“Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde Türklüğü tahkir ettikleri gerekçesi ile gayri müslim azınlık mensupları hakkında 1926 ile 1942 yılları arasında açılmış çok sayıda (toplam 421 adet) dâvâ dosyası bulunmaktadır.”
“Teşkilâtı Mahsusa’da Osmanlı Ordusu’ndaki muvazzaf subaylar da görevlendiriliyordu. Dolayısıyla teşkilât, hem İttihat ve Terakki Cemiyeti (Cemiyetin farklı kanatları) ile ve hem de aynı zamanda Osmanlı Ordusu ile yakın ilişki hâlinde olmalıydı.”
Rasathanede inanılmaz bir gece yaşanıyordu. Denizde ayın bıraktığı gümüş selviler ve yakamozlar şimdi bir şehrayin edasıyla gökyüzünde izlenmekteydiler. Cennet tavusu gök semasına inmiş, rasat ehline güzelliğini sunuyordu.
Kendimi çılgınca âşık olmuş ve yaptıklarından sorumlu kılınamıyacak bir durumda görmek istiyorum, diye düşündü. Sırf ayın bir yay gibi doğduğunu görebilmek için gece yalın ayak otların üzerinde dolaşıp, sabaha kadar uyumamak istiyorum. Ayın inceliğini, göğün karanlığını görmek için. Bir kez de sarhoş olmak gerek. Ama tam bir sarhoş, belki de votka içerek, ertesi gün birisi bana neler yaptığımı anlatmalı...!
Unutulmuş bir ırkın bir zamanlar gördüğü bir düş olmasaydı, güneşin sabrımın üzerinde doğması, ya da ayın gölgemi
yolunuza düşürmesinin ıstırabına katlanır mıydım?