"Lanetli Avlu" Üzerine
Puan vermedi·108 syf.··
2026 1. kitabı
İmparatorluğun Gölgeleri Arasında Bir Araf: Lanetli Avlu'nun Dramatik Mimarisini Okumak Edebiyat dünyasında "Nobel" etiketine sahip eserlere ve yazarlara yaklaşırken içimde beliren temkinli tutum, zaman zaman da haklı önyargı; siyasi konjonktürlerin edebi liyakatin önüne geçtiği şüphesinden beslenir. Ancak İvo Andriç’in *Lanetli Avlu*’sunun kapılarından içeri adım attığımızda bu şüphenin yerini hızla derin bir sanatsal saygıya bıraktığını görüyorsunuz. Andriç, bu kısacık ama hacmi kendinden menkul romanında, Balkanlar'ın iç içe geçmiş, karmaşık ve çok sesli ruhunu hamasi bir kimlik siyasetine kurban etmeden, doğrudan "insan doğası" üzerinden evrenselleştirerek madalyayı edebi bileğinin hakkıyla taşıdığını kanıtlıyor. Kitabın ismine de ruhunu veren "Avlu", salt fiziksel bir tutsaklık alanı değildir. Sınırları üç kıtaya yayılan koca bir imparatorluğun kusursuz bir mikrokozmosudur. Andriç, Osmanlı İstanbul’unun o devasa demografik haritasını bu hapishane duvarları arasına sıkıştırarak adeta bir Babil Kulesi inşa eder. Bosnalı bir Katolik rahip, İzmirli bir Yahudi, Anadolulu bir Türk, Bulgar tüccarlar, Gürcüler, Araplar ve şehrin tekinsiz karanlıklarından kopup gelmiş sıradan suçlular... Bu mekânsal kurgu, metne muazzam bir teatrallik katmaktadır. Okurken kalabalık bir oyuncu kadrosunun dinamik bir koro işlevi gördüğü, ışık ve gölge oyunlarıyla seyirciyi sürekli tetikte tutan klostrofobik bir tiyatro sahnesinin tam ortasında olduğunuzu hissedersiniz. Farklı dillerden ve milletlerden gelen bu karakterler, kendi ulusal veya dini kimliklerinden koparak otorite karşısında ortak bir "hapishane kimliği" inşa ederler. Avlu, tarihin ve insanlık trajedilerinin sahnelendiği; imparatorluğun tüm sinir uçlarının gelip düğümlendiği ana dekordur. Bu kalabalık ve uğultulu sahnenin
Edebiyat
Lanetli Avluİvo Andriç · İletişim Yayıncılık · 2020458 okunma
Puan vermedi·147 syf.··
2026 54. kitabı
Altı Kadın;doğdukları yer, büyüdükleri kültür, hayata bakış açıları birbirinden farklıdır. Dilşad,Rabia, Kösem, Tomris,Nesibe Asena Sırlar Avlusunda yolları kesişir. Konya'da Hz. Mevlana türbesinin avlusunda. Bu avlu, kendini arayan her ruhun önce kendini bulmak zorunda olduğu bir yerdir. Herbirinin sınavı da ayrıdır geçmesi gereken eşikte. Ama yinede deneyimlerini birleştirip birbirlerinden güç alırlar. Kendi içsel yolculuğuna çıkan bu kadınlar, onlara rehber olan Kadim isimler sayesinde Sırlar Avlusunu geçip kendi iç dünyalarıyla, kalpleriyle iletişim kurarlar. Herbirinin hayatla savaşları farklı olsalarda zihinlerindeki gürültüyü susturup kalplerinin sesini duyunca asıl benliklerine kavuşurlar. Adalet,vicdan,sevgi,kibir...Her insanın hayatının merkezine koyduğu amaç farklıdır. Biri için biri daha önemliyken bir başkasına daha az önemli gözükür ama asla değersiz değildir. Kimi Adalet ararken-savunurken, kimi şifa vermek ister,kimi öğretmenin gücüne inanır,kimi gerçeğin peşindedir kimi de aşkın. Bazen göz önündedir aranan,bazen uzaklarda bazense gizli kapılar ardında. Ve insan kendi iç sesini duymazsa kendi kalbine bakmazsa göremez, duyamaz. Sırların Avlusu, işte burada devreye giriyor. Kendisiyle yüzleşen insan o eşiği geçiyor ve benliğini buluyor.
Sırlar AvlusuAyşegül Uysal · Kitaparası Yayınları · 20265 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sünni ekolde tasavvufu kurumsallaştıran kişi: Gazali
Puan vermedi·151 syf.··
2026 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:28
İmam Gazali bu kitabında insanları dört kısma ayırmıştır. Bunlar: Kelâmcılar, felsefeciler, batınîler ve tasavvufçulardır. İmam Gazali Selçuklu Devleti’nde hakim olan Sünni ekole tasavvuf görüşünü kazandıran kişidir. Hatta İslami tasavvufun kökü Şiiliğe uzanır ve zamanla tasavvufu Sünnilik ile barışık hale getirip onu medreseler yoluyla kurumsallaştıran kişi bizzat Gazali’dir. İmam Gazali bu kitabında kelâmda da aradığını bulamayıp huzura kavuşamadığını belirtmektedir. Huzuru medresede değil tasavvufta bulduğunu belirtmektedir. Gazali dönemin Abbasi Devleti hakimiyetinde gizlice yazılan felsefe içerikleri İhvan-ı Safa Risaleleri’ne karşı son derece mesafeli bir duruş sergilemektedir. Bu yüzden de felsefe düşüncesini eleştirerek halkın da “imanını korumak” adına arasının felsefeyle mesafeli olması gerektiğini belirtir. Gazali İbn Sina gibi isimlerin Eski Yunan kaynaklı olarak Aristo, Platon ve Sokrates’ten etkilenmelerini de eleştirir. Zaten İhvan-ı Safa Risaleleri’ne temkinli yaklaşma nedeni de bu metinlerin Eski Yunan felsefesine dair izdüşümler barındırmasıdır. Nitekim birçok oryantalist tarafından Gazali İslam düşüncesinden felsefeyi söküp atması nedeniyle eleştirilir. Gazali’nin Selçuklu medreselerinde önünü açıp düşüncelerinin kurumsallaşmasını sağlayan kişi de elbette Nizamiye medreselerinin kurucusu olan Nizamülmülk adlı Selçuklu veziridir. Gazali tasavvufla çok barışık olmasına rağmen felsefeye temkinli yaklaşmasını şahsen çok da uygun görmemekteyim. Felsefeye ket vurulmasının aklı dondurup statik düşünce düzlemi üreteceğini düşünmekteyim. Diğer yandan Gazali Tolstoy’un narodnikçi anlayışı gibi kendine ve çocuklarına yetecek kadar nafakasını alıp geri kalan bütün malını mülkünü fakirlere dağıtıp onlara bağışlamıştır Ömrünün son 10 yılı uzlet içinde ibadet ve
El-Münkız Mine'd-Dalalİmam Gazali · Gelenek Yayıncılık · 20196,1bin okunma
9/10
·147 syf.·
2026 39. kitabı
Merhaba sevgili okur Ayşegül Uysal ın (canım Ayşegül) kaleme aldığı @kitaparasicom tarafından yayınlanan #sırlaravlusu adlı tarihi kurgu türündeki eserin yorumu ile karşınızdayım. Tarih boyunca ilim, irfan, hikmet ve gönül dünyasının merkezlerinden biri olmuş, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin izinde şekillenen kadim bir şehir olan Konya’dayız. (Canım Memleletim) Evliyaların, velilerin, erenlerin ve insanlık ufkunu aydınlatan yüce ruhların diyarı. Bu değerli şehrin en müstesna köşesi, aşık gönülleri her vakit bir mıknatıs gibi kendine çeken Hazreti Mevlânâ Türbesi’nin o huzur dolu avlusudur. O avlu ki; yanan kalplerin yangınının dindiği, yorgun gözyaşlarının şevkle silindiği, zamanın durup sonsuzluğun başladığı bir eşiktir. Bu eser, birbirini tanımayan ama ruhları aynı kadim düğümle bağlı altı kadının, Konya’nın sisli sabahında başlayan ve İnce Minareli Medrese’nin taş duvarları arasında yankılanan uyanış hikayesidir . Aynı karede altı yabancı kadın İstanbul’un kalbinde yüksek tavanlı bir sanat galerisinde aynı ışık altında duruyor ama altı ayrı dünyaya bakıyorlardı. Dilşad, Rabia, Kösem, Tomris, Asena ve Nesibe…Birbirini tanımayan ancak ruhsal bağları olan altı kadının uykusu aynı Çağrıyla bölündü: “Konya’ya gel… Şems’in avlusunda buluş. Sırlar Avlusu, gerçekle hayal arasında, dünyada ama dünyada olmayan bir avlu… duvarlarda görünmeyen kapılar, avlunun ortasında kaynağı olmayan bir ışık en önemlisi de asla yalanın olmadığı bir yer… kendini arayan her ruhun önce kendini bulmak zorunda olduğunu hatırlatan bir mekan. Modern dünyanın omuzlarına yüklediği yorgunluğu, kibri ve korkuyu taşıyan bu altı kadın; birbirinden bağımsız ama aynı ilahi mıknatısa kapılmışçasına, görünmez bir el tarafından itiliyormuş gibi eşiklerden içeri, o kutsal boşluğa adım attılar. Sadece altı
Sırlar AvlusuAyşegül Uysal · Kitaparası Yayınları · 20265 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 22:22
Bir cezaevi romanı olmasına rağmen, odağına siyaseti ya da şiddeti değil;bir çocuğun saf bakış açısını ve hürriyete olan özlemini yerleştirir.Hikaye,annesinin mahkumiyeti nedeniyle çocukluğunu dört duvar arasında geçirmek zorunda kalan Barış’ın gözünden anlatılır.Barış’ın dış dünyayla tek bağı,cezaevindeki siyasi mahkumlardan biri olan İnci ile kurduğu derin dostluktur. Roman,İnci’nin tahliyesinden sonra Barış’ın ona yazdığı mektuplardan oluşur.Kitabın ismine de hayat veren uçurtma,"özgürlüğün" en somut sembolüdür. Gökyüzünde süzülen bir uçurtma, duvarların ötesindeki hayatı temsil eder.Gardiyanların uçurtmayı vurmak istemesi ise,baskıcı sistemin hayalleri ve umudu bile kontrol altına alma çabasını simgeler.Barış, cezaevi jargonunu, avlu kurallarını ve mahkumiyet kavramını kendi çocuksu mantığıyla yorumlar.Onun bu saf bakış açısı,yetişkinlerin dünyasındaki adaletsizliği ve absürtlüğü çok daha çarpıcı bir şekilde yüzümüze vurur.Koğuştaki kadınların farklı geçmişlere ve suçlara sahip olmalarına rağmen Barış’ı ortak bir sevgi odağı yapmaları,eserin insani yönünü güçlendirir.
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202117,2bin okunma
6/10
·108 syf.··
2026 276. kitabı
Yazardan okuduğum ilk eser ama “Cem Sultan” hariç diğer kısımları pek beğenmedim. Ki bu tam bir öykü de değil, bir roman da. Anlattığı bir avlu var ve burdaki suçluların suçlarından bahsedip olayı ilerletmeye çalışıyor ama beğendiğimi söyleyemem. Öykü tarzında olsaydı belki daha da akıcı hale getirirdi ama aynı olayları farklı şekilde anlatıyor gibi. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Lanetli Avluİvo Andriç · İletişim Yayıncılık · 2020458 okunma