Farklı bir dönem olsaydı, belki ağlardı, belki umutsuzluğa kapılırdı, belki de göğsünü ve başını yumruklardı ama durum neyse o olduğundan, dünya pratik olarak başlamış olduğundan, kim olduğumuzu söylemeyi deneyebileceğimiz kelimelerimiz hala eksik olduğundan ve kendimizi en iyi tanımlayan kelimeleri hiç bulamadığımızdan, bir anlam ifade etmeye son verene ve bir dizi tutarsız sesten, anlamsız eveleme gevelemeden başka bir şey olmayana dek ağzından çıkan sözleri tekrarlamakla yetindi
"Ayrıca ne kadar sınırlanırsa sınırlansın, bu zindanı ne zaman isterse o zaman terk edeceğini bildiği için yüreğinde her zaman tatlı bir özgürlük duygusu barındırır."
"Bundan sonra hiç kimse sana benim kadar yakın olmayacak. Beraber Almanca öğreneceğiz, ben İngilizce öğrenmek istiyorum, beraber İngilizce dersi alacağız, ben kitaplar tercüme edeceğim, bunları beraber okuyacağız, neşeli ve kederli olacağız, ne olursa olsun, bütün bunlar hep beraber, hep ikimizin iştirakiyle olacak ve başka hiç kimse karışmayacak."
"Biz pek şaşkın varlıklarız. Filanca hayatını işsiz güçsüz geçirdi, deriz; bugün hiçbir şey yapmadım, deriz. Bir şey yapmadım da ne demek? Yaşadınız ya! Bu sizin yalnız başlıca işiniz değil, en parlak, en şerefli işinizdir."