Anlatmak hemen her zaman bir armağandır, anlatılan hikâye zehir taşısa ve saçsa bile; aynı zamanda bir bağdır, güven duymaktır; er veya ihanete uğramayan güven ise nadirdir; dolanıp düğümlenmeyen, sonunda sıktığı için bıçak ya da jiletle kesilmesi gereken bağ da nadirdir.
Bir kişi, yedi yüz fersah öteden, yedi kelime öğrenmek için bir bilgenin yaşadığı yere gitti. Bilgenin yanına var- dığı zaman ona şöyle dedi: "Ben Allah'ın sana vermiş ol- duğu ilim için sana gelmiş bulunuyorum. Gök ve gökler- den daha ağır olanı, yer ve yerden daha geniş olanı, taş ve taştan daha katı olanı, ateş ve ateşten daha hararetli olanı, zemherir ve zemherirden daha soğuk olanı, deniz ve denizden daha zengin olanı, yetim ve yetimden daha zelil olanı bana haber ver."
Bilge kişi, ona şöyle dedi:
"1. Suçsuz bir kimseye iftira atmak, göklerden daha ağırdır.
2. Hak ve hakikat, yerden daha geniştir.
3. Kanaatkâr bir kimsenin kalbi, denizden daha zen- gindir.
4. Hırs ve haset, ateşten daha hararetlidir.
5. Yakın akrabaya olan ihtiyaç -eğer yerine getiril- mezse- zemherirden daha soğuktur.
6. Kâfirin kalbi, taştan daha katıdır.
7. Koğucu bir kimse --koğuculuğu ortaya çıktığı za- man- yetimden daha zelil ve sefildir."
"Allah yolunda ateşe girmek vardır. Lâkin ateşe atılmadan önce, kendinde İbrahimlik vasfı olup olmadığını araştır! Çünkü ateş seni değil, İbrahimler'i tanır ve yakmaz!"
Hz. Mevlana
" onu tanıyor musun?"
" hayır"
" o zaman ateş ettiğine göre saldırgan bir harekette bulunmuş. "
" hayır"
" ama bir tehdit sezdin değil mi?"
" hayır"
" o zaman niye vurdun oğlum adamı "
" şey... o çok yakışıklıydı"
Sedef~aslı
Çünkü ne bir mühür kaldı elimde artık
Ne de gönderlerime çekilecek bir bayrak
Yanıldım bir yerlerde, bir yerlerde tökezledim
Dünya bir yara olmuşken beni kim sağaltacak?
Ki, kendiyle bile uzlaşmayan biriyim
ateş bende yanar, su yine bendedir
Son bir kez duy beni, sar köpüklerinle
Damarlarımı nehir kılıp sana akar gibiyim.