Puan vermedi··
Beğendi
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:43
Vüs’at O. Bener’in kendine has kalemi. 1980’lerin Türkiye’sini görmek isteyenler ve bugüne bakınca aslında -hemen hemen hiçbir şeyin değişmediğini görmek isteyenlere şedid tavsiyemdir okumaları. Samimi iç çatışmaları, nefisle mücadelenin zorluğunun kelimelere döküldüğü tatlı bir eser. Toprağın bol olsun Vüs'at O. Bener
Bay Muannit Sahtegi'nin NotlarıVüs'at O. Bener · Everest Yayınları · 2024675 okunma
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 13:37
​ Seyyidhan Kömürcü & Kendinin Ağacı ​ "herkesin herkesten biraz almak istediği bu çağda / sen birinin / her şeyi olmak istiyorsun / birinin / ama her şeyi" ​"güzel yerden kırılmışsın / ses çıkarmıyor güzel yerlerinden kırılanlar" ​"tekini kaybetmiş bir şey gibi / tek ama yepyeni kaldım" ​"okurunu sakatlamış kitaplar gibiydin / çünkü öldürmez ama / okurunu sakat bırakır bazı kitaplar" ​"beni sanki sızılı bir kitabın tam ortasında unutmuşlar" ​Kitap öyle güzel dizelerle dolu ki, birini almasam diğerinin gönlü kalır duygusu oluştu içimde. Bu yüzden incelememe, beni en çok etkileyen bazı dizeleri paylaşarak başlamak istedim. ​ Kendinin Ağacı, ilk bakışta bir sevgiliden ayrılan bir adamın yaşadığı acıyı anlatıyor gibi görünse de aslında karşımızdaki öyle sıradan, alışılagelmiş bir ayrılık hikâyesi değil. Şair; ayrılığı iki insanın birbirinden kopmasından öte, bireyin hayattan, mekândan, anılardan ve hatta parça parça kendinden ayrılması olarak işliyor. Şiirlerdeki o sızı, ayrılığın yaşandığı mekânların adeta üzerimize yıkılmasıyla hissettiriliyor. Bir odada, bir evde ya da bir sokakta bir zamanlar var olan birinin yokluğu, nesneler üzerinden yüzümüze vuruyor. Şair; sevgiliden veya canından aziz bildiği birinden kopmayı, içindeki kadim bir şeylerin kırılmasıyla anlatıyor. Gitmek, sadece fiziki bir mesafe meselesi değil; geride kalan için derin bir "eksilme" ve "hasar" döneminin başlaması demek. ​Kitabın adı boşa Kendinin Ağacı konmamış. İnsan büyük bir kopuş yaşadığında, sadece karşısındakini kaybetmiyor; onun yanındaki "eski kendisini" de yitiriyor. Kömürcü’nün şiirindeki o yas havası, bir yönüyle de artık asla geri gelmeyecek olan o eski, yaralanmamış saf benliğin arkasından tutulan, psikanalitik derinliği olan bir yasa dönüşüyor. ​Kitabı
Kendinin AğacıSeyyidhan Kömürcü · Everest Yayınevi · 20201,646 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:22
Yıl  1826 İstanbul  2.Mahmut  dönemi 30 yıldır zindanların şeyhi kabul edilen hapisteki usta bir hırsız  ekibini toplayıp Kaşıkçı Elmasını  çalmak için plan yapar. Güvene dayalı bu planda isimler yerine birbirlerine hayvan isimleri ile seslenirler. Planı kuran aslan, eski arkadaşları bukalemun ve tuti ile aralarına yeni katılan ceylan ve porsuk. İşi veren ve kimsenin bilmediği tilki , porsuğun aşkı sarayda hizmetçi tavşan.  2. Mahmut dönemi Yeniçeri ocağının  kaldırılması, batıda Yunan isyanları, Mısır'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı sorunları, halkın değişime reformlara verdiği tepkiler, asayiş  ve düzenin isyanlar ile karmaşa içinde olduğu  bir zaman. Tüm bu kargaşa devrinde aslında dürüst  ama hırsız, güven ve kuşku arasında,  plan plan içinde, sırlar  ve  gizli intikam planları  arasında geçen bir hikaye. Kitabın ortasından sonra hızlanıp akıp gidiyor. Kullandigi kelimeler, dönemin hayatına dair,  geleneklerine dair anlatılarıyla zaman yolculuğuna çıkarıyor yazar. Ayrıca tarihi bilgilerimi de şöyle bir tekrar edeyim demeden geçemiyor insan. Kitabi okurken araştırdığım bilgiler Kaşıkçı Elması, 86 karatlık büyüklüğü, armudi kesimi ve etrafını çevreleyen çift sıra 49 adet pırlantasıyla Osmanlı'nın en değerli hazinelerinden biridir. Günümüzde İstanbul'daki Topkapı Sarayı Müzesi'nde sergilenen bu eşsiz taşın kökeni ve saraya nasıl geldiği hakkındaki rivayetler şunlardır: 1. Eğrikapı Çöplüğü Rivayeti (Halk Efsanesi) Tarihçi Reşad Ekrem Koçu'nun da aktardığı en yaygın hikayeye göre; 1699 yılında İstanbul'da bir kâğıt toplayıcısı, Eğrikapı çöplüğünde parlak, yuvarlak bir taş bulur. Değerini bilmeyen bu kişi, taşı bir sokak satıcısına sadece 3 tahta kaşık karşılığında verir. Satıcı taşı bir kuyumcuya gösterir. Kuyumcu taşın çok değerli bir elmas olduğunu anlar ama
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,400 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2026 284. kitabı
Hasan Ali Toptaş, Kuşlar Yasına Gider adlı bu dokunaklı ve lirik romanında, yaşlılık ve hastalık sebebiyle ölüme doğru yaklaşan bir babanın trajik sürecini ve onunla helalleşmeye, ona eşlik etmeye çalışan bir oğlun gözünden evlatlık görevini, sadakati ve aile bağlarını konu alır. Yazar; Anadolu'nun bozkır kültürünü, türkülerini, mistik havasını ve zamana meydan okuyan at hikayelerini, babalık ve ölüm temaları etrafında, insanı derinden sarsan hüzünlü ve büyüleyici bir dille işler.
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
8/10
·224 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:19
Cengiz Aytmatov; Türk edebiyat dünyasının en önemli yazarlarından biridir. Eserlerinde ülkesi olan Kırgızistan’ın yerel motiflerini sıkça kullanır. Elveda Gülsarı romanında da yine kendi ülkesinden bir hikaye anlatır. 1963 yılında yazılan romanda; Kırgızistan’ın o dönemde SSCB yönetimi altında olduğunu, sosyalist bir yönetimle şekli ile yönetildiğini bilmekte fayda var. Gülsarı, hem görünüşü hem de binicisini sarsmayan koşu tekniği ile diğer atlar arasından ön plana çıkan bir attır. Sahibi Tanabay ile birlikte ikisi de yaşlanmıştır. Birlikte girdiği bir yolculukla başlayan hikaye Tanabay’ın geçmişe dönük hikayeleri ile devam eder. Tanabay’ın sosyalizme, partiye ve kolhoz sistemine bağlılığı hikayenin ön planda olan konusudur. Bir insan ile bir at arasındaki dostluk ve bağlılık üzerinden ilerleyen hikâye, satır aralarına ustalıkla yerleştirilen sistem eleştirisiyle derinleşir. Aytmatov, Türk dünyasının en önemli yazarlarından biri olsa da eserlerinde anlattığı coğrafya ve dönemin siyasi koşulları günümüz okuruna biraz uzak gelebilir. Bu nedenle kitabı daha iyi kavrayabilmek için sosyalizm ve kolhoz sistemi hakkında temel düzeyde bilgi sahibi olmak faydalıdır. Aksi hâlde roman, yalnızca yaşlı bir at ile sahibinin hayat hikâyesi gibi okunabilir. Daha önce Cengiz Aytmatov okuduysanız bu kitabını da gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Eğer Aytmatov ile ilk kez tanışacaksanız ise Beyaz Gemi veya Toprak Ana ile başlamanın daha uygun olacağını düşünüyorum.
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,2bin okunma
Duyguyu yakalayamamak
5/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:29
Özellikle çocuk kitapları alanında eserler veren Ömür Kurt'un tek romanını bitirme fırsatı buldum. Çocuk kitapları konusunda bir fikrim olmasa da maalesef romanını çok beğenemedim. Konudan bağımsız konuşuyorum. Genel hatları ile ele alacak olursam; Kırıkkale'de Gülcemal adıyla hayatına devam eden başrol atımız Milli Mücadelede seferberlik nedeniyle gözü yaşlı, küçük sahibi tarafından orduya verilir. Gülcemal'e bakan bir daha batar öyle güzel bir at olarak tanımlanıyor. Böylelikle Gülcemal'in de Milli Mücadele günleri başlıyor. Ta ki kendisine verilen bütün görevleri bitirip artık dinlenmek için savaş sonunda Niğde'de bulunan Nalbant okuluna kadar... Uzun uzun sürecinden bahsetmeyeceğim. Şöyle ki kitabın konusunun Gülcemal olmasını beklerken (sonrasında adı hep Karayel olarak biliniyor) kitapta genel olarak onun sahiplerinin öyküsünü dinliyoruz. Milli mücadele derine inmeden anlatılıyor ancak anlatımda o duygusallığı ben yakalayamadım. Kitabın bir atın bakış açısından anlatılmasını geçtim Karayel çok az kısımda yer alıyor. Milli Mücadele esnasında atların vermiş olduğu mücadeleden, fedakarlıktan bahsedilmek istenmiş, çok da güzel bir amaçla yola çıkılmış ancak ben o duyguyu yakalayamadım. Sadece son kısımdaki Niğde'deki Nalbant okuluna ayrılan birkaç sayfayı beğendim. Keşke o daha uzun olsaydı. Gerçekten uzun uzun Karayel'i okumak isterdim. Konu çok hassas olduğu için daha uzun yazmayacağım. Sadece kitabı okuduğum süre boyunca aklımdan bunlar geçti ve doğrusu biraz da zorlanarak bitirdim kitabı. Ortada büyük bir emek var, çok araştırma yapılmış belli. Ancak dediğim gibi ben o duyguyu yakalayamadım. Emeği geçenlerin eline sağlık.
1000Kitap
Cepheye Koşan AtÖmür Kurt · Doğan Kitap · 2022131 okunma