Ayşe Temiz

Doğru tarafta durabilmek
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Bu kitap kazanılamayacağını bile bile doğru tarafta durmanın hikayesidir. Kitabın başında ve sonunda Beethoven’ın dokuzuncu senfonisinden bir bölüm mırıldanır kaymakam Fikret. Güçlüler onun başka bir yere sürülmesini sağlamışlardır ama doğrunun yanında durarak içsel bütünlüğünü korumayı başarmıştır o. Kazanamasak da doğru yerde kalabilmemiz mümkündür. Bunu görürüz. Tenekeler çalsın, iç melodimizi susturamazlar.
Edebiyat
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Gatsby de muhteşem olan nedir?
7/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 00:00
Bir tutku hikayesi Muhteşem Gatsby. Onun tutkusunun büyüklüğü onu muhteşem yapan sanırım. İçinde pek çok semboller barındırıyor kitap. Bu sembollerin farkında olmadan okudum başta. Sonra sembolleri öğrenince daha anlamlı geldi Gatsby’nin öyküsü. Çevirisi biraz kötüydü kitabın. Ona rağmen beğendim kitabı. Geçmişteki aşkına olduğundan daha fazla anlam yükleyen tutkulu bir adamın hikayesine şahit oluyoruz kitapta. Eski zenginler, yeni zenginler, küller vadisinde yaşayan halk gibi sınıfsal farklılıklar açısından da bir tablo çiziyor yazar.
2025 Okuma Raporları
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Turkuvaz Kitap · 201926,9bin okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Hayatının çoğu düşünmek ile yazmak ile geçen anlatıcı (Kazancakis), Zorba ile tanışıyor. Zorba onun hayattan ıskaladığı tüm şeyleri yapan bir kişi; yemeğini tadını, lezzetini alarak yiyor, bedeniyle, düşünceleriyle kendini tamamen işine vererek çalışıyor, dans etmeyi seviyor, dans ederek konuşabiliyor, müziği seviyor, Santur çalıyor. Kendinde eksik olan her şeyi mutlu şekilde yapan Zorba anlatıcımızı çok etkiliyor. Hayatın tadının anda kalarak çıkacağını görüyor yazar. Zorba ile tanıştığında Buda ile ilgili bir çalışma yapıyor anlatıcı. Önsöz'den Buda'nın da Kazancakis'i çok etkilediğini öğreniyoruz. Buda ile Zorba ilişkisini düşündürdü kitap bana ama çok bu ilişkiyi anlamlandıramadım. Buda'yı çok iyi bilmediğim için olabilir. Buda’yı biraz öğrenmem iyi olabilir. Chapgpt’ye bu ilişkiyi sorduğumda, şöyle bir cevap aldım: “Buda'nın öğretilerinde de içsel huzur ve kaçış arayışı var. Ancak Zorba daha çok bedeniyle ve dünyayla tam bir bağ kurarak yaşarken, Buda daha çok zihinsel ve manevi huzuru vurgular. Bu iki yaklaşım, hem dışarıya yönelik hem de içsel bir huzur arayışını simgeliyor olabilir. Buda'nın etkilendiği şeylerin bir kısmı, Zorba'nın daha dünyasal ve neşeli bir şekilde hayatı kucaklayışında görülebilir, ama ikisi de insanın içsel boşluklarını doldurma çabasında farklı yollar izliyorlar.” Kazancakis bu iki farklı yolu da bize hatırlatıyor. Yazarın bu kitabı yazarken kendi hayatını sorguladığı bir döneminde olduğunu düşünüyorum. Zorlu bir coğrafyaya sahip Girit’te geçiyor kitap. Kitabı okurken Girit’e gitmek istedim. Kitapta iki kadın karakter öne çıkıyor. Dul Kadın ve Madam Ortans. Dul Kadının öldürülmesi ve Madam Ortans’ın ölüm yatağındayken, çevredekilerin onun eşyalarını yağmalaması bölümlerini okuduğumuzda insan oğlunun ne kadar acımasız olabileceğini tekrar
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,6bin okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Kitap kulübümüzün seçtiği kitaplardan biriydi Körlük. Distopya türünde bir kitap. Jose Saramago'nun okuduğum ilk kitabı. Saramago Lizbon’da gazetecilik yaptığı dönemde siyasal nedenlerden dolayı işinden kovulmuş. Daha sonra bir röportajında, “Kovulmak hayatımın en büyük şansıydı. Durmama ve düşünmeme neden oldu. Bir yazar olarak doğuşuma vesile oldu.” demiş. İyi ki kovulmuş ve yazar olmuş diyorum ben de. Bir adamın herhangi bir neden olmadan kör olması ile başlıyor kitap. Beyaz bir körlük bu. Ve sonrasında bu körlük hızla yayılıyor. Neden herkesin kör olduğunu bilmediğimiz gibi, gören tek kişi olan "Doktorun Karısı"nın da neden kör olmadığını bilmiyoruz. Diğer herkes kör oluyor. Kitaptaki karakterlerin Ahmet, Mehmet, Ayşe gibi adları yok. Hangi ülkede geçtiğini bilmiyoruz. Ana kahramanlarımız; Birinci Kör, Birinci Körün Karısı, Doktor, Doktorun Karısı, Koyu Renk Gözlüklü Genç Kız, Şaşı Çocuk, Gözü Siyah Bantlı Yaşlı Adam ve Gözyaşı Yalayan Köpek. Türlü zorluklara şahit oluyoruz körlerin üstünden gelmesi gereken, açlık, pislik vb. Kitapta en çok dikkatimi çeken yazarın kadınlara çok değer verdiği oldu. Romanda önemli, cesur adımları atan, zorluklarla baş etmek gerektiğinde en sorumlu davranan hep kadınlar oldu. Kitabın beni şu bölümü etkiledi: "Koyu Renk Gözlüklü Genç Kızın" komşusu, "Yaşlı Kadın" ölünce, onun gömülmesi ile ilgili konuştukları yerde söylenen bir söz beni epey düşünürdü. «Sorun, bunu yapabilecek gücümüzün olup olmadığını bilmek değil, onu burada bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız, buna karar vermek, Hayır, bırakmayacağız, dedi doktor, Öyleyse o gücü kendimizde buluruz.» Evet benim pek çok konuda yaşadığım sıkıntı bu sanırım. O işi yapıp yapmamaya karar vermediğim zaman bocalıyorum. O kararı verince bir yolunu bulduğumu her zaman
KörlükJosé Saramago · Can Yayınları · 2015131,9bin okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2024 12:29
Jan Chozen Bays'in "Mindful Eating on the Go-Shambhala" kitabını elektronik kitap olarak, İngilizce dilinde okudum. Her gün yaptığımız yeme ve içme eylemi sırasında ne kadar bedenimizin farkındayız. Hızlı hızlı yiyoruz çoğunluk. Televizyonun karşısında, cep telefonu ya da tablete bakarken, yediklerimize dikkat etmeden oluyor çoğunluk bu eylem. Hüp diye içip bitiriyoruz içeceğimizi. Ben özellikle çayı ve kahveyi hızlıca sanki arkamdan biri kovalıyor gibi içiyorum. Geçenlerde ablam filtre kahveyi o kadar mutlu bir şekilde, onun tadına, lezzetine vararak içiyordu ki. Şaşırmıştım. Genellikle benim yemek yedikten sonra hissettiğim düşündüğümden fazla yediğim için rahatsızlık duymak şeklinde, keyif aldığım bir an olmuş mudur bilemiyorum. İçtiklerimden de bir şey anlamıyorum bu arada. Susadığım halde kahve ve çay içiyorum. Bir ara iyice çiğneyerek yiyordum. En az 30 kere çiğniyordum yediklerimi. Devam ettirmek mümkün olmadı. Ama hedeflerimin arasında hep bulunuyor:). Yazar 9 tip (göz, burun, kulak, cilt, ağız, hücre, mide, zihin ve kalp) açlıktan bahsediyor kitapta. Bedenimizin o anki ihtiyacı neyse onun farkında olarak yiyip içmemiz için bize püf noktaları sunuyor. Alıştırmalar öneriyor. Her seferinde bir lokmayı ağzımıza götürmek, onu iyice çiğnedikten sonra ikinci lokmayı almak. Yediklerimizin kokusuna, çıkardığı sese, dokusuna dikkat kesilerek ne yediğimizin tamamen farkında olmak. Benim şu an tam da ihtiyacım olan bir yaklaşım ile tanışmış oldum bu kitap ile. Tavsiye ederim. Zevk alarak, bedenimizin tam ihtiyacı olan besinlerin farkında olarak ve onların her bir duyumuzla tadına vararak yemeyi içmeyi tekrar öğrenmemiz için güzel bir rehber.
Mindful EatingJan Chozen Bays · 20092 okunma