Romanın başkarakteri Dr. Hikmet, küçüklüğünde İstanbul'un zengin muhitlerinde doğup büyümüş, babası gözden çıkarılmış bir paşa olduğu için toplumla arasına mesafe koymak zorunda kalan bir ailede yetişen bir çocuk. Dr. Hikmet toplumla imtizaç edemeyen, yaşadığı anı kabullenemeyen, kırılgan bir karakter. Roman Abdülhamid'in padişah olduğu dönemleri konu alıyor. Romandaki asıl konu 1904 yılında Dr. Hikmet'in İzmir'deki yaşamından sıkılarak özgürlük arayışı içerisinde kaçak yollarla Avrupa'ya gidişiyle başlıyor. Yolculuk Paris'te son buluyor. Yol boyunca karakterimizin yaşadıkları romanın geri kalanı hakkında bize fikir veriyor çünkü gemiye ilk bindiği andan itibaren Dr. Hikmet karşılaştığı insan profilinden memnun kalmıyor ve yolculukta gezdiği şehirlerin hep kötü yanlarını görüyor. Paris'e gelişinden sonra da durum bu şekilde devam ediyor. Dr. Hikmet'in kitaplarda okuyup hayalinde canlandırdığı Paris ile gördüğü Paris birbirine uymuyor. Yine Dr. Hikmet'in zihnindeki medeniyet timsali, özgürlükçü, aydın Avrupalı ile gerçekte karşılaştığı çıkarcı, sert, tek görüşlü Avrupalı arasında büyük farklar bulunuyor. Bana göre romanın üzerine kurulduğu düşünce umduğunu bulamama. Bu sebeple bir hayal olan yolculuk bir sürgüne dönüşüyor. Karakterimizin mizaç özelliği olan insanlarla karışıp anlaşamama ve beklentisinin hep boşa çıkması durumu romanda çok defa tekrarlanmış. Dr. Hikmet'in Paris'teki yaşamında onunla temas kuran bazı isimler, romanın gelişimine katkı sağlamış. (Ragıp Bey, Foissard, Piennot, Albert, Morotof, Şair Lavaliere vb.) İdeolojik konuşmalar genellikle bu kişilerle yapılıyor ve Osmanlı hakkında farklı ideolojiler üzerinden yorumlamalar yapılıyor. Örneğin Morotof karakteri bir Marksist ve her şeyi maddi güç üzerinden yorumladığı için Osmanlının çöküşünü Osmanlıyı