Materyalizme bir bakış...
Öznel deneyim yada enfüsî tecrübe, felsefedeki adıyla "qualia", yani bir şeyleri sadece mekanik olarak algılamanın ötesinde, onları bizzat tecrübe ederken hissettiğimiz o benzersiz duygu durumudur. ​Mekanik izahat şöyledir: Gözümüz bir ışık dalgasını alır, beyne sinyal gönderir ve beyin "kırmızı" rengi tanımlar. ​Öznel deneyim ise, sizin bir gün batımını izlerken içinizde uyanan o huzur, hüzün ya da hayranlık hissidir. ​Bir yapay zekaya veya robota acıyı, sevgiyi ya da kahvenin kokusunu belki tanımlayabilirsiniz ama yapay zeka "acının ve sevginin ruhumuza tesirini" kahvenin tadındaki "hazzı" asla bizzat hissedemez. İşte materyalizmin açıklayamadığı şey budur. Kör, şuursuz ve cansız atomlar bir araya gelince nasıl oluyor da acı çeken, haz alan, neşelenen, hüzünlenen ve dünyayı içeriden deneyimleyen şuurlu bir "ben" meydana getirebiliyor?
Felsefe
Yirminci asrın en şöhretli ateist düşünürlerinden Bertrand Russell , kâinatın kökenine dair bir sualle karşılaştığında, "Evren var ve hepsi bu kadar" diyerek meseleyi adeta kestirip atmıştır. Akli muhakemeyi, şüpheciliği ve her meseleyi en ince detayına kadar irdelemeyi şiar edinmiş İngiliz analitik felsefe geleneğinin en mühim temsilcilerinden olan Russel , varlığın en temel sorusu olan "Neden hiçbir şey yerine bir şey var?" sorusuna geldiğinde bu denli sığ bir argüman ile sıvışmaya çalışması ben de dahil bir kişi açısından enteresandır. Kanaatimce bir kısım filozoflar Tanrı'yı bulmaktan korkuyordu. Bu yüzden bazı sorular üzerinde muhakeme etmekten imtina ettiler. ​İslâm kelâm geleneğinin asırlar öncesinden temellendirdiği hudûs delili malumunuzdur. Bu teoriye göre: değişen, dönüşen, bir hâlden başka bir hâle geçen ve yokluğu düşünülebilen her şey hâdistir; yani sonradan var olmuştur ve bir başlangıcı vardır. Başlangıcı olan bir varlığın ise kendi kendisini var etmesi veya sebepsiz ortaya çıkması aklen mümkün değildir. Öyleyse zaman ve mekân dâhil bütün kâinat, kendisi de sonradan meydana gelmiş sebepler zinciriyle açıklanamaz; çünkü bu durumda soru sadece geriye ertelenmiş olur. Bu muhakemenin nihayetinde , varlığı kendinden olan, yokluğu düşünülemeyen, başlangıcı bulunmayan, değişime ve zamana tâbi olmayan ezelî bir yaratıcıya ulaşmak gerekir. Buna Vacibü’l-vücûd (varlığı zorunlu varlık) denir. Kelâm âlimlerine göre bu zorunlu ve kadîm varlık Allah'tır. Bu mesele Hristiyan teoloji geleneğinde de rasyonel zemine oturtulmuştur. Nitekim Thomas Aquinas , Tanrı'nın varlığını akıl yoluyla temellendirmek için meşhur "Beş Yol" delilini ortaya koyarak cevap vermiştir. Aquinas’a göre evrende hareket eden her şey başka bir şey tarafından hareket ettirilir ve bu zincir sonsuza
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Elbette tüm canlı organizmaların yapı taşını bir arada tutan ..! hücreler ve atomlar dır bilincidir !
1000Kitap
Ruh Nerede ? Ruh Büyür Mü??
Sen 7 yaşındaki halinle aynı kişi misin? Biyolojik olarak vücudundaki neredeyse tüm atomlar yer değiştirdi. Seni "sen" yapan şey içindeki atomlar mı, yoksa o atomların diziliş biçimi (hafızan, karakterin) mi?
Alıntı
Atomlar rastgele değil… biz onların anlam arayan hâliyiz. Nergis Top
Gökyüzünde Kitap Okumak
Bismillah her hayrın başıdır, biz dahi onunla başlarız zira besmele zikir, fikir ve şükür olmak üzere üç derin manayı ihtiva eder. Validem yanıbaşımda Açıklamalı Delâilü'l Hayrât okuyarak zikrin nuruyla kalbini cilalarken, ben de gecenin sessizliğinde semayı seyre dalarak zihni bir tefekküre kapı aralamıştım. Bir makine mühendisi nazarıyla, hendese ve fizik ilminin en temel sütunu olan termodinamiğin dört kanunundan, hususan ikinci kanun olan entropi hakikatine Yasin suresinin otuz sekiz ve kırkıncı ayetleri penceresinden bakmak, kainat kitabını bir müellif edasıyla okumaya koyuldum. Aslında bu iki ayeti gökyüzüne bakarken müşahede ettim ve entropi aklıma geldi. İmam Gazzali hazretlerinin ihtar ettiği üzere Yaratılıştaki Sırlar , gökyüzü sadece bakılıp geçilecek bir tavan değil, her bir yıldızı ve yörüngesiyle Allahın azametini haykıran devasa bir nişanedir. Gazzali, semadaki yıldızların kandiller gibi asılmasını ve gezegenlerin muayyen bir süratle, birbirine çarpmadan akıp gitmesini akıl sahipleri için en büyük marifet kapısı olarak görür. Fizik lisanıyla ifade edersek bu intizam, entropinin o yıkıcı ve düzensizliğe meylettiren doğasına karşı ilahi bir iradenin her an müdahalesidir. Termodinamik dersi, bir mühendisin zihnini kalibre eden en önemli disiplindir ve bu ilmin özünde yatan entropi, kainattaki düzensizliğe meyletme hali veya faydasız enerji demektir. Fizik kanunlarına göre kainattaki her zerre ve tüm atomlar, kendilerini minimum enerjiye ve maksimum düzensizliğe #298073636 çekmek isterler. Bu sarsılmaz kanun, her şeyin aslına rücu ederek dağılmaya ve kaosa meyil ettiğini haykırırken; basitten mükemmele doğru kendiliğinden bir gidiş olduğunu ileri süren evrimci iddiaların ne denli büyük bir bilimsel safsata olduğunu da ortaya koyar. Gazzalinin deyimiyle,
Duygu ve Düşünce