Puan vermedi·400 syf.··
2026 94. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 16:56
Tek kelime ile harika Bilim seviyorsanız kitaplığınızda bulunmasını isterim. Yazı puntosu gözlerimi bazen yorsa da özellikle birçok yerin altını çizdim. Bu sıralar keyifsiz bir süreç içinden geçtiğimden okumanın tadını malesef alamıyorum. Ama yinede merak içinde okumaya çalıştım. Kitap biz neyiz, neden oluştuk, bizi oluşturan atomlar nasıl, nerde oluştu? gibi bir dizi sorulara cevap arıyarak başlıyor. Ayrıca kitapta bilime büyük katkıda bulunan bilim insanlarının hayat hikayerini de okuyacaksınız. Akşam soframızı süsleyen yemeklerden, evrenin doğum günü ve bizi oluşturan şeyleri atomların oluşumunu gayet sade bir anlatımı olan bu kitabı keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.
Hepimiz Yıldız TozuyuzDan Levitt · Metis Yayınları · 202416 okunma
inceleme yazısı değildir, kitaptan uzun bir alıntı !
10/10
·325 syf.··
2026 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 15:14
Son terapi seansından; "Yokuş aşağıya iniyorum..." Sıcak hava akımına kapılmış bir yaprak gibi, yukarıya doğru titreyerek yükseliyorum. Bedenimdeki tüm atomlar son sürat birbirinden uzaklaşıyor. Giderek hafifliyorum, yoğunluğum azalıyor ve genişliyorum... Genişliyorum... Dışarıya, güneşin içine doğru infilak ediyorum. Ben genişleyen bir evrenim, yukarıdaki sessiz denizde yüzüyorum. Önce küçücüğüm, sonra odayı, binayı, şehri, ülkeyi bedenimin içine alıyorum. Aşağıya baktığım vakit dünyanın görüntüsünü gizleyen gölgemi görebileceğimi bildiğim ana kadar genişlemeyi sürdürüyorum. Hafif ve duygudan arınmış bir durumdayım. Zamanın ve mekanın içinden süzülerek geçiyor ve genişliyorum. Sonra, uçan bir balığın denizin içinden fırlaması gibi, ben de varoluş kabuğunu kırmak üzere olduğumu anladığım anda, beni aşağıya doğru çeken gücün farkına varıyorum. Bu beni rahatsız ediyor. Silkinerek ondan kurtulmak istiyorum. Evrenle bütünleşmek üzereyken, bilincimin doruklarındaki fısıltıları duyuyorum. Beni aşağıdaki sonlu ve ölümlü dünyaya doğru çeken iplik öylesine ince ki... Genişleyen ruhum, dalgaların geriye çekilmesi gibi, yavaşça dünyevi boyutlarına geri dönüyor – isteyerek değil, çünkü ben kendimi kaybetmeyi yeğlerdim, ama beni aşağıya, kendime doğru, içime doğru çeken bir güç var ve bir an için kendimi yine koltuğun üzerinde buluyor ve farkındalığımın parmaklarını tenimin eldivenine geçiriyorum. Ve biliyorum ki istersem bu parmağımı oynatabilir veya o gözümü kırpabilirim – eğer istersem tabii. Ama ben hareket etmek istemiyorum. Hareket etmeyeceğim! Bekliyorum, kendimi açık tutuyorum, bu deneyin bir şeyler ifade ettiği kişilere karşı eylemsizim. Charlie, zihnimin üst perdesini yırtmamı istemiyor. Charlie benim bu perdenin ötesinde ne olduğunu bilmemi istemiyor. Tanrı’yı
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sevgi mi, korku mu? Tercih senin
7/10
·304 syf.··
2026 4. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 00:44
Kendimi bildim bileli popüler kültür veya çok satan ne varsa ilgimi çekmekten daha ziyade beni itmiştir. Ama bu defa hiç sorgulamadan bu çok satan romana şans verdim kitapçıya girdim direkt kitabı alıp ödemesini yapıp çıktım ve bence bu hayatta hiç bir şey tesadüf değildir. Metropol, sadece işine aşık ve materyalist Mael karakterimiz , kanser olan en yakın arkadaşı Romanı kurtarmak için istemeyerek nepale bir el yazısını almaya gider ama onun için çok derin manevi bir yolculuk başlamıştır. Evet kitap roman kategorisine ait klasik edebi derinliği yok ve çok fazla klişe olan pozitif düşüncenin faydalarından bahs eder ama bunu bize bilimle açıklar. Beynimiz, bizi oluşturan atomlar, titreşim, frekans, quantum fiziği desteğiyle aslında biz varlıklar o ince iple birbirimize ne kadar bağlı olduğumuzu fark ederiz. Şahsen kitap beni sarstı ve kişisel hayatımda uyguladığım tüyolar verdi. İki kapı vardır , biri korku diğeri ise sevgidir, keşke hepimiz bu karmaşa içinde aslında mutlu olmanın bizim seçimimiz olduğunu unutmayıp zavallı egomuzu korumak için korkuya kapılıp illüzyonlarımızla cebelleşmeyip el ele versek. O zaman zihnin ve beyinin ne kadar güçlü olduğunu anlar bu kadar direnmeyip hayatımızı biraz yaşarız belki. Eğer Bir insanla karşılaşırsan mutlaka ona gülümse çünkü o insanda sensin, yargılamadan zihnine gelen otomatik düşüncelere fırsat vermden içindeki karanlıkla yüzleş ve kurban rölünden çık. Herkesin kafasındaki seslerin ve gerçek hayatta var olmayan senaryoların dinmesi dileğiyle.
Duygu ve Düşünce
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,1bin okunma
Mutlak doğru yoktur….
Puan vermedi·453 syf.··
2026 28. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 09:21
Rupert Sheldrake, modern bilimin temel kabullerini sorgularken, farklı dönemlere ve düşünce geleneklerine ait yaklaşımlar arasında sürekli karşılaştırmalar yapar. Yazarın temel amacı, günümüzde “kesin doğru” olarak kabul edilen bilimsel anlayışın aslında tarihsel süreç içinde şekillendiğini ve değişebilir olduğunu göstermektir. Sheldrake’in en dikkat çekici karşılaştırmalarından biri, Antik Yunan düşüncesi ile modern bilim anlayışı arasındadır. Antik Yunan filozoflarından Platon ve Aristoteles, doğayı canlı, anlamlı ve amaçlı bir bütün olarak ele almışlardır. Bu anlayışta evren, kendi içinde bir düzen ve amaç barındıran organik bir yapı olarak görülür. Buna karşılık atomcu filozoflar, özellikle Demokritos ve Epikuros, evreni atomlar ve boşluktan oluşan daha mekanik bir sistem olarak açıklamışlardır. Bu yönüyle atomcular, modern materyalist düşüncenin erken temsilcileri olarak değerlendirilebilir. Orta Çağ’a gelindiğinde doğa anlayışı büyük ölçüde teolojik bir çerçevede ele alınmıştır. Thomas Aquinas gibi düşünürler, doğayı Tanrı’nın yarattığı ve düzenlediği bir sistem olarak yorumlamış, böylece doğa hem kutsal hem de anlam yüklü bir yapı olarak kabul edilmiştir. Ancak asıl kırılma, bilimsel devrimle birlikte ortaya çıkmıştır. Nicolaus Copernicus, Johannes Kepler ve Galileo Galilei gibi isimler, evrenin matematiksel yasalarla işlediğini ortaya koyarak doğayı mekanik bir sistem olarak yeniden tanımlamışlardır. Bu süreçte özellikle René Descartes, doğayı bir makine gibi gören mekanist anlayışı sistemleştirmiştir. Artık doğa, kendi başına anlam taşıyan bir varlık değil; dışarıdan incelenebilen, ölçülebilen ve kontrol edilebilen bir nesne haline gelmiştir. Sheldrake, modern bilimin bu mekanik ve materyalist yaklaşımını eleştirirken, aynı zamanda modern bilim
Bilim YanılgısıRupert Sheldrake · Tin Kitap · 01 okunma
Zamanı Anlamak...
9/10
·490 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 09:38
İnsan nedir? Evet tam olarak nedir? Bir canlı? Bir hayvan? Somut mudur? Soyut mudur? Yalnızca bilişten ibaret miyiz? Yoksa tıpkı bir eğrelti otu gibi rastlantılar sonucu günümüzdeki versiyonuna ulaşmış bir hücreler, hatta atomlar bütünü mü? İşte bu kitap bize ne olduğumuzu değil de nasıl olduğumuzu anlatmayı hedeflemiş. Kim ne derse desin, kuş gözlemcisi de olsa, çok uluslu şirketlerin piyonu da olsa bu adamın kalemine bayılıyorum. Kesinlikle Jared Diamond’un kitaplarının hepsini tavsiye ederim. Zaman kavramını anlamanıza (Bin yıl, yüz bin yıl, 66 milyon yıl, 4.6 milyar yıl vb.) büyük katkı sağlayacaktır.
Üçüncü ŞempanzeJared Diamond · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 2018385 okunma
7/10
·264 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 16:30
2026’nın ilk kitabı oldu. 90’lı yıllar Türkiye’sine bir bakışın kitabı. Faili meçhuller, dini yapılar, derin devlet ve halk… Dili akıcı olsa da bazı yerlerde sıkıldım okurken ama kitap yine de okutuyor kendini
1000Kitap
995 kmMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20231,524 okunma