10/10
·202 syf.··
2026 139. kitabı
“Fahrenheit 451”, Ray Bradbury’nin bir distopya romanı. Kitap, gelecekte kitapların yasaklandığı, insanların sadece boş, tüketici eğlenceye yönlendirildiği bir toplumu anlatıyor. Baş karakter Guy Montag, bir ateşçi olarak kitapları yakmaktan sorumlu. Ama zamanla kitapların ve bilginin gücünü fark ediyor. Kitap, düşünce özgürlüğü, sansür ve bireysel farkındalık gibi temaları güçlü bir biçimde ele alıyor. Fahrenheit 451 Ray Bradbury
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
9/10
·320 syf.··
2026 29. kitabı
Selamlar Franz Kafka’yı nasıl bilirsiniz? Çoğunuz ben gibi onun ruh halini (Dönüşüm kitabı) Gregor Samsa ile özdeştirmiş olabilir. Melankolik, hayata karşı artık yaşama sevincini yitirmiş, bunalımlı belki intiharı denemeye kalkacak kadar ölümü arzulayan ama nedense yaşamını yazarak ölümsüzleştiren birisi! Onun Milena’ya Mektuplar kitabını okumuştum şimdi ise sıra Milena’dan Mektup Var okumakta! Milena ile Franz’ın tanışması gazetecilik yaptığı zamanlardan, Franz’a ait ‘Ateşçi’ eserini çevirmesi ile olur.. Milena, onun Almanca makalelerini Çekçe hali ile düzenliyordu. Evliydi ve ondan 12 yaş da küçüktü.. Evliliğini ve eşi Ernst’i okurken sinirlerime hakim olamadım! Kadının geçim derdindeki haline tezat adamdaki rahatlık ve başkalarıyla rahatça görüşebiliyor oluşu ve Milena’nın bunu bilmesine rağmen hizmetini yaptığı yerden değerli bir şey çalıp bununla kendine yepyeni giysiler alıp onun dikkatini çekme çabası! Bu hastalıklı ruh halini kaldıramadıysam sen de bana kızma Milena! Belki de defalarca ihanete uğramışlığın verdiği keder seni kocana karşı değerli olduğunu ispat etmeye itmiş olabilir.. Ama ahlaki değerler? Bu kitapta bir kadının hayatının en zor ve karmaşık anına tanıklık ederken kararlarını, aşka ve hayata karşı bakış açısını düşünecek belki de empati yapacaksınız…. Milena’yı tanımak, anlamak isterseniz ve mektuplar şeklinde metinlerden hoşlanıyorsanız mutlaka bir şans verin…
Milena’dan Mektup VarNazan Arısoy · Dokuz Yayınları · 202264 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
spoiler olabilirrrr
Puan vermedi·48 syf.··
2026 4. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 22:04
Ve kitap bittikten sonra ben ne okudum konu neydi mesaj neydi vs vs vs birçok soru. Sonu olmayan ve insanı muallakta bırakan bir kitaptı. Birbirinden konu olarak bağımsız iki ayrı öykü: mutsuzluk ve ateşçi... Ateşçi: Yaşadığı yasak aşk nedeniyle ailesi tarafından Amerika'ya gönderilen Karl'ın hikayesidir. Gemide yaşadıklarını anlatır. Şemsiyesini unuttuğunu farkedip aramaya kalkışır ve sonunda ateşçi ile tanışır onun hayatını dinler ve yaşadığı haksızlıkları dinler ve onu savunmak ister ama gemideki otorite sahipleri(uşak, kaptan ve Schubal) karşısında kendini güçsüz hisseder çünkü güçlü olanlar gücü elinde olanlara güven vardır. Ateşçi kendini düzgün ifade edemez ama genede Karl yardımcı olur ona ve tesadüfen ordaki senatör dayısına denk gelir böylelikle dengeler değişir az da olsa ama hikayenin sonunda ne olur bilinmiyor sonunda çok ayar oldum bir sonu yoktu ateşçi işten atıldı mı yoksa Schubal'ın haksız olduğu anlaşıldı mı Neyse.... Mutsuzluk: Hayaletler ve iki kişi arasında geçen diyaloglar var ama zerree hiçbir şey anlamadım bazı cümleleri üçer defa belki okudum ama sarmadı ve anlayamadım ahaha. Beğenemedim pek bu kitabı İyi okumalar kitapla sağlıcakla kalın
AteşçiFranz Kafka · Mavi Çatı Yayınları · 20191,101 okunma
Puan vermedi·435 syf.··
2026 3. kitabı
Gorki'nin otobiyografik üçlemesinin ikinci kitabı... Annesinin kaybıyla beraber hayata atılan Aleksey yoksulluğun insanları sertleştirdiğini, çaresiz kıldığını görüyor. Çalıştığı gemilerde, hanlarda, atölyelerde birçok insanla tanışır. Aşçı Smuriy, ateşçi Yakov, gezgin Vasilyev, Jiharev, çamaşırcı Natalya ve daha nicesi hayatından geçip giderken bir yandan da hayatını sorgulamasına sebep olur. Artık ilkgençlik yıllarında olan Aleksey'in hayatı ve düşünceleri din-kitap-kadınlar ile harmanlanıyor. Özellikle kitaplar hayatının tam merkezine yerleşiyor. Durmadan okuyor, sorguluyor, başka hayatların da var olduğunu kitaplar sayesinde öğreniyor. Kitaplar onun için bir bakış, bir mucize, vazgeçilmez bir tutku olmuştur artık... Okudukça özgürleşen berrak zihni ile yaşadığı hayat arasında sıkışıp kalmıştır, okumanın büyülü dünyasına adım atan herkes gibi... Okumak için yanıp tutuşan genç Aleksey, geleceğin en büyük isimlerinden biri olma yolunda ilk adımları farkında olmadan atmaya başlamıştır. (İyi ki) Gorki kadının dışlandığı, küçük görüldüğü bir toplum ve zamanda bile; kadınların dünyadaki en anlamlı varlıklar olduğuna inanır. Bu yönüyle çevresindeki insanlardan belirgin bir şekilde ayrılır. Kitapta; yoksulluk ve yoksulluğun insan üzerindeki etkileri tokat gibi çarpıyor okuyucunun yüzüne. Kişilerin karakterleri ve kişilerarası ilişkiler öyle derinlemesine işlenmiş ki hayran kalmamak elde değil. Daha sayfalarca yazabilirim bu kitap ile ilgili ama spoiler olmaması adına burada duruyorum Tavsiyem kitabı okumanız ve edebi yoğunluğun içinde kaybolmanız. Keyifli okumalar!
Ekmeğimi KazanırkenMaksim Gorki · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20188,2bin okunma
Yengeç Konserveleme Gemisi
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Yengeç Konserveleme Gemisi- Kobayaşi Takici 1903 doğumlu Japon yazar Takici Kobayaşi'nin 1929'da yazdığı bu kitap, 2026'da okuduğum ilk kitap oldu. "Ayrıntı yayınları'ndan çıkan Proletarya edebiyatı örneği bu kısa anlatıdan önce yer alan çevirmen Devrim Çetin Güven'in açıklamalarını büyük bir dikkatle okuyarak başladım romana ve yeni yılın ilk gününde okunup bitti kitap. Japonya'da ve dünyada proletarya(işçi sınıfı) edebiyatının en gözde yazarlarından ve Komünist Parti üyesi olan Takici Kobayaşı, 1933'te tutuklanıp işkence sonucu hayatını kaybetmiş. Tuhaf başlıklı bu kısa romandaki olaylar, yasalara göre ne gemi ne de fabrika olan bir ortamda, Hakodate Limanı'ndan Kamçatka( SSCB) sularına açılan Hakkő-maru adlı yengeç konserveleme gemisinde geçer. Fabrikalar Kanunu'nun da Deniz Ticaret Hukuku'nun da dışında kalan bu fabrika-gemiler, sermayeciler( Kapitalistler) için tam bir sömürü cennetini ifade ederken balıkçılar, tayfalar, ateşçiler ve ergen miçolar içinse bir sömürü cehennemi anlamına geliyordu. 1920'lerde geçen birtakım gerçek olayların etkisiyle bu romanı yazan Takici Kobayaşi'nin tek amacı, bu kanunsuz sömürü cehennemlerinin evrensel bir hikâyesini yazmaktır. Oldukça akıcı ve sürükleyici ve gerçekçi bir anlatımı var yazarın. Metinde işçilerin konuşmalarındaki yöresel ağız ve şiveler, argo ve küfürlü sözler, sokak ağzı canlı bir şekilde verilerek metnin dili zenginleştirilmiş. Yazar metinde bol benzetmeli betimlemelerle de anlatımı derinleştirmiş. İşçilerin denizde bir geminin içinde çok zorlu şartlarda çalışmaları, neredeyse hiçbir hakka ve konfora sahip olmadan köle gibi sömürülmeleri, hayatlarının bile değersiz olması ve sermayedarlarınsa onların emekleriyle milyonlar kazanıp zenginleşmeleri abartıya kaçmadan ama gerçekçi ve sarsıcı şekilde
Yengeç Konserveleme GemisiKobayaşi Takici · Ayrıntı Yayınları · 2018605 okunma
8/10
·320 syf.··
2025 135. kitabı
@nazanarisoy_ | Milena’dan Mektup Var ———————————————————— Değerli kalemi ile tanıdığımız Franz Kafka’nın Milena’ya Mektuplar kitabını bilirsiniz. Aslında o kitapta biz Kafka’nın gözündeki Milena’yı okuduk. Bu kitapta ise Milena’nın gözünden Kafka’yı okuyoruz. Milena, Kafka’nın hayatından başlayarak babası ile arasındaki ilişkiye, aşk hayatına ve kendisi ile yaşadığı aşka derinlemesine değiniyor. İkilinin arasındaki mektuplardan ziyade Kafka’nın babasına yazdığı hayatındaki en uzun mektubu da bu kitapta okuyoruz. Kafka bu mektupta babasına karşı olan kabul görme talebini suçlayıcı bir şekilde dile getiriyor. Babasıyla arasındaki uzak ve yabancılaşmış ilişkisini, babasına duyduğunu duygusal eksikliği bizlere sunuyor. Kitabın benim için en yaralayıcı olan kısmı Milena’nın kendi hayatını anlattığı kısım. Onun Kafka ile ortak bir kalp yarası vardı. İkisi de bu kalp yaralarını babaları yüzünden almıştı. Aslında bu ikilinin birleşmesi de kaçınılmaz değildi. Ne Milena Franz’ın ilk aşkı ne de Franz Milena’nın. Bu ikilinin birbirleriyle yolları kesişmeden önce çok çalkantılı ve uçarı aşk hikayeleri olmuş. Fakat ikilinin aşkı dillere destan, edebiyat dünyasına değer katmış bir aşk. Milena’nın Kafka ile tanışması 1920’li yıllara dayanıyor. Milena, Kafka’nın “Ateşçi” eserini çevirdikten sonra bu eser Çek edebiyat dergisinde yayınlanmış. Ve onun da dediği gibi tüm edebiyat dünyasını kasıp kavuracak bu aşk böyle başlamış. Kafka ve Milena arasındaki mektupları okuduğunuz da Milena’nın o sıralar evli olduğunu fakat bu mektupların başlarda bir aşk mektubu niteliği taşımadığını söylemek durumundayım. Milena’nın Kafka öldükten sonraki yaşam sürecini okumakta oldukça kıymetliydi… Milena’nın Kafka’ya olan aşkını ve karşılıklı mektuplaşmalarlarını okumak benim için çok kıymetliydi. Değerli
Milena’dan Mektup VarNazan Arısoy · Dokuz Yayınları · 202264 okunma