Sunar güller o mis bûyun senin, lütfun ikramdır, Taşır bülbül sadâ senden, tabîbim sen tek hünkârdır. ​Perîşanım, sefîlim, cürmü çok âvâre bir hâlle, Efendim, vasfını şaşkın dilimle nâsa arz etsem? Efendime Arz-ı Hâl ​"Güller senin o mis kokunu sunar, bu senin bize bir lütfundur, ikramındır; Bülbül ise melodisini senden taşır, çünkü benim şifacım olan sen eşsiz bir sultansın. ​Ben ise perişan, çaresiz, günahı çok ve ne yapacağını bilemez bir haldeyim; Ey Efendim! Senin o yüce vasıflarını bu şaşkın dilimle insanlara nasıl anlatsam?"
“Ey avare gönlümün en mübah misafiri. Evimde şenliksin bahçemde bahar…”
Edebiyat
Reklam
Yalnız kendi başın mı dertli sanırsın, Gölgesi yeryüzünde avare insan? Taş da istemezdi yosun tuttuğunu; Solmakta her çiçek kokusu uçunca.
Avare İlhamlar
Ellerini yüzümde gezdir, Sil alnımdan yorgunluğu, Gözlerimin altından Yaşamak korkusunu al, Avuçlarından çıkmış bir heykel olsun başım. Sonra sen de gözlerini kapat, Bırak, ellerin sessizce düşünsün Düşüncende yaşamak isterim ben senin: Bir gün en yalnız saatinde Parmak uçlarından Ve avuçlarından Gelip konuşurum seninle. Ahmet Hamdi Tanpınar Bütün Şiirleri (s.79)
Şiir
Acaba kaç insan, benim gibi, gecenin karanlığında feryat eden bir kuştan daha kayıp ve daha avare hisseder kendini..
Anlatamadım
Seni gördüğümde titredi aklım Sonraya önceyi anlatamadım Belki olur dedim telli duvaklım Nasıla niceyi anlatamadım. Yıkıldı sellerin suların bendi Avare gönlümde derman tükendi Doladı boynuma kalın kemendi Cellada inceyi anlatamadım. Sanki cehennemden ateşi aldı Ruhumda büyüdü tende bunaldı Sonunda göğsümde sıkışıp kaldı Dumana bacayı anlatamadım. Bir günüm olsaydı kırılmadığım Irmağa girmezdim durulmadığım Bilmem ki kaldı mı darılmadığım Kardeşe bacıyı anlatamadım. Varmayınca denizlerden göklere Gitti rüyaların bittiği yere Takıldı ağlara göz göre göre Balığa kancayı anlatamadım… Nurullah GENÇ
Şiir
Reklam
Reklam