Benzer şeyler yaşamayan birisi, açlıktan ölmek üzere olan bir insanın yaşadığı, ruhu yok eden o zihinsel çatışmayı ve irade gücünün ezilişini kolay kolay kavrayamaz. Böyle bir insan, hendekte kazı yaparken ekmeğin dağıtılacağı (kalmışsa) 9.30-10.00 düğümünü (yarım saatlik öğlen yemeği arası) beklemenin, huysuz değilse ustaya saatin kaç olduğunu tekrar tekrar sormanın ve kişinin cebindeki ekmek parçasına yumuşakça dokunmasının, ilk önce donan parmaklarıyla ekmeği okşamasının, sonra bir parçasını ağzına atıp, kalanını kendi kendine öğlene kadar saklama sözü vererek son irade kırıntısıyla tekrar cebine koymasının nasıl bir şey olduğunu kolay kolay anlayamaz.