Kitabın adı niçin "Avcunuzdaki Kelebek"? Zamanın birinde iki tane kız kardeş varmış, nasıl akıllılar- mış anlatamam. Etraflarındaki ve okuldaki tüm bilgi onlara yetmez olmuş. Bir gün, anneleri onları dağdaki bilge adama götürmeye karar vermiş. Kızlar, bilge adamla karşılaşınca ona sorular sormaya başlamışlar. Bilge adam bütün soruları doğru cevaplamış. Kızlar çok sevinmişler ve annelerinden eğitimleri için bir süreliğine izin isteyerek bilge adamın yanında kalmışlar. Sordukları soruların hepsinin cevabı doğruymuş. Bir süre çok mutlu olmuşlar, ama sonra sıkılmaya başlamışlar. "Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım." diye düşünmüşler. Kızlardan biri, bir gün "Buldum!" diye sevinmiş. "İki elimin arasına bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım, Avcumun içinde bir kelebek var. Canı mı, ölü mü? 'Ölü derse kelebeği bırakacağım. Canlı' derse avcumu hafifçe bastıracağım. Her ne derse cevabı bilemeyecek." Kızlardan biri kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış. (Şimdi lütfen siz de yapın. Avuçlarınız birbirine bakacak şekilde ellerinizi birleştirin ve uzatın. Ben açın deyinceye kadar da açmayın). Ve sormuş: "Avcumun içinde bir kelebek var, canı mı, ölü mü?" Bilge adam cevap vermeden önce uzun süre kızın gözlerine bakmış, bakmış ve cevaplamış: "Senin ellerinde kızım. Senin ellerinde..."" Şimdi bakın hayatınıza ve mutluluğunuza... Nerede mi? Açın şimdi avcunuzu... Sizin ellerinizde; tam avcunuzun içinde. Bir Portekiz atasözü der ki: "Yaşadıkça yaşlanmazsınız, yaşamadıkça yaşlanırsınız."
Sayfa 122Kitabı okudu
Sizi hayata bağlayan kendi çabalarınızın sonunda elde ettiğiniz sonuçlardır. Hayatınızı değerli kılan, hayat amacınızdır. Zor günlerinizde size yol gösteren, sizi ayakta tutan, yaşama sevinci veren gelecek hayalinizdir. Hayatla ilgili kararlarınızı kolaylaştıran, sizi insan yapan ise bağlı olduğunuz değerlerinizdir. Çabalarınızın sonuca ulaşmasını sağlayan şey, hedef belirlemenizdir. Aradaki yolu giderken sizi ayakta tutan dört özelliğiniz, kişiliğiniz, olumlu düşünceniz, yaratıcılığınız ve mücadele ruhunuzdur.
Sayfa 122Kitabı okudu
Reklam
Hayatınızı kendiniz kazanmalısınız. Konfüçyüs, "Karanlığa küfretmektense bir mum yak." der. Etraf karanlığa küfreden adamlarla dolu. Mum yakmak da yetmez artık, etrafınıza mum yakmayı öğretmek gerekli. Hayatı, yokuşu çıkarken yaşarsınız; zirvede otururken değil.
Sayfa 121Kitabı okudu
Bir baba ile kızı dertleşiyorlarmış. Kızı, hayatında çok sıkıntı yaşadığından ve bunlarla nasıl baş edeceğini bilemediğinden bahsetmiş. Baba kızını dinlemiş ve "Gel, sana bir şey göstereceğim!" diye kızını mutfağa götürmüş. Ocağa üç tane eşit büyüklükte kap yerleştirmiş; üçüne de eşit su koyup üçünün de altını aynı miktarda
Sayfa 116Kitabı okudu
Güçlükler hayatınızın önemli ve değerli bir parçasıdır. Sonuç çıkarmayı başarırsanız zorluklar bilge bir öğret- men gibidir. Sonuç çıkarmayı bilmiyorsanız her gün dayak yediğiniz, ama hiçbir şey öğrenmediğiniz öğretmeninize benzer zorluklar. İşin kötü tarafı, derse de girmek istemezsiniz; yani hayatı sevmezsiniz. Yaşadığınız her zorluk sizi hayata yaklaştırır.
Sayfa 114Kitabı okudu
İnsan var, dokunduğu şeye değer kazandırır; insan var, var dokunduğu şeye değer kaybettirir.
Sayfa 113Kitabı okudu
Reklam
Yeniçeri Kıyafetleri
19. yüzyılda Almanya'nın Mülheim şehrindeki Ren Nehri'nin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında Fransızlar oturuyordu. Fransızlar, her sene nehrin Almanlardaki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyor. 0 sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses çıkaramıyorlardı tabii. Bir sene çareyi, durumu Osmanlı
Sayfa 106Kitabı okudu
Bir çocuk sekropia denilen bir tür güve kozalarını topluyor ve bahar gelince, güvelerin kozalardan nasıl çıktıklarını hayret ve ilgi ile izliyordu. Fakat güvelerin kozadan çıkarken sarf ettikleri gayret ve çırpınma karşısında da içinde bir acıma hissi gelişiyordu. Babası bir gün, bu böceklerin bir tanesinin kozadan çıkmasını güçleştiren ipeği makasla kesti. Fakat sonuç şaşırtıcıydı; çok geçmeden böcek öldü. Baba bu hadise üzerine oğluna şu hayat dersini verdi: "Oğlum, bu böcek kozasından dışarı çıkarken sarf ettiği gayret neticesinde, vücudundaki zehri dışarı verir. Eğer o zehir dışarı verilmezse böcek ölür. Aynı zamanda da, bu çırpınışlar sayesinde ileride kendisi için çok gerekli olan kasları güçlenir. İnsanlar da daha güçlü, daha dayanıklı ve daha iradeli olmak ve böyle istediklerini yapabilmek için önlerine çıkan zorluklarla mücadele ederek olgunlaşır, gelişir ve güçlenirler. Eğer insanlar, arzularına kolayca ulaşırlarsa karakterleri zayıflar, âdeta içlerinde bir şeyin ölmüş olduğunu hissederler."
"Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak ka- dar zor değildir. Hele odada siyah bir kedi yoksa."
Eskiden bir gelin, kaynanasıyla hiç geçinemezmiş. Araları o kadar kötüymüş ki bir gün yaşlı bir aktara gidip durumu anlatmış: "Onu zehirlemeliyim." demiş aktara. "Fakat bunu öyle bir yapmalıyım ki kimse fark etmesin." Yaşlı aktar ona bir toz vermiş: "Bunu her gün yemeğine çok az karıştır; fakat aranı düzgün tut, gülümse, iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin." demiş. Cidden gelin, kaynanasının her yemeğine çok az o beyaz tozdan karıştırıp bir ay ömrü kalan kaynanasına çok iyi davranmaya başlamış. Aradan bir ay geçince tekrar aktara gelmiş gelin. "Bu ilacın panzehirini istiyorum." demiş. "Niye?" diye sormuş aktar. "Zehirlediğimi anlamasın diye kayınvalideme farklı davranmaya, gülümsemeye ve saygı göstermeye başladım. Bu sefer onun da bana olan tavrı değişti, çok iyi bir insan oldu; şimdi benim en iyi dostlarımdan biri. Onun ölmesine müsaade edemem." Yaşlı aktar, "Sana verdiğim zehir sadece tuzdu." demiş. "O bir parça tuz, bugüne kadar kaç insanın arasını düzeltti, sana anlatamam."
Reklam
Bir kadın evinden çıktı, evinin önünde beyaz, uzun sakalları olan 3 yaşlı adam gördü. Onlara, "Sizi tanımıyorum; ama aç olmalısınız. Lütfen evime buyrun ve bir şeyler yiyin." dedi. "Kocanız evde mi?" diye sordular. "Hayır." dedi kadın, "Dışarıda." "O zaman giremeyiz." dediler. Akşamleyin kocası eve
Bin Aynalı Tapınak
Hindistan'da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış "BİN AYNALI TAPINAK" adlı görkemli bir tapınak vardı. Günlerden bir gün, bir köpek dağa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak içeri girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı, kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı, korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi ve bin köpek de tüylerini dikti, kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkarıp dişlerini gösterdi. Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı. 0 andan başlayarak, bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı. [...] Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı. O da tapınağın merdivenlerinden çıkıp "BİN AYNALI TAPINAK"a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi. Kuyruğunu salladı, neşeyle oradan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı. Bu köpek tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduğuna inanıyordu.
Hedefinizi doğru belirlerseniz zayıf yönleriniz bile hedefinize ulaşırken size destek olur. Teknik olarak düşündüğünüzde hedeflerinizi şu alanda ayrı ayrı belirlemelisiniz: -SAĞLIK -İLETİŞİM
Enerjinizi korkularınıza değil, rüyalarınızı gerçekleştirmeye harcayın...
"Yaşadıkça yaşlanmazsınız, yaşamadıkça yaşlanırsınız."
Sayfa 123 - ElmaKitabı okudu
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.