Zaafın en son derecesi. Ölüm, sağken ölüm. Aa...h, böyle zamanlarda cisim yoktur. Kâinat simsiyah olur, göz ve kulak işlemez, ışık yerine macun gibi uzanıp kısalan garip, müphem, silik parıltılar, ses yerine, bir kubbeye vuran rüzgârın uğultusu kaim olur. Fakat vücudun bu derin bataeti içinde, ruh, kazanını patlatmış bir buhar vüsati kazanarak en uzak maziden en uzak atiye kadar uzanır, sayısız hatıralarla sayısız arzular şuura fırlar, saniyede milyonlarca his, asabın üzerinde bir yıldırım hızıyla kayıp gider. Bunları ifade imkânsızdır, imkânsız!..
Sayfa 137 - bataet: Yavaşlık, ağırlık, ağır davranma.·Kitabı okudu
Sonunda hem kendini Atiye'ye iyi göstermenin hem de evde annesinin dizinin dibinde oturup gönlünü gezdirmenin bir yolunu buldu. Şiir yazmaya karar verdi.
Sayfa 185
Reklam
Atiye, "Nedir derdin lan!" diye oğlunun yanına oturdu. Halit derdinin derinlerde olduğunu söyleyip, "Ah" çekti. Atiye'nin içine bir sızı düştü. Derdi derinde olanın iflah olmayacağını, derdini yüzüne vuranın çare bulacağını söyleyip Halit'i konuşturmanın türlü yollarını aradı. Sonunda ağzından lafı aldı.
Sayfa 180
örselenmiş bir vakit kaldı elimizde mâziden, âtiye
Sayfa 58
Şiir
Dirmit o günden sonra hep sözcüklerden bir yorgana sarındı. Sözcüklerden bir yatağın üstünde uyudu. Sözcüklerden yapılma bir sandalyenin üstünde oturdu. Atiye günleri sayılı binlerce sözcük oldu. Huvat sözcük dolu şişelere baktı... Dirmit ne yana bakacağını, hangi birini yazacağını şaşırdı.
Atiye Huvat'ın düştüğü durumu fırsat bilip iki geceye bir yatıp kalkmak için diretmesinin önünü almak için, Senin artık böyle işlerden elini ayağını çekmen lazım," diye kocasına akıl verdi. Huvat Atiye'yi dinlemedi. Yerden bir kilo ağırlığında taşı kaldırabilecek gücü bulunduğu sürece erkeğin yatıp kalkmasının Allah'ın emri olduğunda diretti.
Sayfa 147
Reklam
Reklam