Ömer Faruk Aydın

Ömer Faruk Aydın
@aydinfaruk
Öğrenci
Yüksek Lisans
İstanbul
91 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
9/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2022 00:00
Uzun bir okuma maratonunun ardından Yeşil Peri Gecesi ile vedalaştık. Bir yandan bitmesini hiç istemediğim, diğer yandan sonunu fazlasıyla merak ettiğim bir romandı. Romanın gücü ağır basmış olacak ki yayıla yayıla okudum. Sindire sindire. Çünkü hazmetmesi güç bir roman. Ayfer Tunç günümüz yazarları arasında gözlem yeteneği ve Türkçeyi kullanışıyla özel biri benim için. Kurguladığı her şeyi ilmek ilmek örmede bir usta. Yeşil Peri Gecesi'nde de Kapak Kızı'nda üç farklı karakter üzerinden biraz biraz tanıttığı, daha doğrusu Şebnem'in dışarıdan nasıl göründüğünü işleyen yazar, bu kez olayları Şebnem'in gözünden aktarıyor. Romanda ayrı ayrı işlenen pek çok zaman dilimi var. Hiçbir bölüm birbirinin devamı değil o yüzden. Her bölümde bir zamanı dilimini ve yaşananları okuyoruz. Romanı güçlü kılan da Şebnem'in yaşadıkları üzerinden ortaya çıkan Türkiye panoraması elbette. Orta sınıf bir ailenin mensubu olan Şebnem'in 40 yılını okurken, Türkiye'nin de geçmişini okuyoruz. Orta sınıfın sıkışmışlığı, Doğu-Batı çatışması, toplumun duyarsızlığı ve iki yüzlülüğü, liyakatsizlik, kadının toplum içerisindeki konumu, aile içi şiddet, eğitim problemleri gibi pek çok temayı ele alan yazar, aynı zamanda bireyin modern dünyadaki sıkışmışlığını ve çaresizliğine de dikkat çekiyor. Neredeyse kusursuz bir kurgu, güçlü zaman geçişleri ve oldukça akıcı bir dili var romanın. Her sayfasından ayrı bir tat almak mümkün. Ayrıca okuru olaylar ve olgular üzerinden sorgulamaya itmesi anlamlı. Modern bireyin kuma gömdüğü kafasını kaldırıp etrafına bakmasına imkân verebilecek derecede güçlü bir etki kurmak istiyor okurunda. Başarıyor da. Hâliyle tüm bunlar Yeşil Peri Gecesi'ni edebiyatımızın en başarılı, en nitelikli romanlarından biri hâline getiriyor.
Edebiyat
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202011,7bin okunma
Reklam
8/10
·115 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2022 00:00
Edebiyatımızda öykücülüğüyle kıymetli bir yer edinen Mustafa Kutlu'nun en ünlü eserlerinden biri olan Uzun Hikâye ile sonunda tanıştık. Kutlu'dan daha önce gezi yazısı türünde iki eserini okumuş ve kalemiyle sıkı bir bağ kurmuştum. Bu eserinde de anlatım dili aynı. Sade ve incelikli. Uzun Hikâye, bir öyküden çok novella ile roman arasında bir yerde konumlanıyor. Roman kadar derinlikli bir olay örgüsü yok. Bir baba oğul öyküsü okuyoruz. Zamanın birinde, kasaba kasaba dolaşan göçebe bir aile hikâyesi bu. Varılan her kasaba yeni bir tecrübe. Sevginin, insanlığın, dostluğun, hayatta kalmanın, direnmenin, dik durabilmenin ve umudun öyküsü bize anlatılanlar. Kutlu'nun samimi ve sımsıcak bir dili var. Sizi kolayca öyküsüne bağlayabiliyor. Geçmişe dönük anlattığı farklı insan tiplemelerinin hikâyeleri bize çok yakın. Her satırında ayrı bir hüzün var. Finali de bir o kadar dokunaklı. Kutlu'nun kullandığı dil oldukça sade ama tek bir cümlesiyle dünyaları anlatabiliyor. Duyguları okura geçirme konusunda fazlasıyla başarılı buldum. Eserin bu kadar çok okunuşunun nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum. Bir diğer not da mekâna: Kutlu, öyküde geçen mekânları tamamen kurgulamış. Fakat asıl başarısı kurguladığı kasabaların Anadolu'daki herhangi bir kasaba olduğuna okuru inandırması diye düşünüyorum. Mutlaka okunmalı.
Edebiyat
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2022 00:00
Macar edebiyatının en önemli isimlerinden biri kabul edilen Magda Szabó, Türkçeye kazandırılan pek çok romanıyla ülkemizde de tanınan bir yazar. 1963'te yayımladığı Iza'nın Şarkısı en ünlü romanlarından biri. Macaristan'dan ziyade özellikle yurtdışında büyük başarılar elde etmiş. 1960 yılına tarihlenen ancak geçmişe dönüşler eşliğinde ilerleyen kurgusuyla Iza'nın Şarkısı, kuşak çatışması ve iletişimsizlik problemleri yaşayan bir aile öyküsü olarak kabul edilebilir. Kansere yenik düşen babasının vefatından sonra annesini taşradaki doğup büyüdüğü kasabadan alarak Bupadeşte'ye, doktorluk yaptığı şehre beraberinde götüren Iza'nın yıllar sonra annesiyle yaşamaya başlamasıyla yaşadığı zorlukları her bir karakterin zihninden aktaran roman, mutlak iyiyle kötü portresi çizmekten imtina edercesine yargılamayı okuruna bırakıyor. Bu nedenle romanın mutlak iyi veya kötü bir karakteri yok. Her karakter okur tarafından değerlendirilmeyi bekliyor. Romanın en özgün yanlarından biri bu. Iza, 36 yaşında, eşinden boşanmış başarılı bir doktor olarak Budapeşte'de yaşıyor. Ailesini görmeye geldiğinde de evlerinde kalmak yerine otelde kalmayı tercih ediyor. Ancak ailesi ve çevresindeki herkes, Iza'yı duyarlılığı ve kimseye karşı kötü niyet beslememesinden ötürü çok seviyor. Babası Vince, hak etmediği bir itibarsızlaştırmayla yıllarca yoksulluk içinde toplumdan dışlanarak yaşamış eski bir hakim. Annesi Etelka ise, geleneklerine düşkün, ailesi için çırpınan ve yıllar önce kaybettiği oğlunun acısını üzerinden atamamış güçsüz bir kadın. Iza'nın eski eşi Antal ise, Iza'nın babası Vince'in verdiği bağışlarla kitaplarını temin ederek doktor olmayı başaran, ailesini kaybetmiş, sevgi ve aile sıcaklığı arayan çaresiz bir adam. Bu birbirinden farklı dört karakterin hepsi bir şeyler anlatıyor. Hepsi
Edebiyat
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2022 24. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2022 00:00
Cihat Yaycı, Doğu Akdeniz çalışmalarında, Mavi Vatan Doktrini'nin ve Libya ile Deniz Sınırlandırılması Anlaşması'nın yapımı konusunda önemli çalışmaları olan değerli bir bilim insanı. Doğu Akdeniz'deki paylaşım mücadelesini anlattığı bu kitabında, bölge ülkelerinin tarihsel süreçte kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlarının tespiti noktasında ne gibi faaliyetlerde bulunduğunu, enerji havzalarının bölgenin geleceği açısından önemini ve Türkiye'nin yapması gerekenleri anlatmış. Argümanlarını harita ve grafiklerle de desteklemiş. Doğu Akdeniz temelli eserlere ilgi duyan ve Mavi Vatan Doktrini konusunda genel bilgi sahibi olmak isteyenler için ideal bir kitap olabilir. Dili oldukça sadece ve anlaşılır. Ancak hem uluslararası ilişkiler bilimiyle uğraşan hem de alana ilgili bir okur olarak eserdeki dipnot ve kaynak gösterim zayıflığına pek şaşırdım. Birinci el kaynak kullanımı oldukça zayıf kalırken, kendi eserlerine sık sık atıf var ana kaynağa ulaşmada da zayıflık görülüyor. Bu yönüyle bilimselliği çok kuvvetli olmayan, yorum gücü yüksek bir çalışma olmuş. İnternet kaynakları en sık başvurulan kaynak türü olarak dikkatimi çekti. Tüm bunlara ek olarak anlatımda çok sık tekrarlar var. Hatta kimi yerde paragrafın tamamı aynı olarak tekrar edilmiş. Bunun da sebebinin, kitabın bölümlerinin tekrara mahal verebilecek şekilde oluşturulduğundan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Eserde zayıf bulduğum bir başka nokta da ''karşı cephe'' tezlerinin birkaç cümleyle özetlenerek geçilmiş olması. Konunun daha derin ve kapsayıcı ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Her şeye rağmen eser oldukça önemli. Literatürde Doğu Akdeniz çalışmaları noktasında ciddi eksiklikler mevcut. Türkiye'nin fiilen benimsediği Mavi Vatan Doktrini'ni ele alması bakımından ve bölgedeki planları deşifre
Uluslararası İlişkiler
Doğu Akdeniz’in Paylaşım Mücadelesi ve TürkiyeCihat Yaycı · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020238 okunma
7/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2022 23. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2022 00:00
Edebiyatımızın Ankaralı ve akademi kökenli yazarlarından Şiir Erkök Yılmaz, 1978’den beri ağırlıklı olarak öykü yazarak edebiyat dünyasına girmiş. Yayımladığı eserlerinde sürekliliğin olduğunu söylemek zor, kendi deyimiyle “ortalama on yılda bir kitap” çıkartmış. Aile İçi Muhabbet yazarın 2018’de yayımlattığı ikinci romanı. Öykücü yönüyle bilinen bir yazara ilk adım olarak romanıyla başlamak her zaman risklidir. Aile İçi Muhabbet’i, konusuna tutularak önceledim. Ana eksenine bir ailenin tek kuşak ya da birden fazla kuşağının hikayesinin sığdırıldığı; arka planına da dönemin siyasal, sosyal ve ekonomik dönüşümlerini/sancılarını ele alarak ilerleyen tüm eserler hangi edebiyattan olursa olsun muazzam bir şekilde ilgimi çekiyor. Romanın bu noktada bendeki yanılgısı, arka planın yetersizliği oldu. 27 Mayıs Darbesi sonrasında Erzurum’dan Ankara’ya göç eden ve tüm akrabalarını geride bırakarak yeni bir yaşam mücadelesine atılan beş çocuklu ve memur Güven ailesinin tek kuşaklık hikayesi anlatılıyor eserde. Güven ailesinin reisi Hamdullah Bey’in ölümü ile çarpıcı bir şekilde açılıyor roman. Devamında yaşananlar ailenin her bir bireyine dokunmak suretiyle ilerliyor. Bol diyaloglu bir aile dramı okuyoruz. Güven ailesi, Türkiye’de oldukça sık karşılaştığımız türden bir orta sınıf mensubu. Statü atlamak isteyen, bunu iyi evlilikler ve eğitimle pekiştirerek gerçekleştirmek isteyen, romanda yansıtıldığından bile güçlü bağlara sahip bir aile Güvenler. 60’ların ve 70’lerin Türkiyesi’ne dair romandan öğrenebildiklerimiz oldukça sınırlı. Olayların hep ailevi sorunlar çerçevesinde gelişmesi, ailenin dışarıya göründüğünden daha kapalı olması bu gelişmeleri görmemizi engelliyor olabilir. Yine de döneme dair kadınların toplumsal çalışma hayatındaki yeri, üniversite eğitiminin statü ve iş
Edebiyat
Aile İçi MuhabbetŞiir Erkök Yılmaz · Yapı Kredi Yayınları · 201829 okunma
Reklam