İlhan Ataç

İlhan Ataç
@atacilhan
Oyuna Var mısın? Yazarı Instagram @ilhnatac
Türkçe Öğretmeni, Bağımsız Editör
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
37 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Çok Mu Zeki Olmak Gerekir?
Puan vermedi·325 syf.··
2026 1. kitabı
Algernon'a Çiçekler, kitabın içeriği hakkında ciddi bir ipucu vermese de dikkat çekici bir başlıkla yazılmış. Odadaki fili hemen öldürmek gerekirse eserin en temelinde olan ve beni sarsan düşüncesi şuydu: "İnsanlar kendilerinden zekilerini ve gelişmişlerini sevmez." Daha da önemlisi başta yardım ettiklerinden akıl almaya asla tahammül edemezler. Charlie geçirdiği değişimin sancısını her anlamda yaşıyor. Zekâsı arttıkça kitaplar okuyor, yabancı diller öğreniyor. Gelişiminin doruğuna ulaşınca felsefe yapıyor. Bir filozof edası ile etrafındaki ilişkileri derinlemesine sorguluyor. İşte tam bu noktada kayboluyor. Hayatının sonuna doğru Allah'ın kendisini neden moron olarak yarattığını iki yaşantıyı da deneyimledikten sonra anlamaya başlıyor. Yazar, bu kavrayışı kitabın sonunda "Gittiğim yerde benim çok arkadaşım olacak." sözüyle gözler önüne seriyor. İnsan geçmişinden, travmalarından kopamaz. Elbet bir gün karşısına çıkar. Charlie de kötü yaşantılarını hatırlayıp bizlere hayatta iyi oluşun bizim elimizde, zekâmızda, olduğunu hissettiriyor. Eserin dili, bilimsel bir konu üzerine yazılmış olmasına rağmen yalın ve akıcı. Yazar, ana kahramanın zihinsel süreçlerinin değişim yansımasını önce kelime hataları yaptırarak, yazım ve noktalama yanlışlarıyla göstermiş, sonraki süreçte sahip olduğu kelime hazinesi ve yazısındaki sıfır hata ile insanın sınırsız gelişim potansiyelini bir kez daha gözler önüne sermiş. Kitabı okuduktan sonra şu soru akla geliyor: Çok zeki olmak mı önemlidir, yoksa ortalama zekâya sahip olup mutlu olmak mı ?
Edebiyat
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Reklam
Kaçımız Özgür, Mutlu ve İnsan ?
Puan vermedi·283 syf.··
2025 5. kitabı
İnsanlar, zorluklar içinde yazılmış bir şaheser ! Kendine yabancılaşmış insana ışık tutan ayna. "Kaçımız Özgür, Mutlu ve İnsanız ?" sorusunu defalarca sormamızı sağlayan bir kapı. Yazar, biz editörlerin çok sevdiği üzere eserin çatısını çatışmalar üzerinden kuruyor. Düşünce-duygu, gerçek dünya-Vonnadorya, kusur-kusursuzluk, iyilik-kötülük... Karakterlerini oluşturuyor, geliştiriyor; sonra kaybedip bozuyor. Hikâye içerisinde değişip dönüşmesine izin veriyor. Bu sayede yarattığı çatışmalar, okura geçiyor ve onun da kitapla beraber dönüşmesini sağlıyor. Yazarın kitapla bize ulaştırmak istediği mesaj, insan istese de istemese de kendini gerçekleştirmek, bulmak için yaşar. Sürekli de zamanının az olmasından yakınır. Hâlbuki asıl eksikliği hayal gücüdür. İnsanlar, bize hayal gücümüzü geliştirmek için kitapla, sanatla, edebiyatla ilgilenmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Yazarın sıklıkla bahsettiği Rieman Hipotezi, kitabın gizemini korumasını sağlıyor. Yazara göre bu hipotez evrensel mantıktan, kusursuz matematiksel düzenden bahseder.Ama insan kusursuz olmak istemez. Özgür, mutlu ve insan olmak ister. Bunun yolu da hayatı derin yaşamaktan geçer.
Edebiyat
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
Puan vermedi
Beyinlerin de cinsiyeti vardır! Erkek, kadın beyinli; kadın, erkek beyinli olabiliyor. Bunu sağlayan ise vücuttaki testesteron ve östrojen hormonları. Yazar, bu kitapta erkek ve kadın arasındaki biyolojik farklılıkların ilişkileri ne kadar etkilediğine vurgu yapıyor. Bilimi, anlaşılır seviyeye getirip iki cinsiyet arasındaki iletişimin daha sağlıklı yürüyebilmesi için farkındalık kazandırıyor. Karaismailoğlu, sağ ve sol yarıküre çerçevesi ile bize, bizi akıcı, sade bir dille anlatıyor. Kadın beyinlilerin sol yarıküresinin gelişmesiyle yüz okuma ve ses analizi konusunda mükemmel olmasından, erkeğin ise sağ yarıküresinin daha çok gelişmesiyle bilişsel empatiyi kullanarak direkt sorunun çözümüne odaklanmasından bahsediyor. Ayrıca kadın ve erkek arasında yaşanan en büyük sorunun erkeğin kadını yeterince dinlememesinden, kadının ise çok konuşarak erkek tarafından parazit sesler gibi algılanması üzerinden her iki tarafı da dengeli olmaya davet ediyor. Peki madem vücudumuzdaki hormonlar bizim davranışlarımızı belirliyor. İletişim biçimimizi nasıl daha kaliteli hâle getirebiliriz diyenlere ise, okuyarak farkındalık kazanmaları ve davranışlarını farkındalık ile yönetmeleri tavsiyesinde bulunuyor. Mesela ben artık eşime sinirliyken sesimin yüksek çıkmamasına dikkat ediyorum. Çünkü kadınlar bu sesi tehdit olarak algılayıp hemen savunmaya geçiyor ve aramızdaki iletişim bu evreden sonra sağlıksız hâle geliyor.
İnsan
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2021 40. kitabı
Kitabın yazar kadrosu, Psikolog ve Psikiyatristlerden oluşur. Dört seri halinde yayımlanmıştır. Serinin ilk kitabı, "Hayır Diyebilme Sanatı"dır. Bu kitap, kişinin sınırının kim olduğunu belirlediğini ve okuyucuya koyduğu sınır kadar özgür olacağının altını çizer. Hayatın yarısının evet demekle, diğer yarısının da hayır diyememekle geçtiğini vurgular. İnsan hayatında tek bir hırsız olduğunu ve bu hırsızın en değerli şeyi, zamanı, çaldığını fark etmemizi sağlar. Yazarın üslubu gayet anlaşılır ve ilgi çekicidir. Günlük hayatta çok sık rastladığımız değersizlik hissinin, üstesinden gelinmesi gereken psikolojik bir sorun olduğunu dile getirir. Psikoloji severlerin kütüphanesinde kesinlikle okuması gereken kitaplar arasında yer alabilir.
Edebiyat
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
İnsanın Fabrika Ayarları : 1.Hareket 2.Az, Çeşitli ve Aralıklı Yemek 3.Olumlu ve Zengin Sosyal İlişkiler 4.Düşük Stresli Bir Yaşam 5.Sınırları Aşmak 4. Madde için ara söz: Günlük hayattaki streslerimizin çoğu yapay! Bana sorarsanız Biyoloji, bir bilim dalı olmaktan öte, bilgelik aracıdır artık. Canlılık dünyasını hem doğrudan deneyimlersek hem de biyoloji biliminin anlatıları ile ne kadar derin kavrarsak, kendimize dair iç görümüzün de o derece derinleşeceği kesindir. Günümüzün insanı, orijinal tabiatıyla pek ilgisi kalmayan garip bir çevrede yaşıyor. Bu bağlamda modern insanın sorunlarından bir tanesi de "sedanter" yani hareketsiz yaşam dediğimiz sorundur. Muhteşem yolculuk için belki en önemli engel, bilimin bazen çok karışık hale gelebilen metodolojisi ve genellikle anlaşılmaz hale getirilen dilidir. Teknik uzmanlık alanlarına sıkışmış bilim veriden başka bir şey üretemez. En az 200 bin senedir var olan bir rutinimiz var: Önce düşün, sonra yap. Etrafımızdaki insanlara baktığımızda; az düşünüp hemen faaliyete geçenlerin, hemen denemeye başlayanların genellikle daha başarılı olduğunu, daha hızlı mesafe aldıklarını fark ederiz. Çünkü tabiatın da temel usulü deneme yanılma yöntemidir. "Mükemmelin iyiyi öldürmesine izin verme!" Yaptıkça öğrenen ve bir sonraki hareketin sonuçlarını kestirerek ustalaşan harika bir motor kontrol sistemi ile donatılmış durumdayız. İşte uyarlanabilir hareket becerimiz, bize böyle bir serbestlik ve gelişebilme yeteneği sağlar. Hareket iyidir ama spor salonlarında keyfiniz yerinde olsun olmasın, her gün kendini aynı performansı göstermeye zorlamak, bedeninizi aşırı zorlayan ve sağlıklı olacağım derken belki de sonumuzu hazırlayan kötü alışkanlıklarımızdan birisidir. Yüksek yoğunluklu ve aralıklı egzersiz(HIIT) olarak biliniyor. Bu
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları - 1. KitapSinan Canan · Tuti Kitap · 20195,4bin okunma
Reklam