bir çiçek açtığında bir eski avluda diyor ki; çalıda sarı bir çiğdemim ben ve senin çok eski cümlen sen otursan, gitmemiş ki! olsan ben sana bir eski endülüs avlusu istersen serin bir portofino getirsem ya da yedigöllerin yedisini birden bir çiçek açtığında bir eski avluda diyor ki her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken buldum buluşturdum kendime geldim tek eksik sensin! incecik, çilli bir dille sen de gelsen ben sana kırmızı kiremitli bir çatı begonviller ve bir mavi kapı ve ille amansız bir avlu getirsem dünya soğur, akşam serinlerken, benim sensiz sevinecek bir şeyim yok kılı kırk yardım altını üstüne getirdim ve işte en gümüş cümlem:
İlk Nefes Tahliyeyse, Son Nefes Tutuklamadır
İnsan gözünü ilk kez açtığında hapishaneden çıktı Gözünü son kez kapattığında yine hapishaneye girdi Hayat ise iki hapishane arası avlu !. Yusuf Tandoğan
Reklam
Bir gün öyle bir gideceğiz ki Ardımızdan bir avlu dolusu insan; “Helal Olsun” diyecek!
M.B.
"ben sana kırmızı kiremitli bir çatı begonviller ve bir mavi kapı ve illa amansız bir avlu getirsem." Birhan Keskin
Devlet Ana'dan bir sahne
Kemal Tahir'in Devlet Ana romanında bir demirci ocağı ve talim alanının bulunduğu bir avlu tasvir ediliyor. Avluya ilişkin tasviri okuduktan sonra yapay zekaya (chat GPT) çizdirmek geldi aklıma, sonuç harika!
Tarih
Bu kentten sürüldüm alnıma gurbet tozlarıyla işlenmiş o vuslat gününe;tozlu kitap rafları için geride bıraktığım yosunlu dere ve güneşin alnıma vurduğu avlu altı eşik üstü savaşı.Çoçuktum ellerimde anamın kokusu sırtımda işlenmemiş günahların bakraç kaplarının k/ömür yazısı.Ve sevdiğim çayır atlarının yılki yürüyüşü “Gülsarı”ın koşması.Şimdi okudukça anlıyorum “Gül-sarı” müste”ar”imiş yamalı bir pantolon utangaçlığı.Artık çıkıp gelse de o çoçuk yada nerede olursa olsun o avlu altında bile şairin dediği hal üzeredir:”Ben kendime gurbet oldum; İçim garip, dışım garip.. Ve artık en güneşli günde bile içimde o puslu manzara ve sevdiğim kadın 11 Aralık 2024 /Bir Ömer masalı ….
Reklam
Reklam