9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
UNUTKAN AYNA ~ GÜRSEL KORAT İçerik; Dönem romanı Ödüllü kitap 1915 sonrası, Nevşehir Kasaba hikâyesi Ermeni mübadelesi Toplumsak bellek 336 sayfa Selam… Yazardan okuduğum ilk kitapla geldim. Başlarda biraz durağan başlasa da o ilk tetiğin çekilmesiyle olaylar hızlı bir şekilde ilerledi. Sayfaları merakla çevirdim. Karakterlerin fazlalığı, Rum-Ermeni-Türk nüfusunun dönem olaylarına ayrı ayrı bakış açısının aktarılması, duygusal değişimler, umutlar, yaşamak için verilen mücadeleler ve ödenen bedeller akıcı bir üslupla aktarılmıştı. Askerlerin peşinde olduğu evrak dolu bir tabut ve bu tabutu canları pahasına korumaya kararlı Ermeni vatandaşlar… Her şey tabutu sahibine ulaştırmak için bir mağarada saklayan Boğos adlı bir Ermeni çerçinin, sırrı vermemesi için yanlışlıkla öldürülmesiyle başlıyor. Sonrası ise çete kuran Ermeniler yüzünden düzenleri bozulan, devlet tarafından yerlerinden edilen Ermenilerin kaçışıyla devam ediyor. Hayaller, umutlar, hırs, inanç, aşk ve daha fazlası bu dönem hikâyesinde sizleri bekliyor. Ayrıca on güne ayrılan bölümlerdeki saatleri verilmiş ara bölümlerdeki küçük sözler peşpeşe okununca kitaba ismini veren “Unutkan Ayna” şiirini ortaya çıkıyor. İçindekiler kısmında peşpeşe okuyup şiirin güzelliğini ve metinle ne kadar bağdaştığını da görebilirsiniz. Ayrıca metindeki ayna metaforu da çok güzel düşünülmüş, yazılmış. Zaman’ın değişkenliği ve önemi de satır aralarında okuyucuyu mest etmeyi bekliyor. Dönem kitaplarını, tarihi detayları içeren kitapları çok severim. Bu kitap da sevdiklerim arasında yerini aldı. Ödül almayı hak etmiş Okuma listemin 1687.kitabı… @25m2akademi de bu ayın kitap kulübü seçkimizdi. @gursel_korat @everestyayinlari @sinemcelebioglu Gamze Omurtak Nihan Tanrıyakul #unutkanayna #gurselkorat
Unutkan AynaGürsel Korat · Everest Yayınları · 2023412 okunma
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 07:40
Kalemini merak ettiğim Ayfer Tunç ile tavsiye üzerine üçlemesiyle tanışmaya karar verdim.  Üçlemenin ilk kitabı olan "Kapak Kızı" nı çok sevdim ve devam kitaplarını merak ediyorum. Alıntılar için ayrı bir paylaşım yapacağım. Kapak Kızı, bir dergiye çıplak poz veren "Ayın Kızı Şebnem" isimli gizemli bir kadının, hayatlarına farklı şekillerde dokunduğu üç kişinin gözünden anlatıldığı, modern zaman yozlaşmasını ve kimlik arayışını inceleyen psikolojik  tabanlı bir romandır. Eser, bireylerin kendi iç çatışmalarını ve toplumdaki ahlak, marka tutkusu, lüks yaşam özentisi ve yabancılaşma gibi kavramları sorgular. Olaylar Ankara-İstanbul seferini yapan bir trenin yemekli vagonunda başlar. Birbirini tanımayan üç yolcu, bir erkek dergisinin kapağındaki "Şebnem" isimli kapak kızının fotoğraflarını görür ve onun hakkında konuşmaya başlar. Roman, bu üç yabancının iç dünyalarından geriye dönüşlerle Şebnem'in hayatını irdeler.. Ayfer Tunç
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
Reklam
Bir kez filizlenen fikirler yeniden toprağa gömülemezler
10/10
·556 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:26
Bir kitabın büyüklüğünü bazen satış rakamları değil, yazarının ölümünden sonra insanların ona nasıl veda ettiği gösterir. Emile Zola öldüğünde cenazesine gelen işçiler “Zola!” diye bağırmıyorlar. “Germinal! Germinal!” diye bağırıyorlar. Çünkü artık o kitap bir romandan çıkıp bir sembole dönüşmüş oluyor. İşçilerin sesi, öfkesi ve umudu haline geliyor. Bunu öğrendiğimde kitabı ve özellikle de kitabın adının anlamını merak edip okumaya başladım. Kitap boyunca yerin altında çalışan madencileri okuyoruz. insanların bir günlük ücret uğruna ömürlerini verdiği bir düzen… Bir noktadan sonra insanların neyi neden yaptığını değil, neden başka türlü yapamadığını düşünmeye başlıyorsunuz. İşte o noktada Germinal yalnızca bir roman olmaktan çıkıyor. İnsan, haklı olmakla kazanmak arasındaki farkı görüyor. Çünkü bazen insanlar haklıdır ama güç onlarda değildir. Ama kitabın en güzel tarafı umutsuzluğun içinde bile umudu saklaması. Bunu da kitabın isminden anlıyoruz; Germinal, Fransız Devrim Takvimi’nde baharın başladığı, toprağın altındaki tohumların filizlenmeye başladığı ayın adı. İlk bakışta bu isim kitapla çelişiyor gibi görünüyor. Çünkü roman boyunca karanlık, açlık, ölüm ve yıkım görüyoruz. Ama Zola’nın anlatmak istediği şey tam da bu. Toprağın üstünde her şey kaybedilmiş gibi görünse de, toprağın altında bir şeyler büyümeye devam ediyor. Zola’nın en büyük başarısı ise bunu bir propaganda metnine dönüştürmeden yapması. Grev başarısız olabilir. İnsanlar ölebilir. Maden yeniden çalışmaya başlayabilir. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Çünkü bir kez filizlenen fikirleri yeniden toprağa gömmek mümkün değildir. Sanırım Zola’nın cenazesinde işçilerin “Germinal!” diye haykırmasının sebebi de buydu. Onlar bir kitabın adını değil; kendi umutlarını, mücadelelerini ve geleceklerini
Edebiyat
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,3bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:05
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Vedat Türkali'den “Tek Kişilik Ölüm” adlı tarihi roman oldu. Yazar, 1940'lar sonrasının en hazin dolu gerçeklerini, en acı verici olayların tarihini romanın içine katık yaparak özen gösterdiğini ifade eder. 1940 döneminde TKP tarihinde yaşanan arbedeleri, taşkınlıkları, gencecik insanların hayatlarının ölümle son bulduğu, kargaşalarla dolu acı geçmişi eleştirel bir üslupla ortaya koyar yazar. Nazif geçmişte kıskançlığının kurbanı olarak arkadaşı Müslim'i ihbar etmiş kendisini durumdan kurtarırken arkadaşının ölümüne de sebep olmuştur. Onun kendisine dair iç çatışmaları romanın başından ortasına kadar hakim olan anlatıcıdır. Doktor Gülşen'i ise bir dönem TKP'li olarak görüyor, geçmişiyle hesaplaşırken buluyoruz. Nazif ve Gülşenin oğulları Levent ise tam bir ideolojik yaklaşımla TKP (Türkiye Komünist Partisi)'yi benimseyen, fikirleri ve davranışlarıyla aktif olarak görev alanlardan. Yakalanır ve idamına hükmedilir. Anne, baba ve oğul üzerinden geçmişin nabzını tahlil eden bir üslupla tarih-i dönemin portresini sertçe dile getirilir. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve geçmişe ve dönemin bakış açısına dair bilgi sahibi olduğum verimli bir okuma oldu. #kitapalıntıları İnsanları seviyordu (Hangi insanları?), kurtulmalarını istiyordu (Hangilerinin?) ama kendi kurtuluşunu niye onlara bağlamalıydı (Hangilerine?) Yanıt veremeyebilirdi; sormadan duramıyordu. İçinin bitip tükenmek bilmeyen gelgitiydi bu. Bir yaşam biçiminden başkasına sığınmanın kaçınılmaz uyumsuzluğu belki de. Yaşam zorluyor, sürekli bir yerlere itiyor insanı. İsteyerek yaptıklarınla yapmak istemediklerin, bir bakıyorsun, yer değiştirmiş. Bu dünya karmakarışık. Hep de böyle gidecek. Düzeltmeye kalkan biraz daha bozuyor! Öyle değil mi? Benim savaşım değil bu; yokum
Edebiyat & Roman
Tek Kişilik ÖlümVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015669 okunma
Silo-Hugh Howey
10/10
·558 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:58
"Kader bazen bizi istemediğimiz yerlere götürebilir,ancak sonrasında eylemlerimizi kontrol edemez." "Ya sana bütün dünyada yalnızca elli silo olduğunu ve bizim de o dünyanın mini minnacık bir parçasında bulunduğumuzu söylesem?" Wool serisinin ilk kitabı Silo,zehirli atmosfer ve kum fırtınaları yüzünden insanlar artık Dünya'nın yeryüzünde yaşayamıyor. Onun yerine yeraltına yaptıkları,yüzlerce kat derinliklere uzanan büyük bir siloda yaşıyor. Yetkililerin bulunduğu En-Tepe hariç dış dünyayı görebilecekleri bir yer yok. Silo da yaşayan insanların antlaşmaya uygun olarak belirli kurallara uymak zorundalar. Eğer kurallara uymazlarsa dış dünyaya temizliğe gonderiliyorlar. Tecrübeli Şerif Holston siloda çignenmemesi gereken en büyük kuralı çiğniyor ve dışarı çıkmaktan söz ediyor. Holston'un yerine şerif adayı olarak gösterilen Mekanik mühendisi Juliette oluyor. Tabi işler bu karardan sonra çok değişiyor. Ben yıllar önce bu serinin önce dizisini izlemiştim ve bayılmıştım. Daha sonra kitabında da aynı duyguları mi hissedeceğimi merak ederek serinin bütün kitaplarıni aldım. Ve iyi ki okumuşum bu kitabı. Yazarın kalemini ilk defa okudum ve bu güzel kurguyu akıcı bir şekilde yazmış. Bazı yerlerinde olaylar yavaş işlenmiş ama konunun gidişatına çok uyan bir akış olmuş. Kitap bilimkurgu ve distopya türünde çok güzel yazılmış. Bazı sırların açığa çıkmaması için kimlerin feda edildiğini,insanlardan saklanan gerçekleri ve geçmişte neler yaşandığını okuyoruz. Juliette karakterini genel olarak sevdim. Hayatta kalmak için o çabaladığı yerleri okumak çok heyecanlıydı. Bernard karakterinden ise bu kitapta nefret ettim . Sırf kendi doğrularını korumak için bir sürü insanın hayatıyla oynamış. Kitabın dördüncü ve beşinci bölümü temponun daha yüksek olduğu kısımlardı. Serinin ikinci kitabını
1000Kitap
SiloHugh Howey · İthaki Yayınları · 2020872 okunma
8/10
·224 syf.··
2025 25. kitabı
ispanyol yazar laura esquivel'in kaleminden çıkan okuması oldukça güzel bir kitap. uzun zamandır başladığım kitapları bitiremem, yada çok zor bitirme hastalığına yakalanan biri olarak, kitap kulübünün ayın kitabı seçmesi sayesinde bu kitaba başladım. 1 günde bitti kitap. şaşkınım. neyse kitaba ve konusuna gelelim. önce sadece yemek tarifi okuyacak gibi gelse de kitap, hayatı mutfakta geçen bir kızın annesi.işe, kardeşleri ile, mevcut siyasi durumlar ve en çokta kendi benliği ile çabalayıp durmasını okuyoruz. annesi oldukça despot bir lider olan tita, ailenin en küçük kızı. aile geleneğine göre, hiç evlenemeyecek ve annesine bakacak ömrü boyunca. ne yazık ki, evdeki gelenek çarşının kurallarına pek uymuyor. ee tita da biraz asi bir kız. öyle kalıplara uymaya pek hevesli değil. ( yanlış olmasın, ergenlikten falan değil anladığım doğumundan beri asi çocuk. ) erken doğan tita, mutfakta nacha tarafından büyütülüyor. (hemen parantez, kitapta en sevdiğim karakter. naif, bilge, öğretici. yok yok kadında.) asi kızımız tabii ki bir beyefendiye aşık oluyor ve evlenmek istiyor. herşey biraz da burdan sonra başlıyor zaten, titayı istemeye gelen aileye annesi büyük ablasını teklif ediyor. onlarda tamam diyor! (ne saçma iş, okurken gidip dövesim geldi pedro yu net.) sonrası biraz sarkastik bir hal alıyor bence, değer yargıları, hak adalet, yaşam, kim neyi neden yaşıyordu, hayat bu muydu falan diye düşünmeden edemedim. tita birçok haksızlığa uğrasa da, aşk gerçekten bu kadar güçlü bir duygu muydu? bunu hep sorguladım. sanırım bi noktadan sonra asla hak veremedim tita'ya. ama olsun, en azından o seçimi ile mutlu oldu. aşk romanı olduğuna kanaat getirdim bitirdikten sonra, herkese uymayabilir ama en azından bir şans verilebilirbelki.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,284 okunma
Reklam
Reklam