Puan vermedi·752 syf.··
2026 257. kitabı
Turgut Özakman, yakın tarihimizin en büyük varoluş mücadelesini derin bir arşiv çalışması, edebi bir anlatı ve sarsıcı bir epik dil ile birleştirerek Türk yayıncılık tarihinde kırılması güç rekorlara imza atan bu anıt eseri ortaya koyuyor. *Şu Çılgın Türkler*, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, küllerinden yeniden doğmaya çalışan bir halkın, imkansızlıklar ve yokluklar içinde Batılı emperyalist güçlere karşı yürüttüğü Kurtuluş Savaşı’nı (1914-1922 kesitinden ziyade özellikle 1921-1922 Milli Mücadele dönemini) tüm detaylarıyla ele alan devasa bir belgesel romandır. Yazar, elli yılı aşkın bir süredir topladığı belgeleri, anıları, askeri raporları ve telgrafları kuru bir tarih anlatısı olmaktan çıkarıp soluk soluğa bir kurguya dönüştürüyor. Roman; cephedeki Mehmetçiklerin, cephane taşıyan kadınların, kağnı kollarının, Anadolu’nun fedakar çocuklarının hikayelerini anlatırken; diğer yanda Ankara’daki siyasi çalkantıları, Meclis’teki ateşli tartışmaları ve cephe gerisinde dönen hainlikleri ya da kahramanlıkları muazzam bir panaroma halinde sunuyor. Özakman, Türk milletinin "bitti" denilen yerden, Sakarya’dan, Kocatepe’den nasıl bir iradeyle ayağa kalktığını, dâhiyane askeri stratejilerin arkasındaki o insani inancı ve adanmışlığı gözler önüne seriyor. Kitap, hamasi bir anlatının ötesinde, her satırı dipnotlarla, haritalarla ve gerçek vesikalarla desteklenmiş muazzam bir hafıza tazeleme kılavuzudur. *Şu Çılgın Türkler*; bir ulusun onur, bağımsızlık ve özgürlük uğruna neleri göze alabileceğini fısıldayan; tarihiyle yüzleşmek, cumhuriyetin hangi temeller üzerine kurulduğunu anlamak isteyen her neslin mutlaka okuması gereken evrensel ve sarsıcı bir başucu destanıdır.
Şu Çılgın TürklerTurgut Özakman · Bilgi Yayınları · 202324,6bin okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:01
“Tabii ki bu roman geleneksel anlamda Gece Yarısı Kütüphanesi'nin devam kitabı değil. Aynı konsepti geliştiren bir kitap. Gece Yarısı Kütüphanesi yaşamla ölüm arasındaki bir kütüphaneydi. Bundaysa ölüm sonrasında yaşamın içinden geçen bir tren var. Bu kez iki romanın yaşamanın en iyi yoluna dair ateşli bir tartışma içinde olduklarını hissediyorum. Fakat her ne olursa olsun, ilkini okuyan insanlar sayesinde var olabilmiş bir roman oldu bu.“ s.294 diyor Matt Haig kitabını bitirirken. Öncelikle bir önce çıkan kitabı “Radley Ailesi” beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. O sebeple az da olsa temkinli yaklaşarak okudum bu kitabını. Tam da “Gece Yarısı Kütüphanesi” tadında bir eser olmuş. Ortalara ve sonlara doğru merak ivmesi yükseliyor. Zamanla oynamasını ben zaten çok seviyorum. Elbette bilimkurgu tadında olması da beni mutlu ediyor. Ama bir “İnsanlar” ya da “Hayat İmkansız” kadar da lezzetli değildi sanki. Beğendim beğendim ama biraz da “hadi bi kitap yazayım” düşüncesine yenik düşmüş izlenimi yarattı. Bunların yanında eğer yazardan okuduğum ilk kitaplardan olsaydı sanırım çok daha bayılırdım. Bu benim beklentimle de alakalı olabilir tabi. Biraz arafta bıraktın beni meslektaşım, ama yine de hem seni hem kitaplarını çok seviyorum ;)
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026203 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
5/10
·232 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:10
Çok tekdüze ve aynı kitaplar 2.kitap ama yine aynı yine aynı. Evleniyorlar anında aşık oluyorlar çiftleşiyolar sanırım bütün kitapları aynı. Maykinin yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde okumak isterdim ama sanırım yazarın tek amacı birinci kitapta ve sonra gelen kitaplarında da bir evlilik ve 2 gün içinde büyük aşk sonra da hayatlarında hiç kadın erkek görmemiş azgın gibi çiftleşme kusacaktım yani. Ne olay var ne betimleme bunu bu kadar abartıp bu kadar yüksek puanlar verilmesine ve ayrılıp bayılınmasına anlam veremedim. Bu kitapta bomboş bir kitaptı seriyi tamamlamak gelmiyor içimden ama sergei var neler oldu merakta ediyorum gerçi olanları okumadan yazabilirim. Kız adama adamda kıza aşık olur bir iki bölüm ay çok vahşi çok ateşli ama ona dokunamam asla 2 gün sonra çiftleşme yaşadığım en iyi ilişki ve son. Gerçekten sonraki kitapta böyle olursa anında bırakacağım.
Kırgın FısıltılarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20232,266 okunma
Sek erkek Nkytos..
6/10
·688 syf.··
2026 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:11
Sera’nın planı ortaya çıktı, Nkytos’la aralarında ki güven sarsıldı. Artık ona kimse güvenmiyor. Sera’nın sahip olduğu tek şey vazifesi. Ancak Nkytos’un bir planı var ve birlikte çalışırken aralarındaki ateşli tutku işleri zorlaştırıyor. Taktıkları zevkin ve benzersiz şehvetin anıları Sirenlerin karşı konulmaz çağrısı gibi. Sera formalite gereği konsort olmaktan daha fazlasını istediğini fark ettiği zaman, tehlike daha da büyüyecek. Nkytos’un sevgisi olmadan yükselişten sağ çıkması mümkün değil, ne var ki Nkytos sevmekten aciz. Zaman tükeniyor hem Sera hem de Diyarlar için. Bu tanım bütün kitabı özetliyor aslında. Bununla beraber on sayfada bir Sera ve Nkytos’un mart kedileri gibi olmasını izlemek..bi yerden sonra sıktı. Kitabın sonu tahmin ettiğim gibi bitti, bunun olması gerekiyordu. Meraktan ve Nkytos için seriye devam tabiki.
Alıntı
Alevdeki IşıkJennifer L. Armentrout · Dex Kitap · 2024122 okunma
"Atilla'nın Atını Çalan Çocuk" Üzerine
Puan vermedi·87 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Iván Repila'nın 2013 yılında yayımlanan *Atilla'nın Atını Çalan Çocuk* adlı eseri, yüzeyde kuyuya düşen iki kardeşin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor gibi görünse de alt metninde çağdaş kapitalizmi, neoliberalizmi ve insan doğasının sınırlarını parçalarına ayıran bir felsefi laboratuvardır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin Avrupa'da yarattığı ahlaki ve toplumsal çöküşün edebi bir yansıması olan bu roman, mekânsız ve zamansız soyutlamasıyla okuru eşine az rastlanır, klostrofobik bir yüzleşmeye davet ediyor. Repila, romanın iskeletini henüz en başta iki zıt epigrafla kurar. Bir yanda neoliberalizmin ve acımasız serbest piyasanın temsilcisi Margaret Thatcher’ın "damlama ekonomisi"ni savunan alıntısı dururken, diğer yanda Bertolt Brecht’in *"Açların elinden yiyecekleri alınırken ben nasıl yiyip içebilirim?"* diyen devrimci çığlığı yer alır. Kuyu, Thatcher’ın savunduğu sistemin en alt tabakası, toplumun itildiği o kaçınılmaz "çöp kutusu"dur. İki kardeşin kuyudaki direnişi ise, Brecht’in müjdelediği o kaçınılmaz isyanın adım adım inşasıdır. Okuma sürecimde altını özellikle çizdiğim ve üzerine uzun uzun düşündüğüm bir nokta var: Bu kuyu, basit fiziksel bir hapis alanı olmanın çok ötesindedir. Küçük'ün de halüsinasyonlarında açıkça hissettiği ve felsefi olarak sorguladığı üzere, bu kuyu kelimenin tam anlamıyla bir ana rahmidir. Ancak bu, şefkatli ve besleyici bir rahim mi? Travma, açlık ve vahşetle beslenen karanlık bir alandır. Yazar, "Büyük" ve "Küçük" karakterleriyle aslında tek bir insanlık durumunun (veya toplumun) ikiye bölünmüş halini resmeder. Büyük; otoriteyi, bedeni ve dış dünyanın acımasız rasyonalitesini temsil eder. Kardeşine merhamet etmek yerine, ona sistemle savaşabilmesi için gereken "nefreti" ve "somut öfkeyi" aşılar. Küçük ise zihni, sanatı ve devrimci
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020668 okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma