Yüzüne baktıktan sonra gözünde Anadolu yeniden canlanıyor: Aşıp geçmekle bitmez akçık ovalar… Ufukta bir kabaran, bir yayvanlaşan, yaklaşılmaz ve yaklaşınca belli olmaz kül renkli çıplak dağlar… Dere içlerinde loş değirmenler ve kenarlarında leylek dizili, insan yüzüne hasret, akıp hiçe giden çaylar… Anadolu?… Yok görünen varlık, boş sanılan çokluk.