Atomlar birbirleriyle uyum içinde olurlarsa, her şey tıkır tıkır işler . Hayat da bu uyum üzerine kurulur.
Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
"Sıcak hava akımına kapılmış bir yaprak gibi,Yukarıya doğru titreyerek yükseliyorum.Bedenimdeki tüm atomlar son sürat birbirinden uzaklaşıyor.Giderek hafifliyorum,yoğunluğum azalıyor ve genişliyorum...Genişliyorum...Dışarıya, güneşin içine doğru infilak ediyorum.Ben genişleyen bir evrenim,yukarıdaki sessiz denizde yüzüyorum."
Sayfa 296 - Kronik kitap·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Varlıklar keyfi veya zihin bağımlı değil, belirli hakikatlere sahip olarak vas olurlar ve bilgi bu mahiyetlerin kavranmasına dayanır. Bu yaklaşım, modern bilimin doğada keşfedilecek zihinden bağımsız nesnel bir gerçekliğin vas olduğu kabulüyle tam bir örtüşme içindedir. Öte yandan kelâmcılar bu realizmi soyut bir ilke düzeyinde bırakmamışlar; fiilen evreni atomlar ve arazlar çerçevesinde açıklayarak doğanın yapısını sistematik biçimde tasvir etmişerdir. Dahası cisimlerin en küçük birimlerden nasıl oluştuğunu, atomların birleşimlerini ve bu birleşimlerin geometrik düzenini matematiksel modeller üzerinden izah etmeye çalışmışlardır. Özellikle Mu'tezile kelâmcılarının atom modellerinde çizgi, yüzey ve hacim oluşturacak geometrik düzenlerin matemariksel bir çerçevede kurgulanması; kelâmcıların evreni yalnızca teolojik bir zemin olarak değil, matematiksel olarak kavranabilir bir nesne olarak da ele aldıklarını göstermektedir.38
Sayfa 273·Kitabı okudu
1000Kitap
Nell
Ötede, gökyüzünde, atmosferin üst tabakalarında bulutları hızla sürüklerken dünyaya dokunmayan rüzgârlardan biri esiyor. Çok hızlı ve dramatik bir hareket bu. ... Kısacık bir an, sessizliğin içinde, bütün dairesel hareketlerin farkına varıyorum: bulutlar, kuş, yapraklar, karıncalar, atomlar. İsimlerini unuttuğum parçacıklar içimden hızla geçip gidiyor.
Sayfa 278
Atomlar Üzerine
Bilim tarihini tek bir önemli cümleye indirgemeniz gerekse, o cümle "Her şey atomlardan yapılmıştır" olurdu. Onlar her yerdedir ve her şeyi onlar oluşturur. Çok uzun yaşadıklarından atomlar defalarca deveran eder. Sahip olduğunuz her bir atomun size gelene dek birkaç yıldızdan geçtiğini,milyonlarca organizmanın parçası olduğuna kesin gözüyle bakabilirsiniz. Her birimiz atom açısından o kadar zenginiz ve öldüğümüz zaman öyle etkin bir geri dönüşüm sürecine gireriz ki atomlarımızın önemli bir miktarı( kişi başına tahminen bir milyar kadarı) muhtemelen bir zamanlar Shakespeare'e aitti.1 milyar atom da her birimize Buda'dan, Cengiz Han'dan ve adlarını sıralamak isteyeceğiniz başka bir sürü tarihi şahsiyetten geldi( Bunların maziye karışmış zat-ı muhteremler olmaları şart tabii çünkü bir kişiye ait tüm atomların tekrar paylaştırılması onlarca yıl alır yani siz ne kadar isterseniz isteyin henüz Elvis Presley'le birleşmiş olamazsınız) Demek ki hepimiz kısa ömürlü olmakla birlikte, reenkarnasyonlarız. Öldüğümüz zaman atomlarımız dağılır ve başka yerlerde yeni kullanımlar bulmak (bir yaprağın ya da başka bir insanın veya bir çiğ damlasının parçası olmak) üzere çekip giderler. Bununla birlikte kendileri neredeyse sonsuza dek yaşar. Bir atomun ne kadar uzun yaşayabileceğini kimse tam olarak bilmiyor ama Martin'in Rees'e göre ömürleri yaklaşık 10 üzeri 35 yıldır: Benim bile bilimsel yazımına başvurmaktan çekinmeyeceğim kadar büyük bir sayıdır bu. Üstelik atomlar çok miniktir hem de nasıl minik yarım milyon atom omuz omuza dizilse bir insan tüyünün arkasına saklanabilir. Böyle bir ölçekte tek bir atomu hayal etmek esasen imkansızdır, ama elbette denemekte özgürüz...
Sayfa 120
1000Kitap
MUAYYENİYETÇİLİĞİN (Determinizmin) ÇÖKÜŞÜ...
Bertrand Russell, “diyalektik materyalizm”in temel direği olan muayyeniyetçiliğin yıkılışının hikâyesine şöyle devam ediyor: (...) **“Muayyeniyetçiler-deterministler adına üzüntü verici olanı, atomların cilveleriyle ilgili çağdaş mezhebte başka bir tarafın daha bulunmasıdır. Eski fizikte cisimlerin, onların ne yapacaklarını tamamıyla belirleyen kanunlara uygun hareket ettiklerini isbata yönelik sayısız delil vardı; yahut biz var sanıyorduk. Şimdi ise bu kanunların tamamen istatistikî olduğu anlaşılıyor. Atomlar, belli hadler dahilindeki alternatifleri tercih ediyorlar; üstelik bu atomlar öyle çok ki, köhne usûllerle müşahede edilebilecek büyüklükte olan cisimlerde meydana getirdikleri sonuçlar, bütün bir intizam belirtiyor. Teker teker insanları göremeyen ve ancak bir milyon insanı görebilen bir dev olduğunuzu düşünün. Bu durumda İstanbul’un, gündüzleri gecelerden daha kalabalık olduğunu farkeder, ama belli bir günde Ahmed Bey’in evinde hasta yattığını ve her gün bindiği banliyö trenine binmediğini kesinlikle fark edemezsiniz. Bu sebeble de, sabahları banliyölerinden İstanbul’a, akşamları da İstanbul’dan banliyölerine olan akının, esasen olduğundan çok daha düzenli olduğuna inanırsınız. Şübhesiz, bunu güneşin kendine has bir kudretine atfedebilirsiniz. Nitekim bu akının sisli havalarda bir hayli aksadığını müşahede etmeniz de varsayımınızı doğrulayıcı gelir. Eğer daha sonra birer birer insanları da müşahede etmek imkânını bulursanız, düzenliliğin zannettiğinizden çok daha az olduğunu görürsünüz. Bir gün Ahmed Bey, başka bir gün Mehmed Bey hastadır; bu durum istatistikî ortalamayı etkilemez ve büyük çapta müşahedeler herhangi bir farkı sezemez. Daha önceden müşahede ettiğiniz olanca düzenliliğin, büyük sayıları ihtivâ eden kanun ile izah edilebileceğini anlarsınız.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997, Remzi Vatansever imzasıyla ), -Yağmurcu- Çerçevesinde İlmin Dine Tasallutunun Hikâyesi. MUAYYENİYETÇİLİĞİN SONU...
Akademya Yazıları