Ruhun mu ateș, yoksa o gözler mil alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuștu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu... Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır senden ilahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın, Vur şanlı silâhınla, gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!' Bir başka füsun fişkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vasınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.
Ötüken Neşriyat
Alıntı
Ruhun mu ateș, yoksa o gözler mil alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuștu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Sayfa 256 - Ötüken Neşriyat
Alıntı
Reklam
Allah'ın nuru üflemekle söner mi?
Gözünüzü açın; Kur'an'a sarılın, Resûlullah'ın sünnet-i seniyyesine sarılın, Hak'tan ayrılmayın. Küçücük bir laftan, "püf" demekten yıkılmayın. Allah'ın nuru üflemekle söner mi? Allah'ın kalbinize yerleșmiș olan nuru kuvvetli olursa sönmez, zayıf olursa söner. Rüzgar biraz fazla geldi mi söner. Ama rüzgar fazla estiği zaman ormanda yangın daha fazla oluyor. O zaman sönmüyor. Neden? Ateș kuvvetli oldu mu, rüzgar ateși arttırıyor. Sen de kuvvetli müslüman olursan aşk ateși fazla olursa imanın kavi olursa, ne kadar rüzgar eserse imanın o kadar kuvvetlenir.
Sayfa 578·Kitabı okudu
1000Kitap
Enes ibn Malik radıyallahu anh'ın rivayet ettiği şu hadis buna örnek teşkil etmektedir: “İki, üç veya dört adam cehennem ateşinden çıkarılıp Allah'ın huzuruna getirilir. Sonra da cehenne-me geri götürülmeleri emredilir. Sonra içlerinden biri "Rabbim, beni cehennemden çıkardıktan sonra oraya döndürmeyeceğini ummuştum" der. Bunun üzerine Allah, hepsini cehennem ate-şinden azat eder" (Muslim, 192; Ahmad, 13313, Hilya al-awliya, 2/315). Bu hadis, Allah'ın rahmetine güvenip dayanmanın, kişiyi cehennemden bile çıkarabileceğini göstermektedir.
TURİST TERLİĞİ Mevlâna Hazretlerini nihayet bir turist terliği veya Hacı Bekir lokumu halinde yabancılara dil şapırdatacak yerli bir mamul haline getirdiler. Artık o büyük velî, içine kapanık derin müminler müstesna, içeride (vizon) kürklü sosyete hanımlarının, dışarıda da, elindeki saplı gözlükle garip şeyleri seyretmeye bayılan amerikan kokonalarının mevzuu... Koca Mevlâna; bu hale mi getirilecektin? Mevlevî âyinlerindeki ney çığlıklariyle, deveranla, eteklerin handiyse altından çıplak bacak çıkacağı hissini veren dalgalanışlariyle bir (defile) zevkine mi alet edilecektin? Sen bu sefil zevkten münezzehsin; ve Mevleviliğin ilk tatbikatında bunların olmadığı muhakkak. Mevlâna Hazretleri, Allah ve Resûl aşkı ve onlara bağlı olarak şeriat riayetiyle yanan bir velî bilinmek; ve Allah, Resûl ve şeriat aşkına yabancı olanların da onu sevmeye ve benimsemeye hakları olmadığını kabul etmek lâzımdır. Yoksa bugünkü benimsenmiş şekliyle Mevlâna, bir (lâik), bir (ate), bir maddeci, bir komünist tarafından da yüceltilebilir ve bu yüceltiş, o münezzeh Velî’yi yerin dibine indirmek olur. Vâkıa Mevlevîlik, Nakşîlikte olduğu gibi, emanet kevserini tek damlasına kıymadan avuçtan avuca aktaran bir inzibat çizgisi üzerinde yürüyememiş, arada bir sürü «Bid’at-uydurma yenilik» oyunlarına gelmiş ve Üçüncü Selim Devrinde son sesini ve şiirini Dede’ler ve Şeyh Galip’lerde bularak sönüp gitmiştir. İşte bu hâl de nihayet Mevlâna’nın bu şekilde istismarına kadar varmakta... 20’nci Milâdî ve 14’üncü Hicrî Asrın büyük kutbu Esseyyid Abdülhâkim Arvasî Hazretleri şöyle buyurur: – Bektaşî’nin küfrü ve Mevlevî’nin gururu olmasaydı. Allah, aslında münezzeh olan Bektaşîliğin bu mânada hortlatılmasından bizi korusun!.. Onu da yapabilirler... Bedestende ahmak turistlere sahte tarihî eşya imal eden
Kentler,her yönüyle mü'min hale gelmelidir elimde. Çünkü şehirlerin de inanmışı,inkârcısı,nihilisti,ate olanı vardır.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Reklam
Reklam