Gorki'nin otobiyografik üçlemesinin ikinci kitabı...
Annesinin kaybıyla beraber hayata atılan Aleksey yoksulluğun insanları sertleştirdiğini, çaresiz kıldığını görüyor.
Çalıştığı gemilerde, hanlarda, atölyelerde birçok insanla tanışır. Aşçı Smuriy, ateşçi Yakov, gezgin Vasilyev, Jiharev, çamaşırcı Natalya ve daha nicesi hayatından geçip giderken bir yandan da hayatını sorgulamasına sebep olur.
Artık ilkgençlik yıllarında olan Aleksey'in hayatı ve düşünceleri din-kitap-kadınlar ile harmanlanıyor. Özellikle kitaplar hayatının tam merkezine yerleşiyor. Durmadan okuyor, sorguluyor, başka hayatların da var olduğunu kitaplar sayesinde öğreniyor. Kitaplar onun için bir bakış, bir mucize, vazgeçilmez bir tutku olmuştur artık...
Okudukça özgürleşen berrak zihni ile yaşadığı hayat arasında sıkışıp kalmıştır, okumanın büyülü dünyasına adım atan herkes gibi... Okumak için yanıp tutuşan genç Aleksey, geleceğin en büyük isimlerinden biri olma yolunda ilk adımları farkında olmadan atmaya başlamıştır. (İyi ki)
Gorki kadının dışlandığı, küçük görüldüğü bir toplum ve zamanda bile; kadınların dünyadaki en anlamlı varlıklar olduğuna inanır. Bu yönüyle çevresindeki insanlardan belirgin bir şekilde ayrılır.
Kitapta; yoksulluk ve yoksulluğun insan üzerindeki etkileri tokat gibi çarpıyor okuyucunun yüzüne. Kişilerin karakterleri ve kişilerarası ilişkiler öyle derinlemesine işlenmiş ki hayran kalmamak elde değil.
Daha sayfalarca yazabilirim bu kitap ile ilgili ama spoiler olmaması adına burada duruyorum Tavsiyem kitabı okumanız ve edebi yoğunluğun içinde kaybolmanız. Keyifli okumalar!