"tanrılar sıkılıyordu: insanları yarattılar, diye yazar kierkegaard. adem tek başına olmaktan sıkılıyordu: havva yaratıldı. o andan itibaren, sıkıntı yeryüzüne indi ve tam olarak nüfusun yayıldığı ölçüde yaygınlaştı."
fakat bu, yarın içindir. dünün hesabını benden sormaya hazırlanan gururuma ne cevap vereceğim? bu adiliği vaktiyle anlamamış olmanın utancını zekama veya sezinsediğim halde kabul etmiş olmanın utancını zevkime yüklemek gibi iki kaçınılmaz netice arasında sıkışmanın cezasını çekmeye mahkum değil miyim? buna ayağı kayıp diz kapağına kadar çamura batan bir adamın gafleti gibi zekanın geçici bir durgunluğu şeklinde yorumlamak tesellisinin dışında bir cevap bulamayacağım.
"..yaşamında büyük bir aşka, mutsuz bir tutkuya sahip olmuş olmak yine de iyidir. bu en azından bizi çökerten nedensiz umutsuzluklar içinde bir korunmadır." mersault
yaşamlarını yükseltmek için kararlı davranışlarda bulunmamış olanlar, korkanlar ve güçsüzlüğü yüceltenler, bütün bunlar, ölümden, içine karışmadıkları bir yaşama onun getirdiği yaptırımdan dolayı korkuyorlardı. hiçbir zaman yaşamadıkları için yeterince yaşamamışlardı. ve ölüm, boş yere susuzluğunu gidermeye çalışan bir yolcuyu, sonsuzluğa dek sudan yoksun bırakma davranışı gibiydi.