"Görüyorsun ya," diyerek acı acı güldü Gigi, "bak, ne hale geldim. İstesem bile artık geri dönemem. Artık geçti. Gigi hep aynı Gigi'dir derdim. Hatırlıyor musun? Ama Gigi aynı kalamadı. Sana şunu söyleyeyim Momo, hayatta en tehlikeli şey, gerçekleşmiş hayallerdir. Hele benimki gibi olursa! Artık hayal edecek hiçbir şeyim kalmadı. Sizlere dönsem bile artık orada hiçbir işe yaramam. Her şeyden bıktım ben."
"Bana kalsa, ona Dünya'nın sonu gelene kadar güvenirdim," dedi Ford.
"Ya, öyle mi," dedi Arthur, "Peki Dünya'nın sonuna ne kadar kaldı?"
"Yaklaşık on iki dakika kadar,"
"Bak, öteki buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğdayın önemi yok benim için. Buğday tarlaları bana bir şey demiyor. Bu çok acı ama senin saçın altın renginde. Beni evcilleştirsen ne iyi olurdu, bir düşün! Altın rengindeki başaklar seni anımsatacak artık. Başaklardaki rüzgârı dinlemeye can atacağım."
"O zaman sen de kendini yargılarsın. En gücü de budur zaten. Kendini yargılamak başklarını yargılamaktan çok daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir."