Özet şu: Biz insana "insan" olduğu için değil, gücü kadar değer veriyoruz. İşte ben de topluma bunu anlatmaya çalışıyorum; anlasınlar ki ileride çocuklarımızın rahatça yürüyebileceği kaldırımlar yapılsın.
Çoğu kere de bu kaldırımları planlayanların durumun farkında bile olmadığını görüyorum. Yani ben bunu anlattığım zaman adam bana önce hayretle bakıyor, sonra hak veriyor. O zamana kadar hiç düşünmemiş, rahat yürünebilecek kaldırım planlamasıyla onurlu bir vatandaş olma arasındaki bağ üzerine kafa yormamış. Ben de bilmiyordum. Ama farklı örnekleri görerek anladım ki ben de bir insanım ve doğuştan getirdiğim haklarım var.
Bir de Kanadalı teknisyenin anlam verme sistemi var. Onun da temelinde şöyle bir anlayış bulunmaktadır: Allah, evreni yaratmadan önce onu tasarladı, evrenin işleyişinin temelindeki ilke ve süreçleri belirledi. İnsana öyle bir akıl verdi ki, Allah'ın verdiği bu akılla insan evrenin temelindeki ilke ve süreçleri anlama ve keşfetme yeteneğine kavuştu. İnsan Allah'ın verdiği bu potansiyele sahip çıkmalı, saygıyla ve inatla içinde yaşadığı evreni anlamaya çalışmalıdır. Evreni keşfettiği oranda Allah'ı keşfeder. Allah'ın insandan beklediği de budur. Bu nedenle çiftçi toprağını, tohumunu, iklimini tanımalı ve elde ettiği bilgiler çerçevesinde çiftçilik yapmalıdır.
Otantik kişi, "Senin algılaman şöyle, öbürününki böyle; onun beklentisi şudur, bunun beklentisi budur," diye kendini saklamaz. Hiç kimseyi yargılamadan, utandırmadan kendisi olarak düşünür, duyar ve konuşur. Başkalarının beklentilerini umursar ama ona göre konuşup hareket etmez.
Fiziksel yaşlanmadan çok psikolojik yaşlanma sürecine karşı mücadele etmelisiniz çünkü stratejiler, hileler ve akıcı manevralarla dolu bir beyin sizi genç tutacaktır. Geliştirdiğiniz alışkanlıklardan sıyrılmaya, geçmişteki iş yapma biçimlerinizin tersine davranışlarda bulunmaya özen gösterin, kendi aklınızda bir çeşit gayrinizami savaş uygulaması başlatın. Tekerlekleri döndürün, toprağı karıştırın ki hiçbir şey alışılmışlığa dönüşmesin.