Nisâ 80: Kim Peygamber'e itaat ederse muhakkak Allah'a itaat etmiş olur. Kim de (itaatten) yüz çevirirse (üzülme), biz seni onların üzerine bir bekçi göndermedik.
Hz. Peygamber söyledikleri ve yaptıkları Allah'ın gözetimi ve izni altındadır. Kur'an'ın örnek uygulayıcısı odur. Kendisinin buyrukları da Kur'an'ın ruhuna uygun olup yalnız kendi zamanıyla kayıtlı değil, bütün zamanlarda geçerlidir. Çünkü ona Kur'an'ı açıklama yetkisi verilmiş ve hikmet öğretilmiştir. Sağlam kaynaklardan gelmiş hadislerine itibar etmeyip yalnız Kur'an'a dayandığı iddiasıyla Peygamber'i sadece bir aracı kabul etmek, kâfirliğin ve dinsizliğin bir köprüsüdür. Çünkü hayat dini olan İslâm, Allah'ın bildirmesi ve Resûlü'nün açıklama ve uygulamasıyla meydana gelmiştir. Ayette belirtildiği üzere Allah'a itaat ve sevgi, Resûlü'ne, onun hadis ve sünnetine uymakla gerçekleşir. Kim de onlara gönül rahatlığıyla teslim olmazsa iman etmiş sayılmaz
Bu bağlamda Musa Cârullah'ın (ö. 1949) Kur'an-Sünnet ilişkisiyle ilgili görüşlerini kısaca aktarmak gerekir. Cârullah'a göre İslam'da ilim ve amel kaynağı olarak Sünnet Kur'an'a takaddüm eder. Hâliyle, şer'î deliller hiyerarşisinde de Sünnet'in Kur'an'dan önce gelmesi gerekir. Zira İslam'da hemen her hüküm ilkin Sünnet'le tespit edilmiş, Kur'an vahyi Hz. Peygamber'in söz, fiil ve takrirlerini sonradan teyit edip sabitleştirmiştir. Başka bir ifadeyle, dinin temel esasları ve kuralları önce Sünnet'le belirlenmiş, daha sonra ilgili ayetler bu esaslar ve kuralları teyit/tespit etmek üzere inmiştir. Örnek vermek gerekirse, namazın tüm rükünleri, şartları ve vakitleri önce Sünnet'le açıklanmış, müteakiben bunlar Kur'an ayetleri ile teyit ve tespit olunmuştur. Mesela, abdest namazın en önemli şartı iken bu konuyla ilgili ayet (Mâide 5/6) hicretin altıncı senesinde nazil olmuştur. Hz. Peygamber, "Hac arefedir" sözüyle Arafat'ta vakfeyi haccın en önemli rüknü olarak belirlemiş ve fakat bu husus Kur'an'da sadece haccın farz olmayan bir rüknünden bahisle zikredilmiştir.
De ki: "İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir."
Âl-i İmrân Sûresi(3) 29. Ayet