Çağdaş toplum, bireysel olmayan eşitlik fikrini öğütleyip yayıyor. Çünkü sürtüşüp pürüz çıkarmadan kalabalık topluluk içinde çalışabilecek, birbirinin eşi, çekirdek insanlara gereksinim duyuyor toplum. Bu insanların hepsi verilen emirlere uymaktadırlar ama yine de kendi isteklerini yaptıklarına inandırılmışlardır. Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaştırılması bir gereklilikse, sosyal süreçte de insanların standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir. Ve bu işe "eşitlik" denmektedir.
Hayatın bize kazandırdığı bir bilgelik varsa eğer, bunun, daha bilgili olmayı değil; bilginin doğasını bilmeyi, bilgiyle ilişkimizi anlattığı söylenebilir. Bilginin değişime açık olduğunu fark ettiğimizde bilgiyle ve dünyayla ilişkimiz değişir.
Çoğu zaman, ezilenler, ezenler gibi olmaya özenirler. Bir zamanlar ezilmiş olanların, birinci sınıf ezenler olduğu görülmüştür. Tarih bu tür örneklerle doludur.
İktidar eliti, Mills'e göre toplumda "stratejik kumanda mevkilerini" işgal edenlerden meydana gelir. ABD'de bu eliti oluşturan üç ayrı grup vardır: Siyasal liderler, askeri liderler ve büyük şirketlerin yöneticileri. Bunlar gerçek anlamda tek bir hakim sınıf oluşturmamakla beraber sosyal kökenleri, çıkarları ve dünya görüşleri bakımından aralarında sıkı bir bağ, bir dayanışma bulunduğu, dolayısıyla oldukça türdeş bir grup meydana getirdikleri söylenebilir. Toplumda bütün iktidar gitgide bu üçlü "koalisyon" un (Capitol, Pentagon ve Wall Street üçgeninin) elinde toplanmakta, büyük kitlelerin kaderlerini tayin eden hayati kararlar bu küçük azınlık tarafından alınmaktadır.