Yoğun bir tartışmadan sonra suskunluk kaplasa da ortalığı, o suskunlukta yine de sessiz bir konuşma sürüp gider. Kimi kez tek yanlı bir konuşmadır bu, birinin bilinciyle öbürünün bilinçaltının konuşması
Geçen yıldan şöyle uzaktan tanıdığım bir kızın bir yaş daha büyüdüğünü görmek beni şaşırttı. Ne var bunda şaşıracak demeyin. Zamanın bizden bir dağa geri getirmemek üzere alıp götürdüğü bir şeyler olduğunu, böylece tükendiğimizi anlamak için bir çocuğun bir gün, bir yaş daha büyüdüğünü görmek yetiyor.
Sevdayı türlü süslerle dolu şiirlerden, resimlerden öğrenen, şiirin de resmin de bu yozlaşmış türüne özenen çocuğa ne der ağaca kazılmış yüreği saplı ok? Bir şey demez. Küçümsenir, bayağı bulunur. Bana da bir şey dememişti, küçümsemiş, bayağı bulmuştum. Sonraları şiirin de, resmin de yalanını öğrenince sevdanın da böyle kestirmeden anlatılan biçimini sevdim.
Ah bu gerçekleşmemiş istekler, niyetler! Ne zaman, nasıl tepecegi belli olmayan bir ukde gibi siner insanın içine, böyle yalnızlığın ortasında bocaladığı bir anda da varlığını duyuruverir.