Sonsuzluğun diyarından mı geldin
Ağlarken de, gülerken de güzeldin
Toprağından kaldı bende bu yare
Sen baharın yâr gününde açan gül
Ben baharın her gününde avare
Evet, şu perişan dünyada, âvâre nev-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahipsiz, hâmisiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.
“Koleji bitirmiştim; avare ve mutsuz hissediyordum kendimi. Çalışmak istiyordum ama nerede iş bulacaktım ve şapka giyerken çalışmaya nasıl cesaret edecektim? Amerika’ya gidecektim. Bu düşünce kafamda ansızın belirdi ve artık bundan da vazgeçmeyecektim. Gelenekler, ülkem, hatta kendi ailem tarafından zincire vurulduğumu hissetme noktasına gelmiştim. (…) Amerika’yı istiyordum.”
Sular köpürmemeliydi Rüveyda
Kırılmamalıydı ıslak dalları hasret servilerinin Ben zehire alışkınım, şerbete değil
Rüyalar nefret eder avare duruşumdan Kâbuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde Sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
Ben her gece bir Mehdî türküsüyle çilekeş Yargılamak için zeval kayıtlarını İnkılâp bekliyorum.