《Şeyh》 sıfatı içinde, derinliğine bir mürşid olmaktan ziyade sığlığına bir güdücü rolündedir.
Hemen belirtelim ki, Şeyh Said'in şeyhliği eğer öbür türlü olsaydı, kendisini takip eden din yıkıcılıkları ve onbinlerce müslüman kanına mal olan ayaklanma meydana gelmezdi. Mukaddes sünnete dış çizgileriyle o kadar bağlı olan Şeyh Said, onun içine ait mânalardan birine, gerektiği şartlar bakımından erebilmiş değildir.
- Uyuyan fitneyi uyandırmayınız!
Kendisinde mutlak bir suç aranması lâzımsa, taşıdığı 《Kızıl Sultan》 damgasına rağmen yalnız hastalık çapında merhameti gösterilecek olan ikinci Abdülhamid Hân bu mevzuda kararını çoktan vermiş ve kendisine hamle ve hareket telkin edenlere şöyle demişti:
- Benim yüzümden tek damla müslüman kanı akmasına razı değilim! İlahi kader ne ise o tecelli eder.
Ortada hürriyet isimli, ne olduğu belirsiz; kiminin insan, kiminin hayvan, kiminin nebat, kiminin cemad sandığı, putlaştırılmış bir laftan başka hiçbir mevcut kalmamıştır.