• Bu gökbilimci, buluşunu o zamanlar Uluslararası Astronomi Kongresi'nde harika bir sunumla açıklamıştı. Fakat fes ve şalvar giyiyor diye kimse onun söylediklerine değer vermemişti. Büyükler böyledir işte...
    Neyse ki sonraları Asteroit B-612'nin itibarını kurtarmak için bir Türk önderi bir yasa koydu; artık halkı Avrupalılar gibi giyinecek, yasaya uymayanlar ölümle cezalandırılacaktı.
  • Eğer size, Asteroit B-612 konusunda ayrıntılı bilgi verebiliyor ve onun numarasını da söyleyebiliyorsam bu, büyükler sayesindedir. Büyükler rakamları çok severler. Onlara yeni bir dostunuzdan söz ettiğinizde size onun hakkında hiçbir zaman önemli şeyler hakkında sorular sormazlar: Hiçbir zaman "Sesinin tonu nasıldır? Hangi oyunlardan hoşlanır? Kelebek koleksiyonu yapar mı?" demezler. Bunun yerine hep "Kaç yaşında? Kaç erkek kardeşi var? Kaç kilodur? Kaç para kazanıyor?" gibi sorular sorarlar. Sadece bu soruların cevabını alınca onu tanıyacaklarını sanırlar.
  • Eğer size,Asteroit B-612 konusunda ayrıntılı bilgi verebiliyor ve onun numarasını da söyleyebiliyorsan bu, büyükler sayesindedir. Büyükler rakamları çok severler. Onlara yeni bir dostumuzdan söz ettiğinizde size Onun hakkında hiçbir zaman önemli şeyler hakkında sorular sormazlar: Hiçbir zaman "sesinin tonu nasıldır? hangi oyunlardan hoşlanır? kelebek koleksiyonu var mı?" demezler. Bunun yerine hep "Kaç yaşında? Kaç erkek kardeşi var? Kaç kilodur? Kaç para kazanıyor?" gibi sorular sorarlar .Sadece bu soruların cevabını alınca onu tanıyacaklarını sanırlar.
  • Bu gök bilimci, buluşunu o zamanlar Uluslararası Astronomi kongresinde harika bir sunumla açıklamıştı. Fakat fes ve şalvar giyiniyor diye kimse onun söylediklerine değer vermemişti. Büyükler böyledir işte...

    Neyse ki sonraları Asteroit B-612 nin itibarını kurtarmak için bir Türk önderi bir yasa koydu: artık halkı Avrupalılar gibi giyinecek yasaya uymayanlar ölümle cezalandırılacaktı. Aynı gök bilimci 1920 de Asteroit B-612 yi etkileyici ve şık giysiler giyinmiş olarak tanıttı. Bu kez herkes onu dikkatle dinledi ve görüşlerini kabul etti.
  • 1943 yılında -üstelik 2. Dünya Savaşının yaşandığı bir dönemde- yayımlanan bu masal, modernliğin eleştirisini yapıyor. 27 bölümden oluşan bu masalda, çocuk gözünden büyüklerin dünyası eleştiriliyor. İçinde neler neler yok ki!.. Kibir, emretme-hükmetme tutkusu, niteliğe değil niceliğe verdiğimiz değer, sahip olma duygusu... Küçük Prens bunları gezintiye çıktığı 6 gezegen aracılığıyla aktarıyor bizlere. İçinde çizimler bulunan, alışılageldik masallardan sıyrılan bu masalın en çok 21. bölümünü sevdiğimi söyleyebilirim. 
    Bu arada küçük bir not aklımdayken yazayım; kitabın 4. bölümünde, bir Türk gökbilimcisi tarafından 1909 yılında keşfedilen Asteroit B-612 gezegeninden bahsediliyor. Bu gökbilimcinin Astronomi Kongresi'de harika bir sunum yaptığından ancak gökbilimci fes ve şalvar giyiyor diye insanların onun söylediklerine değer vermediklerinden bahsediyor; yani şekilcilikten dem vuruyor. Daha sonra yazar, bir Türk önderinin (çeviride 'önder' yazıyor, ancak orijinalinden okuyanlar 'diktatör' anlamında bir kelime kullanıldığından bahsediyor.) bu Asteroit B-612'nin itibarını kurtarmak için yasa koyduğunu; artık halkın Avrupalılar gibi giyineceğini, yoksa cezasının ölüm olduğunu yazmış. 1920 yılında, aynı gökbilimci etkileyici ve şık giysilerle aynı sunumu yapıyor ve görüşleri dikkate alınıyor. Burada bahsedilen 'diktatör' Atatürk ise tarihler uyuşmuyor. Çünkü 1909'da Osmanlı yönetimi mevcuttu. Osmanlı'da giyim konusundaki ilk devrim, Padişah 2. Mahmut zamanında yapıldı. 1826 yılında sarık ve cüppe yasaklandı, devlet memurlarına, ilk kez; fes, pantolon ve ceket giyilmesi zorunluluğu getirildi. Hatta bu yüzden halk arasında 2. Mahmut'a 'Gavur Padişah' bile denmiş. Ayrıca Atatürk, şalvarı yasaklamamış, o dönemde sadece Şapka Kanunu getirilmiştir, o da 1925 yılında. İnsanların Şapka Kanunu'ndan ve çevirideki 'önder' sözcüğünden ötürü bu kısma dikkat etmelerini öneriyorum. Bu kısmın üstünkörü yazıldığını düşünüyorum bu nedenle açıklama getirdim. Keyifli okumalar diliyorum.
  • Küçük Prens'in geldiği gezegenin B-612 diye bilinen asteroit olduğu konusunda beni haklı çıkaracak ciddi bir nedenim var. Bu asteroiti ilk kez 1909 yılında bir Türk gökbilimci teleskopla gözlem yaparken görmüş,
    bu buluşunu hemen Uluslararası Gökbilimi Toplantısı'nda büyük bir heyecanla sunmuş, ama adamcağız şalvar, cepken ve fes giyiyor diye onun söylediklerine hiç kimse değer vermemiş. Büyükler böyledir işte...
    Bir süre sonra bir Türk lideri herkesin Avrupalılar gibi giyinmesini zorunlu kılmış, hatta buna uymayanları ölümle cezalandıracağını söylemiş de, 1920 yılında aynı gökbilimci etkileyici ve şık bir giysiyle Asteroid B-612'yi
    tanıtabilmiş. Bu kez herkes ilgiyle izlemiş onun söylediklerini.
    Antoine De Saint-Exupéry
    Sayfa 15 - Ugur yayınları
  • 1943 yılında -üstelik 2. Dünya Savaşının yaşandığı bir dönemde- yayımlanan bu masal, modernliğin eleştirisini yapıyor. 27 bölümden oluşan bu masalda, çocuk gözünden büyüklerin dünyası eleştiriliyor. İçinde neler neler yok ki!.. Kibir, emretme-hükmetme tutkusu, niteliğe değil niceliğe verdiğimiz değer, sahip olma duygusu... Küçük Prens bunları gezintiye çıktığı 6 gezegen aracılığıyla aktarıyor bizlere. İçinde çizimler bulunan, alışılageldik masallardan sıyrılan bu masalın en çok 21. bölümünü sevdiğimi söyleyebilirim. 2016 yılındaki 'Kürk Mantolu Madonna' furyası sayesinde şu an için kimsenin 'Hayatımın Kitabı!!' konumunda değil şükürler olsun! Bu arada küçük bir not aklımdayken yazayım; kitabın 4. bölümünde, bir Türk gökbilimcisi tarafından 1909 yılında keşfedilen Asteroit B-612 gezegeninden bahsediliyor. Bu gökbilimcinin Astronomi Kongresi'de harika bir sunum yaptığından ancak gökbilimci fes ve şalvar giyiyor diye insanların onun söylediklerine değer vermediklerinden bahsediyor; yani şekilcilikten dem vuruyor. Daha sonra yazar, bir Türk önderinin (çeviride 'önder' yazıyor, ancak orijinalinden okuyanlar 'diktatör' anlamında bir kelime kullanıldığından bahsediyor.) bu Asteroit B-612'nin itibarını kurtarmak için yasa koyduğunu; artık halkın Avrupalılar gibi giyineceğini, yoksa cezasının ölüm olduğunu yazmış. 1920 yılında, aynı gökbilimci etkileyici ve şık giysilerle aynı sunumu yapıyor ve görüşleri dikkate alınıyor. Burada bahsedilen 'diktatör' Atatürk ise tarihler uyuşmuyor. Çünkü 1909'da Osmanlı yönetimi mevcuttu. Osmanlı'da giyim konusundaki ilk devrim, Padişah 2. Mahmut zamanında yapıldı. 1826 yılında sarık ve cüppe yasaklandı, devlet memurlarına, ilk kez; fes, pantolon ve ceket giyilmesi zorunluluğu getirildi. Hatta bu yüzden halk arasında 2. Mahmut'a 'Gavur Padişah' bile denmiş. Ayrıca Atatürk, şalvarı yasaklamamış, o dönemde sadece Şapka Kanunu getirilmiştir, o da 1925 yılında. İnsanların Şapka Kanunu'ndan ve çevirideki 'önder' sözcüğünden ötürü bu kısma dikkat etmelerini öneriyorum. Bu kısmın üstünkörü yazıldığını düşünüyorum bu nedenle açıklama getirdim. Keyifli okumalar diliyorum.