9/10
·64 syf.··
2026 16. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 08:23
Anlatı okumayalı ne kadar uzun zaman olmuş, meğer. Bu kitap bana biraz da onu hatırlattı; parçalı, dağınık ama bir o kadar canlı bir metnin içinde kaybolmayı. Müldür; İlhan Berk, Ece Ayhan, Nilgün Marmara, Ömer Uluç, Komet, Orhan Duru, Ahmet Güntan, Gülseli İnal, Mazhar Candan, Hür Yumer, Fatih Özgüven ve Hümeyra gibi pek çok ismi metne dahil ediyor. Ama bu, bir anma listesi gibi değil; daha çok zihninin içinden geçip dönüşmüş halleriyle karşımıza çıkıyorlar. Günce parçaları ise metnin en sevdiğim tarafı oldu. Hem yazıldığı dönemin hem de öncesinin politik ve sanatsal atmosferine dair gözlemler var; ama bunlar sabit değil. Bir otobüs penceresinden bakarken ya da bir kahvehanede otururken değişen, dönüşen düşünceler… Sanki fikirler bile metinle birlikte hareket ediyor. Benim için kitap, klasik bir anlatıdan çok bir zihin akışı deneyimiydi. Yer yer kopukluk hissi yaratsa da, o kopukluk aslında bilinç akışının doğasına çok uygun. Okurken bazen “şu an ne okuyorum?” dediğim anlar oldu ama garip bir şekilde bırakmak da istemedim. Çünkü Müldür’ün o “sesli düşünme” hali insana bulaşıyor; bir süre sonra sen de onunla birlikte düşünmeye başlıyorsun. Tam olarak içine girmesi kolay bir metin değil belki ama sabredince, o parçalı yapının içinde kendine ait bir ritim kuruyor.
Nova Roma'da Gece GüneşiLale Müldür · Yapı Kredi Yayınları · 202355 okunma
"Ölüm, Sisifos'un kayasıdır."
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 51. kitabı
Bu kitabı bir iki yıl önce almıştım. O zamanlar Kırmızı Kahverengi Defter' i yeni okumuşum ve o kadar etkilenmişim ki Nilgün Marmara ile alakalı ne varsa okuyup öğrenmek istemişim. Sonra büyük bir kitapçıda bu kitabı buldum. O dönemler neden okumadığımı hatırlamasam da şu an okuduğum için çok mutluyum. Kitap okumakta güçlük çektiğim şu dönemlerde çok iyi geldi. Resmen o unuttuğum tat tekrar dilimin ucuna geldi. Kitaba gelecek olursak, yazarı Betül Şükür müş. Ben adını ilk kez bu kitapla duydum. Nilgün Marmara hakkında öğrendiklerini toparlamış bu kitapta, bazı detayları bilsem de öğrendiğim bir sürü şey oldu. Herkes intiharı ile tanısa da Nilgün Marmara' yı bu kitap bu konudaki bazı önyargılı fikirleri yıkmaya gelmiş. Marmara sanılanın aksine çok neşeli bir insanmış. Evinde şiir partileri düzenliyormuş hatta İkinci Yenilerle kankiymiş :D Her pazar but partisi düzenleyip mor şalı ile kapıları neşeyle açarmış ama neydi onu intihara sürükleyen, ölüm onun için bir kaçış mıydı yoksa özlem mi? " Ölüm, Sisifos' un kayasıdır" diyordu tezin sonuna doğru. Bu, derin ve benzersiz bir benzetmeydi. Sisifos, Yunan mitolojisinde Zeus tarafından cezalandırılan bir tanrıydı. Cezası ise devasa bir kayayı dağın tepesine çıkarmaktı. Sisifos, kayayı dağın tepesine zar zor çıkarıyor ancak tepeye gelir gelmez kaya geri düşüyordu. Böylece Sisifos, sonsuza kadar bu kayayı tepeye çıkarmakla lanetlenmişti. Nilgün Marmara için ölüm, tam olarak bu kayaydı. Sonsuza kadar sürecek olan, taşınması gereken ve kaçınılmaz olandı. Cezaydı, mahvoluştu, muazzam bir hayal gücüydü, kişiyi yaşadığı için acı çekmeye zorlayan absürd bir eylemdi. Kendisi bu benzetmeyi, tam olarak bu sözlerle özetliyordu." ( sayfa 41) Yukarıdaki bahsedilen tez Nilgün Marmara'nın tezidir. Kendisi Sylvia Plath üzerine tez yazmıştır ve sanırım onu çok iyi anlamış ki bu
1000 Kitap
Nilgün MarmaraBetül Şükür · Destek Yayınları · 2021392 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·144 syf.··
2023 98. kitabı
Adını ilk kez bu kitap vesilesiyle duyduğum şair Ayhan İnal’ın, yakın tarihten birtakım mühim kimselerle tanışıklıkları yer alıyor kitapta: Ahmet Muhip Dıranas, Orhan Şaik Gökyay, Arif Nihat Asya, Osman Bölükbaşı, Ahmet Kutsi Tecer, Aşık Veysel Şatıroğlu Abdülbaki Gölpınarlı ve niceleri. Lise yıllarından itibaren şiir ile haşir neşir olması ve şiirlerini dergilerde neşretmek için çaba göstermesi, kitapta adı geçen şahsiyetlerin önemli bir kısmının neden şair olduğunu açıklamaya yetiyor. Siyaset camiasından bazı simalar ile de münasebetlerinin olması muhtemelen İnal’ın 1950’lerde aktif olarak yer aldığı milliyetçi dernek ve kuruluşlar (Türkocakları gibi) sayesinde olsa gerek. Bu hususta, 1944 ırkçılık-turancılık meselesinin mağdurları (mahkûmları) ile ilgili birkaç anekdot yer almakta, zira kitapta adı geçen Alparslan Türkeş ve Orhan Şaik Gökyay bu konuda önde gelen isimlerden. Kitap bölüm bölüm ilerliyor ve her bir kişi için kısa olacak şekilde biyografik bilgi eklenmiş, bu kitabın sevdiğim yönüydü. Kitapta zayıf bulduğum nokta ise yazarın anılarının beklediğimden kısa ve detaysız oluşuydu, bu husus adı geçen kimseleri yakından tanımamızı zorlaştırmış açıkçası. Yakın tarihe merakı olanlar için önerebileceğim bir kitaptır, şans verilmeli diye düşünüyorum. İyi okumalar!
Sanat ve Siyasetten PortrelerAyhan İnal · Akıl Fikir Yayınları · 20161 okunma
Kırmızı Kahverengi Defter - N. MARMARA /Azımsanmayacak kadar ölmüşüm!
8/10
·121 syf.··
2023 26. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2023 16:23
İnsanlar en çok hangi yaşlarda intihara meyilli olurlar? En çok hangi yaşlarda küserler hayata? Nasıl bir yaşam sürükler insanı buna? Var mıdır ömründe bir kez intiharı düşünmemiş olan? Eminim birçok ortak noktanız var yazarla... Okumayı, yazmayı sevmek, Yazarken defterde küçük karalamalar yapmak, Geceleri farklı bir ruh haline bürünmek, Kendisi için yazmak, Dünyaya yaralı olmak... Ne der Ece Ayhan onun için: "Nasıl İsmet Özel 'cumhuriyetle yaralı' ise Nilgün Marmara da 'dün­yayla yaralı' idi." (s. 14) Bu kadar ortak nokta çok iyi değil ama, zira yazarın 29 yaşında hayatına intiharla son verdiğini söylemem gerek. "Azımsanmayacak kadar ölmüşüm! Azımsanamayacak denli ölüyüm!" (s. 43) Kırmızı Kahverengi Defter Yazarın kendi el yazısıyla günlükleri, hayata dair notları, okuduğu kitaplardan aldığı notlar yer alıyor. Gülseli İnal'ın dediği gibi: "Onun ruhunun izleri". Biraz dağınık, biraz plansız, yalnızca kendisi için... Kitabın ismini de Ece Ayhan, Gülseli İnal ve Seyhan Erözçelik birlikte koyuyorlar. Onu hiç okumasanız bile kimi sözlerine eminim birçok yerde denk gelmişsinizdir: "Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna." Yarası yarasına benzeyeni daha iyi anlar insan. Birçok satırda kendinizi bulmanız muhtemel... "Can, üşüme durumunda." Ruhumuz da üşüyor canımızla. Üşümeyen hiçbir zerremiz kalmadı. El yazısının yanında çizdiği resimleri de oldukça beğendim. Alıp başka yerlere götürdü... Ben de günlük tutar yanına çizimler yapardım yıllar önce. "Hayatın neresinden dönersen kârdır," demiş ve oldukça erken gitmiş... Hani bir Teoman şarkısında diyor ya: "Babamın öldüğü yaştayım," diye. Birçoğumuz Nilgün Marmara'nın öldüğü yaşı geçtik belki de. Ben geçtim en azından. Saçımdaki beyazlar geçti, kırışıklıklarım geçti... "Akıl hastanesinde gidişat üzerine sorgulamada, hastalardan biri: 'Hepiniz
Edebiyat
Kırmızı Kahverengi DefterNilgün Marmara · Telos Yayıncılık · 20001,854 okunma
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2021 49. kitabı
1958?de İstanbul?da doğdu. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji?nde bitirip, yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü?nde tamamladı. Sylvia Plath üzerine incelemeler yaptı. Plath?ın bireyin yalnızlığına ve varoluş sorununa bakışı genç şairi etkiledi. Nilgün Marmara, şiirlerinde çoğunlukla, 1. tekil kişinin düşle gerçek arasında gidip gelen, kırılgan izleklerini kullandı. Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Küçük İskender, Lale Müldür, Orhan Alkaya, Cezmi Ersöz, Ece Ayhan, Gülseli İnal ve Serdar Aydın gibi şairleri derinden etkiledi. Sylvia Plath sevgisi, Marmara?yı ölümde de sevdiği şairin yazgısıyla birleştirdi. 13 Ekim 1987?de henüz 29 yaşındayken ?yaşama karşı ölüm? dedi ve intihar etti. “Daktiloya Çekilmiş Şiirler” şairin yayınlanan tek kitabıdır.
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Nilgün Marmara · Everest Yayınları · 20184,787 okunma
10/10
·183 syf.·
2020 43. kitabı
Merhaba Sevgili 1000K Okurları, Bugün sizlerle Nilgün Marmara hakkında hasbihal etmek istedim. Bu incelememdeki öncelikli amacım ufak da olsa sizleri Nilgün Marmara ile tanıştırmak ve bu eseri hakkında o küçük anekdotu sizlerle paylaşmaktır. Özellikle söz konusu şiir ise ben şiiri anlamanın yolunu şairi tanımaktan geçtiğine inanıyorum. “Acaba nasıl bir hayat görüşüne sahip, hayatta neler yaşamış, nasıl bir ailesi vardı, nasıl bir öğrenim gördü, neleri savunuyordu…” ve dahası. Bilirsiniz yazılar, onu yazandan izler taşır. Bu yüzden onlardan arta kalan bu eserler aslında onların birer mirasıdır. İşte bu yüzden önce biraz Nilgün Marmara’yı tanıyalım. Nilgün Marmara 13 Şubat 1958’de İstanbul, Kadıköy’de doğar. Plevneli muhasebe müdürü Fikri Marmara ile Vidinlili Perihan Marmara'nın ikinci kızı. Kadıköy'de geçen çocukluk ve gençlik yıllarını, babası ile Bulgaristan'da geçen çocukluk ve gençlik yıllarını hiç unutmayan annesi şekillendirdi. İlkokul beşinci sınıfta kolej sınavlarından hemen önce sokakta düşerek sol kolunu kıran Marmara, solak olmasına rağmen sınavda sağ elini kullanarak tüm kolejlere giriş hakkı kazandı. Önce kaydını Avusturya Lisesi'ne yaptıran ailesi daha sonra maddi imkânsızlıklardan ötürü kaydı geri çekmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Marmara, ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji ve Lisesi'nde bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olur. Yardımcı Doçent Cem Taylan denetiminde yazdığı bitirme tezi, Sylvia Plath’in şairliğinin intiharı bağlamında bir analizidir. Özellikle yaşamları, düşünceleri, hayata bakış açısından Marmara ve Sylvia Plath birbiriyle çok benzeşmektedir. Nilgün Marmara deyince akla gelen isimlerden birisi de Ece Ayhan’dır. Ece Ayhan’ın hakkında yazdıklarından bildiğimiz kadarıyla Marmara 23-24
Edebiyat
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Nilgün Marmara · Everest Yayınları · 20144,787 okunma