... HEM KÜRT HEM DE SEYYİD OLAMAZ MI?
Belki üç aydan fazladır Bediüzzaman Hazretlerinin Seyyidliği-Kürtlüğü üzerine dönen tartışmalara dâir bir yazı yazmak emelindeydim. Fakat ne kadar denedimse çalıştırılmadım. [...] Elbette benim de görüşlerim yalnızca beni bağlar. Kimseyi illa iknâ olmaya zorlayacak değilim. Fakat, işte, şöyle böyle 25 yılı bulan nurculuk maceramda meseleyi kendi zihnimde-kalbimde böyle tavazzuh ettirebildim. Bir şekle soktum. Bu bana lâzımdı. Zira meşreben kendimi Hasan Feyzi abi merhuma pek yakın bulurum. Hani Üstad Hazretleri onun hakkında Emirdağ Lahikası'nda diyor: "Herşeyi çabuk kabul etmeyen ve delilsiz teslim olmayan..." Bana da "Şunu-bunu şöyle-böyle kabul edeceksin!" denirse çabuk kabul etmem. Delilsiz de teslim olmam. Nitekim mevzuda bazı müşkülât vardır. Zira Bediüzzaman Hazretlerinin bizzat kendisine âit olduğunu bildiğimiz "birincil metinler" ile hatıralarla gelen "ikincil metinler" arasında zâhiren tenakuz bulunmaktadır. Bediüzzaman Hazretlerinin, Risale-i Nur külliyâtında, yâni bizzat kendisine âit olan metinlerde, nesebine dair seyyidlik iddiası yok gibidir. Hattâ "Meşhur bir nesebim yok ki mâzisini muhafazaya çalışayım..." gibi ifadeler kullanmaktadır. Âl-i beytle kurduğu rabıta ise, yine kendisinin beyânıyla, "mânevî âl-i beytten olmak" üzerinedir. Onun da gerekçesini Hatâ-Savab Cetveli'nde "Aleyhissalâtuvesselâm Efendimizin âline edilen duâdan hissedar olmak" şeklinde beyân buyurur. Çünkü kimi müçtehidler "Seyyid olmayan fakat ehl-i takvâ bulunanlar o duâda dahildirler..." demişlerdir. __Meselenin bu yanını anmakla birlikte, ben demiyorum ki, Bediüzzaman Hazretlerinin kat'iyyen âl-i beytle nesebî hiçbir bağı yoktur. Asla demiyorum. Olabilir. Zîra, hassaten Anadolu'da, nesebler birbirine çok karışmıştır. Ve senedli Seyyidler kadar senedi bulunmayan
Bediüzzaman Said Nursi
فَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّیۡطَـٰنِ ٱلرَّجِیمِ بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ إِنَّاۤ أَنزَلۡنَـٰهُ فِی لَیۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ *Muhakkâk ki biz onu Kadr/ölçü gecesinde inzâl ettik* وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا لَیۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ *Kadr/ölçü gecesi nedir bilir misin* لَیۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَیۡرࣱ مِّنۡ أَلۡفِ شَهۡرࣲ *Kadr/ölçü gecesi bin aydan hayırlıdır* (Zaman düzlemli bir aralık değildir) تَنَزَّلُ ٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةُ وَٱلرُّوحُ فِیهَا بِإِذۡنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمۡرࣲ *Her bir emr/iş için Rabbinin izni ile Ruh ve melekler o gece/evrede nüzûl ederler* سَلَـٰمٌ *Selâm* (O an yaşanan şey Selâm'dır) هِیَ حَتَّىٰ مَطۡلَعِ ٱلۡفَجۡرِ *Tâ ki fecrin doğduğu âna kadar* (Yaratılmanın form kazandığı âna kadar) [Kadr Suresi: 1-5] Kurân/tanımlama ayımız mübârek olsun Kadr/ölçü gecemiz kazâ bulsun.
Araştırma-İnceleme Tarih
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kadir Gecemiz
Bazı geceler vardır; karanlığıyla değil, içindeki sırla aydınlanır. Kadir Geceside öyle bir gecedir. Bu gece gökyüzü yere biraz daha yaklaşır derler. Ama hakikatte yaklaşan gök değil, kulun kalbidir. İnsan bir an durur, içinin derinliklerine bakar ve fark eder ki; yıllardır kapısını çalmayı unuttuğu bir huzur vardır orada. Kadir Gecesi, yalnızca Kur’an’ın indirildiği gece değildir. Aynı zamanda insanın kendine indirildiği gecedir. Her insanın hayatında bir Kadir gecesi vardır. Bir an gelir; kalp kırılır, gurur susar, göz dolar… İşte o anda kul, Rabbine eskisinden daha yakın olur. Belki de bu yüzden Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Bir gecelik uyanış, yıllarca süren gafletten daha kıymetlidir. Bu gece dua etmek, sadece istemek değildir. Biraz da teslim olmaktır. Biraz da “Ben bilmiyorum, Sen biliyorsun” diyebilmektir. Belki de bu gecenin en güzel duası şudur: “Ey kalpleri çeviren Rabbim… Bizi kendimize bırakma.”dır. Ve insan fark eder ki hakiki mucize gökte değil, uyanmış bir bilinçtedir.
Kadir Gecesi
RAMAZAN AYININ FAZİLETİ Selmân-i Fârisî (radiyallahu anh) bir hadîs-i şerîfi şöyle bildirmiştir: “Resûlullâh (sallallahualeyhivesellem) Şa’ban ayının son günü hutbede buyurdu ki: “Ey müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece (Kadir gecesi) bin aydan daha hayırlıdır. Allâh’ü Te’âlâ, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda, Allâh için, ufak bir iyilik yapmak, başka ayda bir farz edâ etmek gibidir. Bu ayda bir farz yapmak, başka aylarda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay sabır ayıdır, sabır edenin gideceği yer Cennettir. Bu ay iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda mü’minlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse, günâhları affolur. Hak Te’âlâ onu Cehennem ateşinden âzâd eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona verilir.” Ashâb-ı Kiram dediler ki: “Yâ Resûlâllah, her birimiz, bir oruçluya iftar edecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz.” Resûlullâh (sallallahualeyhivesellem) buyurdu ki: “Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açana da, biraz süt ikram edene de, bu sevâb verilecektir. Bu ay öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası afv ve mağfiret ve sonu Cehennemden âzâd olmaktır. Bu ayda, işçinin, memurun, askerin ve talebenin vazifesini hafifleten âmirleri, kumandanları ve müdürleri, Allâhü Te’âlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda dört şey’i çok yapınız! Bunun ikisini Allâhü Te’âlâ çok sever. Bunlar Kelime-i Şehâdet söylemek ve istiğfar etmektir. İkisini de zâten her zaman yapmanız lâzımdır. Bunlar da Allâhü Te’âlâ’dan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden O (Celle celaluhu)’a sığınmaktır. Bu ayda bir oruçluya su veren bir kimse, kıyamet günü susuz kalmayacaktır.” Resûlullâh (sallallahualeyhivesellem) bir başka hadîs-i şerifinde
Din
Leyletü'l-Kadr'e Gazel
Kevkeb-i devlet ü baht oldu münevver bu gece Ki saâdet günüdür bize musahhar bu gece Halka halka yüzünü devr eder ervâh u melek Ehl-i kuds oldu meğer zülfüne hem-ser bu gece Bu gece kadri bin aydan yeğ ise tan mı Hak Kudret ile şeb-i kadr etti mukadder bu gece Vâde-i cennet ise yarın u birgün sofi Bize dîdâr durur nakd-i musavver bu gece Uyhu pervâsını ko bir nefes ey şem’-i safâ Yakalım yüzüne pervâne bigi per bu gece Nağme-i ûd demi meclisi pür-anber eder Nefesinden nola ger ney döke şekker bu gece Seher-i mahşere dek gün bigi bî-dâr olalım K’oldu âlemdeki maksûd müyesser bu gece Şeyhî *** Uğur ve talih yıldızı parladı bu gece Çün bize ram olan saadet günüdür bu gece Halka halka arzı dolaşır ruhlar ve melek Meğer saçına dost olan Cebrail'dir bu gece
*HUZUR DAMLALARI - 1158* *Ehl-i sünnet âlimleri* "rahmetullahi teala aleyhim ecmain" *buyurdular ki;* Resûlullah efendimiz "aleyhissalatü vesselam" birgün buyurdular ki: *"Benî İsrâil peygamberlerinden dördü, seksener sene Allahü teâlâya ibâdet ettiler, bir an âsi olmadılar. Bunlar; Eyyûb, Zekeriyyâ, Harkil ve Yüşâ'dır."* Eshâb-ı kirâm bu hadîs-i şerîfi duyunca hayret ettiler. Bunun üzerine Cebrâil "aleyhisselâm" gelerek, "Ey Muhammed! Senin ümmetin, bu peygamberlerin bir an Allahü teâlâya âsî olmadan seksen senelik ibâdetlerine şaşarlar. Muhakkak ki, Allahü teâlâ sana ondan iyisini gönderdi" deyip; *"Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır"* meâlindeki âyet-i kerîmeyi, okudu. *(Kadir-3)* *İbn-i Avn hazretleri* "rahmetullahi aleyh" (Tâbiînin büyüklerindendir.) *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı