Cuma'nın benimle birlikte olduğu, konuşmaya ve beni anlamaya başladığı o uzun süre boyunca kafasına dinsel bilgi temelleri atmaktan da geri durmuyordum; özellikle de bir keresinde onu kimin yarattığını sordum. Zavallıcık beni pek anlayamadığından babasını sorduğumu sandı, ama meseleyi başka bir yönden ele alarak ona denizı, üstünde yürüdüğümüz zemini, tepeleri ve ormanları kimin yarattığını sordum. Bana, "O Benamuckee'dır, hepimizden uzun yaşar," dedi. Bu büyük adamın çok yaşlı olması dışında pek bir şeyini tarif edemedi, "Denizden ya da karadan, aydan ya da yıldızlardan daha yaşlı." Ben de ona, bu yaşlı kişi her şeyi yarattıysa o zaman niye her şeyin ona tapınmadığını sordum. Son derece ciddi görünüyordu ve katıksız bır masumiyetle şöyle dedi, "Her şey ona 'O' der." Ona ülkesinde insanların ölünce nereye gittiklerini sordum. "Evet, hepsı Benamuckee'ye gider," dedi. İnsan yiyenler de mi oraya gidiyor diye sordum. "Evet," dedi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Eskiler kendilerini doğanın ritmine göre düzenlemişlerdir. Tıbbi bitkileri, belirli astrolojik pozisyonlarda toplamışlar.
Kadimler, Ay'ın ilk evresinde yani yeni ay zamanı (hilal) tohum ekmek, toprağı tohumlamak, saksı değiştirmek gibi işlemler yapmışlardır.
Hacamat günleri olarak anılan günler "dolunaydan sonraki tekli günler"dir. Hacamat, hicri ayın 15'inden sonra yapılır. Hacamat için en uygun zaman dilimi hicri ayların 17., 19., 21. ve 23. günlerinin pazartesi ve perşembe günlerine denk gelen günleridir.
Ay'ın ilk yarısında yani yeni aydan dolunay evresine kadar vücut sıvıları giderek artar. Dolunay evresinde vücut sıvılarıyla doğadaki bağıl nem miktarı maksimuma ulaşır. Dolayısıyla evrende damarlardaki kan miktarında artış olur. Dolayısıyla hacamat yaptırmak için en uygun dönem dolunay evresi ve dolunaydan sonraki birkaç gündür"
=>Arıların Özellikleri-Bal.<=
Arılar, dünyadaki düzen için temel taşı mahiyetinde canlılardır. Arıları ekosistemden çekersek insan nesli bile tehlikeye girer.
Çünkü arıların bal yapmak haricinde çok önemli vazifeleri vardır. Buna rağmen arıların sadece bal yapma vazifesine bile bakılsa onların dünya için ne kadar kıymetli oldukları anlaşılır.
Arılar, milyonlarca yıldır bal yapmalarına rağmen yaptıkları balın şekli hiç değişmemiştin Kraliçe arının omrü 3-5 yıl, işçi arılarının yazın 1-1,5 ay, erkek arıların ise ömürleri altı aydır. Bir arının ömrü boyunca yaptığı bal, bir çay kaşığının ancak onda biri kadardır. Yani bir çay kaşığı bal için 10 tane arının ömur boyu çalışması ve bir kilogram bal için bir kovan arının yaklaşık 240.000 kilometre uçması gerekir. Dünyanın çevresi 40.075 kilometredir. Yani bir kilogram balın üretilmesi için arıların dünyanın etrafını neredeyse altı kez dolaşacak kadar yol katetmesi gerekir. Ayrıca arılar bir kilogram bal için birkaç milyon çiçek ziyaret eder. Orijinal bir bal, iki bin sene bozulmadan yenilebilir. Böyle bir işi, tüm meslek gruplarının en iyi elemanları dahi toplansa yapamaz. Zira arı, dünyaya mükemmel bir program dahilinde gönderilmiştir.
Arılar, çiçekleri gezerken arının gövdesine, kanatlarına ve ozellikle de bacaklarına tozlar-polenler bulaşır. Arılar, kondukları çiçeklerin cinsine dikkat ederler; örneğin bir gülün üzerine konan arı, ardından sümbüle değil, yine başka bir güle gider. Yani her seferinde aynı tür çiçeğin farklı fertlerini tercih eder. Bu sayede bitkiler arasında doğru şekilde döllenme gerçekleşi r ve arılar, âdeta çiçeklerin aşlamasını yapmış olur. Eğer arı, bir güle konduktan sonra gidip sümbüle veya başka bir tür çiçeğe uğrarsa, taşıdığı polen farklı bir türe ait olacağı için döllenme meydana gelmez.
Arının
Mekke' de nazil olmuştur. 83 ayettir. Yüce Allah bu mübarek sureye "Yasin" kelimesiyle başladığı için, sureye bu ad verilmiş tir. Surenin bu kelime ile başlamasının sebebi, Kur' an -i Kerim'in mucizeliğine bir işaret olması içindir.
Yasin suresi üç ana bahsi ele alır. Bunlar; öldükten sonra dirilme ve haşre iman, belde halkının kıssası ve alemlerin Rabbinin birliğini gösteren kesin delillerdir. Bu mübarek sure, vahyin doğruluğuna ve Hz. Muhammed (s.a.)in peygamberliğinin gerçek olduğuna dair Kur'an-ı Kerim'e yemin ile başlar. Sonra azgınlık ve sapıklıkta devam eden ve peygamberlerin efendisi Muhammed (s.a.)i yalanlayan, dolayısıyla üzerlerine Allah'ın azap ve intikamı hak olan Kureyş kafirlerinden söz eder.
Daha sonra vahyi ve peygamberliği yalanlamanın akibetinden sakındırmak için peygamberleri yalanlamış olan Antakya beldesinin halkı ile ilgili kıssayı anlatır. Kavmine nasihat eden, sonunda kavmi tarafından öldürülen ve Yüce Allah tarafından cennete sokulan mümin davetçi Habibu'n-Neccar'ın durumunu anlatır. Yüce Allah onu öldürenleri mühlet vermeksizin öldürücü ve yok edici bir sesle cezalandırmıştır.
Ardından bu harika kainatta Allah'ın birliğini ve kudretini gösteren delilleri ele alır. Buna, arz sahnesinden başlayarak gündüzün kendisinden sıyrılmasıyla karanlık olan gece sahnesinden, Allah'ın kudretiyle bir yörüngede dönen parlak güneş sahnesinden, yörüngelerinde derece derece şekil alan aydan ve ilk insanların nesillerini yüklenip taşıyan dolu gemiden bahseder.
En sonunda kıyamet ve onun korkunç hallerinden, üfürüldüğünde insanların kabirlerinden kalkacağı diriliş ve haşir nefhasından, cennet ve cehennem ehlinden, o korkunç günde müminlerle mücrimlerin birbirlerinden ayırt edileceğinden, neticede bahtiyarların Naim cennetlerinde, ve bahtsızların da
Şüphesiz ki biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik (indirmeye başladık).
Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler, beraberlerinde rûh (Kur’an) ile, Rablerinin izniyle her iş için inerler. O (gece), tan yeri ağarıncaya kadar esenlik (gecesi)dir. (Kadir 97:1-5) - kuranokuyan.com