“Utanç mutan kalmadı artık!”
Ahlakçıların, eğitimcilerin ve psikolog-eğitmenlerin dile getirdiği bir kızgınlık çığlığıdır bu.¹¹ Bin kez yapıldı bu saptama. Teşhir ve pervasızlık her yerde hüküm sürüyor. Okulda, işte, sokakta, hadsizlikten, vicdansızlıktan, mahremiyetin sınırlarının bilinmemesinden yakınılıyor. Sosyal ağlar, insanların utanmazca kendilerini sergilemesiyle besleniyor. Kaba saba davranışların, edepsizliklerin bini bir para olmuş.
Bugün bir utanç krizinden geçiyoruz. Kaba saba davranışlar artıyor, edepsizlik yayılıyor, utanmazlık çoğalıyor, çekingenlikten, hayadan, kendini engellemeden, sakınmadan artık eser yok, özellikle de okulda. Ortada bir okul krizi varsa, bu her şeyden önce bir utanç krizidir.¹²
“Kendinizden utanmayı bırakın!”
Utanç ve üzüntüye karşı bir öfke ve yaşam arzusu sıçramasıdır bu, hani varoluşu zehirleyen, ötekine olan tüm güveni, tüm yaşama sevincini körelten, kurbanını can yakıcı bir sessizliğe, kendini hor görmeye mahkûm eden, farklı olana yönelik duyulan nefretle, sonradan görmelerin küstahlığıyla, maçoluk aptallığıyla beslenen ve direncin önünde engel oluşturan şu utanç ve üzüntüye karşı.¹⁰ Ayrımcılıklardan ve damgalamalardan duyulan utanç. Sözün özgürleştirilmesine, insanın kendisini olumlu biçimde geri kazanıp engellerinden kurtulmasına çağrı. Bu noktada, benlik saygısı tüccarları, kişisel gelişim koçları, utancın üstesinden gelme ve kendini kabul etme tekniklerini satmak için birbiriyle yarışır. Tek bir slogan vardır: Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin kendiniz olmanızı engellemesine izin vermeyin. Kendinizi sevin, olduğunuz kişiyle gurur duyun (ancak vaatlerin ötesinde, bozulmuş mahremiyetlerin yarası kalır kuşkusuz).