yolu yoktur, suyu desen yok denecek kadar az. Sefalet desen misliyle... Ancak o köylüler bununla barışık yaşamayı öğrenmişler. Şükredip kardeşçe yaşarlar. Dışarıya çalışmaya gidenlerden haber alıp hallerine şükrederler. Bulurlarsa üzüm alıp şarap yaparlar cem ederken içerken. Kısacası kendi yağıyla kavrulmaya çalışan küçük bir köy.
Bir gün eğitmen Rıza’nın aklına düşüverir. Purluk denilen, içi pur taşları ile dolu bir arazileri vardır. Eğer yeterince çalışır, taşları temizlerlerse bağ yapabilir, bundan sonra üzüm almak için köy kasaba gezmelerine gerek kalmaz. Bunu köylülerle paylaşır. Bu fikir herkesin aklına yatar. Başlarlar çalışmaya. Günlerce gecelerce sıcağın altında pişerek devam ederler. Sonuç tam da istedikleri gibi olur. Taşları temizlemeyi ve ekilecek bir yer haline getirmeyi başarırlar. Sonrasında binbir güçlükle asma fidanları bulur, onları dikecek çubuklar edinirler. Çok güçlük çekerler ama başarırlar. Asmaların olmadığı yerlere de bostan yaparlar. Bostanlara kavun ve karpuz ekerler. İlk sene bostandan mahsullerini alırlar, üzümler olmadıysa da asma yapraklarından kullanırlar. Köyleri berekete kavuşmak üzeredir. Bağların bekçiliğini yapmaya köyün en yaşlısı Kır Abbas gönüllü olur. Bir tek torunlarını sevmek için evine gider. Onun dışında varsa yoksa bağlar bostanlar.
4 yılın sonunda asmalar üzüm verir. Sevinçten yollara dökülür gelip geçenlere üzüm hediye ederler. Kendileri de ellerine geçen üzümlerle pekmez kaynatır, diledikleri kadar şarap üretirler. Artık köyleri bolluğa kavuşmuştur. Ancak birlik beraberlikleri bozulmaz.
Bir gün köye kadastro memurları gelir. Onlar da hem köylünün evinde sefa sürer hem de onları aşağılar, hor görür. Medeniyet