bir çiçek açtığında
bir eski avluda
diyor ki;
çalıda sarı bir çiğdemim ben
ve senin çok eski cümlen
sen otursan, gitmemiş ki! olsan
ben sana bir eski endülüs avlusu
istersen serin bir portofino getirsem
ya da yedigöllerin yedisini birden
bir çiçek açtığında
bir eski avluda
diyor ki
her şey çok eksik ve neredeyse yok
gibiyken
buldum buluşturdum kendime geldim
tek eksik sensin! incecik, çilli bir dille
sen de gelsen
ben sana kırmızı kiremitli bir çatı
begonviller ve bir mavi kapı
ve ille amansız bir avlu getirsem
dünya soğur, akşam serinlerken,
benim sensiz sevinecek bir şeyim yok
kılı kırk yardım
altını üstüne
getirdim
ve işte en gümüş cümlem: