Mutsuzluk ve acı bir talihsizlik, sosyal adaletsizlik veya ilahi bir heves yüzünden yaşanmıyordu. Acı, bir insanın kendi davranış örüntüleri sebebiyle ortaya çıkıyordu.
Büyük tanrıların ortaya çıkışının, kuzular veya iblislerden çok Homo Sapiens'in statüsü üzerinde etkisi olmuştur. Animistler insanın dünyada yaşayan pek çok yaratıktan biri olduğunu düşünürlerdi, çoktanrılıcılar ise giderek dünyayı insanlarla tanrılar arasındaki ilişkinin bir yansıması olarak görmeye başladı. Bu anlayışa göre dualatımız, kurbanlarımız, günahlarımız ve sevaplarımız tüm ekosistemin kaderini belirler.
Emperyalistler, imparatorluklarının geniş koloni ağları değil, Avrupalı olmayan ırkların da iyiliği için kurulmuş iyi niyetli projeler olduğunu iddia ettiler.
Hem bilimin hem de impartorlukların olağanüstü yükselişinin arkasında özellikle önemli bir güç daha vardır:kapitalizm. Daha fazla para kazanmak için uğraşan işadamları olmasaydı ne Kolomb Amerika'ya ne James Cook Avustralya'ya ulaşır ne de Neil Armstrong Ay'ın yüzeyindeki o küçük adımı atabilirdi.
Adaletsiz ayrımcılık zamanla daha iyi değil, daha kötü hale gelir. Para paryı, fakirlik de fakirliği çeker. Eğitim daha fazla eğitimi, cehalet de daha fazla cehaleti doğurur.